İstanbul'la deprem

İstanbul'la deprem


       İTÜ Rektörü Sağlamer: "İstanbul'u yeniden yaratmak zorundayız. İTÜ ve üniversiteler olarak biz hazırız. Ama devlet kaplumbağa hızıyla davranıyor." Prof. Görür: "Beklenen deprem için çok az şey yaptık. Asıl sorun bu..."

İstanbul'u deprem felaketi vurursa...

       İstanbul ve deprem... Bu açıdan bir yıldır, yani 17 Ağustos'tan beri gündemin başında felaket senaryoları geliyor. İstanbul'un büyük bir depreme hiç de hazırlıklı olmadığı akademik dünyada yazılıyor çiziliyor.
       Uyarıcı oluyor mu?
       Ankara etkileniyor mu?
       Devlet gereğini yapıyor mu?
       Yoksa söz olup uçuyor mu her şey?
       Kağıt üstünde mi kalıyor?
       İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülsün Sağlamer ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Naci Görür'ün bu sorulara yanıtları olumsuz. Dünkü Finansal Forum gazetesinde devleti ve belediyeleri eleştiren açıklamaları ilginçti.
       İTÜ Rektörü Sağlamer:
       "İstanbul'u yeniden yaratmak zorundayız. Buna mecburuz. İstanbul Teknik Üniversitesi ve üniversiteler olarak biz buna hazırız. Ancak devlet kaplumbağa hızıyla davranıyor."
       Prof. Naci Görür:
       "Yaraların sarılması artık yetmiyor. Toplum 17 Ağustos'un acısıyla kıvranırken, 'Önümüzde deprem olursa ne olur?' kaygısına da düştü. Beklenen deprem için çok az şey yaptık. Asıl sorun bu."
       İTÜ Rektörü Sağlamer:
       "İstanbul'un orasını burasını çekiştirmekten vazgeçmeliyiz. İstanbul'un çok farklı ele alınması gerekirken, merhemler sürerek işi hallediyoruz. Bu işler rutin. Kazmayı vuracak bir vizyon gerekiyor. 12 milyonluk şehir risk altındaysa, bu şehir yeniden yapılanmalı..."
       Prof Naci Görür:
       "İstanbul Valiliği ile Büyükşehir Belediyesi'nin iyi niyetle birtakım çalışmalar yaptığını biliyoruz. Ama bu yapılanlar daha çok organizasyon nitelikli çalışmalar. Yani deprem olup bittikten sonra enkaz altındaki insanlara en çabuk nasıl müdahale edilir, yangın, patlamalar, su baskınları nasıl bertaraf edilir, yollar nasıl açık tutulur, komünikasyon nasıl sağlanabilir gibi konulardaki reorganizasyonları kapsıyor.
       Bunlar bir bakıma kağıt üstü çalışmaları. Bir yere yazarsınız. Yazdığınız yerlere verdiğiniz talimat yerine getirilir. Bunlar bir güzel ciltlenir ve her tarafa da gönderilir.
       Bunlar kolay şeyler.
       Ama buna karşılık, benim evim çöker mi çökmez mi diye düşünen vatandaşın derdine çare bulacak çalışmalar hiç yapılmadı."
       İTÜ Rektörü Sağlamer:
       "İstanbul 1453'te Fatih tarafından fethedildi. İstanbul şimdi yeniden fethedilmeyi bekliyor. Cehalete, bilgisizliğe, etik değerlerin yozlaşmasına karşı bilimin, teknolojinin, aklın, mantığın zaferi olacak yeni bir fethi bekliyor İstanbul..."
       Prof. Naci Görür:
       "İstanbul'da yapıların yüzde 60'ın üzerinde kaçak olduğunu yetkililer söylüyor. Önce varoşlardan başlanmalı. Buralarda bırakın kaliteyi, sağlamlığı, izanın, aklın olmadığını görürsünüz. Bu bölgeler ilk hedef bölgeleri olmalı. Buralarda hem zemin çürük, hem temel zayıftır. İlk kazmanın vurulacağı yerler buraları olmalı. Milyonlarca insanı tehlikeye terk edemezsiniz.
       Yetkililer neyi bekliyor?
       Çürük zeminleri ıslah ediyoruz; evleri yıkıp yenilerini vereceğiz; buraları yeşil alan, park yapacağız diyebiliyorlar mı?"
       İTÜ Rektörü Sağlamer:
       "Binlerce uzman mühendis açığı var. Türkiye'nin her tarafında var. Üstyapı ve zemin koşulları açısından, deprem yönünden uzman mühendisler yetiştirilmeli."

Kıyamet...

       Kısacası:
       Lafla peynir gemisi yürümez.
       İstanbul'u büyük bir tehlike bekliyor. Hazırlıksız yakalanırsak, bunun bir kıyamet olacağı anlaşılıyor.
       Devlet ağır ve hantal!
       Depreme göre organize olamıyor.
       İTÜ Rektörü Sağlamer, devletin kaplumbağa hızı ile hareket etmesinden yakınıyor. Kazmayı vuracak bir vizyon istiyor devletten...
       TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Başkanı Görür, işin kolayına kaçıldığını, çalışmaların kağıt üstü kaldığını belirtiyor. İstanbul'da ilk kazmanın vurulacağı yerlerin belli olduğunu, bir an önce harekete geçilmesini istiyor.
       Silkinme zamanı değil mi?
       İstanbul'u kendi kaderiyle mi baş başa bırakacağız?
       Ve adam sendecilikle unutkanlık illetinden ne zaman kurtulacağız?
       Yalnız devlet değil, toplum olarak da...



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr