İsrail ve Amerikan düşmanlığı ya da bir felaket senaryosu!

Türkiye kamuoyunda bugün bir İsrail düşmanlığı var mı? Evet var.
Bu durum aynı zamanda Yahudi düşmanlığı dalgasını kabartıyor mu?
Evet kabartıyor.
Bir soru daha:
Türkiye’de kabaran İsrail düşmanlığına şimdi bir de aşırı Amerikan düşmanlığı eklensin mi?..
Bu sorunun karşılığını öncelikle İsrail’i yönetenlerin ve Washington’daki ‘Yahudi Lobisi’sinin düşünmesinde yarar var.
İsrail düşmanlığına bir de Amerikan düşmanlığının eklenmesi...
Bu nasıl olabilir?
Çok basit:
Ermeni soykırım tasarısı’nın ABD Kongresi’nden geçmesiyle birlikte bu ülkede Amerikan düşmanlığı bir anda patlar, birçok bakımdan çanak çömlek kırılır.
Hatta çok daha büyük bir düşmanlık dalgası kabarsın istiyorsanız, o zaman Ermeni Diasporası’nda geçerli bir talebi yerine getirip tasarının 29 Mart yerel seçimlerinden önce Kongre’den geçmesini de sağlayabilirsiniz.
Böyle bir adım, Türk-Amerikan ilişkilerine daha ölümcül bir darbe indirebilir.
Yahudi lobisi bundan mı yana?
İsrail bunu ister mi?
Ya Başkan Obama yönetimi?..
Bunun nasıl bir tehlike oluşturabileceğini ne kadar düşünüyor yeni Amerikan Başkanı’nın beyin takımı?..
Şöyle bir senaryo yazılabilir:
Birinci aşama...
Ermeni soykırımı karar tasarısı Kongre’ye gelir; Yahudi Lobisi, Ermeni Lobisi’ne el verir ya da kayıtsız kalır; Başkan Obama da seçim sözünü tutar ve tasarı Kongre’den geçer.
İkinci aşama...
Türkiye’de büyük bir milliyetçi dalgayla birlikte, İsrail ve Amerikan düşmanlığı patlama yapar; iki ülkeyle de ilişkiler büyük darbe yer; Türkiye’de ulusalcı-milliyetçi, radikal İslamcı akımlar güç kazanır.
Üçüncü aşama...
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ne yazık ki bir başka bahara kalır, iki tarafta da fanatiklerin, aşırıların değirmenine su taşınır.
Dördüncü aşama...
Türkiye, yeni Amerikan yönetiminin Ortadoğu’ya, Irak’a, İran’a, Suriye’ye, Rusya ve enerji güvenliğine ya da Afganistan’a ilişkin oyun planlarında kolaylaştırıcı değil zorlaştırıcı bir unsur olarak sahneye rahatça çıkar.
Beşinci aşama...
Ermeni tasarısının ABD Kongresi’nden geçişiyle Türkiye’de patlayacak İsrail ve Amerikan düşmanlığından, hiç kuşkunuz olmasın, Avrupa Birliği de payını alır; Türkiye’yi AB’de görmek istemeyen -hem içeride hem dışarıdaki- birtakım odaklar bundan çok iyi yararlanırlar.
Altıncı aşama...
Türkiye’de kabaran Batı aleyhtarı hava, Başbakan Erdoğan’ın Kıbrıs konusundaki manevra alanını çok büyük ölçüde daraltır; böylece 2009’un sonuna kadar Kıbrıs düğümü çözülemeyince, Türk-ABD ilişkilerinden sonra, bu kez de Türk-AB ilişkileri büyük yara alır.
Yedinci aşama...
Türkiye’nin hem Amerika hem Avrupa ile ilişkilerinin çok kötüye gittiği, küresel krizin yol açtığı ekonomik istikrarsızlığa bir de siyasal istikrarsızlığın eklendiği bir Türkiye elbette en çok ulusalcıları, aşırı milliyetçileri, radikal İslamcıları mutlu eder; Türkiye’yi Avrasya’ya, İslam alemine ya da örneğin İran-Hamas-Suriye eksenine çekmek isteyenleri sevindirir.
Sekizinci aşama...
Bütün bu aşamalar içiçe yaşanırken, 2003-2004 yıllarında olduğu gibi askerde yine düğmeye basılır, Sarıkız-Ayışığı-Eldiven gibisinden yeni yeni darbe planları tezgaha konur, Başbakan Erdoğan’a faturayı kesmek için...
Senaryoyu uzatmak gerekmiyor.
Bu senaryo bir ‘kısırdöngü’dür.
ABD Kongresi’ndeki Ermeni soykırımı karar tasarıyla çok tehlikeli biçimde işlemeye başlayabilecek tatsız bir kısırdöngü...
Ya da bir felâket sanoryosu...
Hemen söyleyelim:
Böyle bir kısırdöngüden İsrail de, Türkiye de, ABD ve AB de, bölgesel barış ve istikrar da zararlı çıkar.
Böyle kısırdöngüye ille de kendimizi kaptırmak zorunda mıyız?..
Dördüncü yazı yarın.