Kabuk değiştirmek için yeni parti mi?..

Kabuk değiştirmek için yeni parti mi?..


Türkiye yakın tarihinin en ilginç dönemlerinden birini yaşıyor. Siyasal açıdan heyecan verici bir altüst oluş dönemi bu. Bir kabuk değişiminin eşikte olduğunu gösteren bir sürü sinyal yanıp sönüyor.
Ne oluyoruz diyenlerin sayısı belki çok değil. Ancak, her biri simgesel değere sahip çok çarpıcı, hatta bazıları trajik, yakın zamana kadar hiç akla hayale gelmeyecek olaylar, gelişmeler çoktandır birbirini izliyor.
Cavit Çağlar hapiste...
stelik ABD'den gönderildi.
Dinç Bilgin hapiste...
Beyaz Enerji dosyaları...
Ersümer'in istifası...
DSP'de Pişkinsüt olayı...
Ecevitler'in acıklı durumu...
Öksüz'ün 'şanlı Telekom' direnişi!
Ve Derviş'in sahneye çıkışı...
Kamu bankalarının tasfiyesi, özelleştirilmesi, bütçe dışı fonlara son verilmesi, şeker, tütün yasaları, yeni ihale düzeni vs. derken, bugüne kadar Türkiye'yi çıkmaza sokan bir siyasetçi tipiyle siyaset tarzının kökünü kurutabilecek, popülist politikalara son verebilecek adımlar...
Bütün bunlar üst üste konduğu zaman, bir dönem kapanırken yeni bir dönemin eli kulağında demek mümkün.
Yepyeni bir süreç!
Veyahut dünkü yazımın başlığında bana, "Türkiye kabuk değiştirecek, eli mahkum!" dedirten durum...
Nedeni malum:
Büyük bir krizdeyiz.
Kriz, düzenden kaynaklanıyor.
Kriz, Türkiye'yi sallıyor.
Yıllardır kötü yönetildiği için bu derin krizin içine yuvarlandı Türkiye. Temel sorunlarını çözmediği, biriktirdiği için şimdi kriz içinde kıvranıyor. Onun için düzen değişikliği şart.
Deniz bitti çünkü!
Duvara dayandık.
Ülke olarak batmayacağımıza göre, başta ekonomi ve siyaset olmak devlet düzenimizde köklü değişikliklere gitmek zorundayız. Ya daha bir süre yerlerde sürüneceğiz ya da doğrulup boğayı bu kez boynuzlarından yakalayacağız, yere vurmak üzere...
Kriz bu açıdan bir fırsat.
Türkiye'de siyasetin temizlenmesi ve yenilenmesi, yani kabuk değişimi için krizden yararlanmak ve köklü değişimlerin yolunu açmak doğru bir yaklaşım...
Türkiye'de kriz dönemleri, hatırlayın, her seferinde yeni siyasal oluşumların ve yeni liderlerle birlikte taze başlangıçların kapısını açmıştır.
27 Mayıs, Demirel...
12 Mart, Ecevit...
12 Eylül, Özal...
Yine bir askeri darbe mi?
Elbette bunu düşünmüyorum, arzu da etmiyorum. Ayrıca bir darbeye ihtimal vermiyorum.
Bu seferki daha değişik bir kriz dönemi. Dipten gelen, kabaran bir dalga var. Toplumun çok değişik ve yaygın kesimlerinde yükselmekte olan "Yetti artık!" duygusu elle tutulur hale gelmiş durumda.
O kadar ki, krize yol açanlar şimdi kendi elleriyle bazı reformcu adımları atmaktan başka çareleri kalmadığını görmüş durumdalar.
Hükümet sonuna kadar gidebilir mi?
Bu yılı çıkarabilir mi?

Koalisyon hükümetinin en azından beş altı ay daha gitmesi, bu süre içinde ekonomik programı ciddiyetle uygulaması temenni ediliyor. Ama böyle bir süreç, etkili odaklarda yeni bir siyasal oluşum fikriyle ilgili zihinsel egzersizleri de engellemiyor.
Yeni oluşum, mevcut partilerden birinde, örneğin DSP'de hayata geçebilir mi? Yoksa yeni parti mi gerekir? Bu bakımdan Kemal Derviş uygun bir isim olabilir mi?
Gerçekten değişik bir altüst oluş dönemi yaşanmakta. Kamuoyunun nabzı değişim yönünde atıyor.
Dün dediğim gibi:
Türkiye kabuk değiştirecek, eli mahkum!