Kadınla erkek!

Bir adım daha lazım.Kadın erkek eşitliğini sağlamak için "Devlet gerekli önlemleri almakla yükümlüdür" cümlesine bir cümlecik daha eklemek şart:"Pozitif ayrımcılık dahil..."Niçin isteniyor bu ek?Kadın erkek eşitliği kağıt üstünde kalmasın diye. Kadın özgürlüğüne giden yol daha çok açılsın diye. Devlet, kadını kayırıcı adımlar atarak hukuki metinleri hayata geçirebilsin diye...Bunun adı pozitif ayrımcılık.Yaşamın içinde kadını kollayan bu ayrımcılığı AB standartları da öngörüyor. Türkiyenin 1985te imzalamış olduğu "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi"nde de pozitif ayrımcılık var.Ama AKPnin tavrı negatif! CHPnin anayasa değişikliği çerçevesindeki bu haklı değişiklik önerisine yanaşmıyor. Oysa, bu ek cümlecik kadın erkek eşitliği alanında çağı yakalayan ileri bir adım. Fehmi Koru geçen gün Yeni Şafaktaki köşesinde AKPnin tutumunu üstü örtülü de olsa eleştiriyordu:"Ak Partinin önerilen ek cümleciğe neden itiraz ettiği pek anlaşılmıyor. İtirazlara kulak verildiğinde, temel hak ve özgürlükler alanında kadını eşitgörmekte zorlanan bir zihniyetin bazı Ak Partililerde var olduğu hissi alınabiliyor. Bazıları yeni düzenlemeye kerhen razı oluyor ve daha ötesini engellemeyi görev bilir gibi davranıyor."Altı çizilmesi gereken şu:Kadınla erkeği eşit görmekte zorlanan bir zihniyet...Soru ve sorun burada.AKP milletvekilleri arasında kendini belli eden bu zihniyettir, kadına dönük pozitif ayrımcılığa karşı çıkan. Kadınla erkeği tam eşit göremeyenlerin iç dünyasından kaynaklanan bir direniştir Meclis gündeminde olan...Bunu aşabilir AKP.Önünde bir fırsat daha var. 10 maddeden oluşan anayasa değişikliği önerisi bugün TBMMde bir kez daha oylanacak. AKPnin getirdiği bu reform paketinin 9 maddesine CHP de oy verdi. Bir değişiklikte de CHPnin dediği neden olmasın?AKP bu fırsatı kaçırmasın.Pozitif davransın!AKPnin bu günlerde negatif tavır sergilediği önemli bir konu daha var:YÖK ve imam hatipler...Dünkü yazımda da belirttim. AKP bu konuda bir uçtan öbürüne gidiyor. Kendisine bu açıdan YÖKteki şahinler de yardımcı oluyor.İki taraf da bugüne kadar doğru dürüst bir diyalog ortamı yaratabilmiş değil. Konuşa konuşa çözülebilecek yaşamsal bir konu, giderek siyaset sahnesini geren bir sorun yumağına dönüşüyor ne yazık ki.Dünkü yazımla ilgili olarak YÖK genel kurul üyesi ve Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalardan not geldi. Aydınlatıcı olan bu notu aynen köşeme alıyorum:"Hükümetin yükseköğretim yasasında değişiklik tasarısı yöntem ve içerik açılarından çok olumsuz sonuçlar getirecektir. Yöntem açısından bakıldığında, hükümet tasarıyı ne YÖKle ne de Üniversitelerarası Kurulla tartışmıştır. Bu metin her iki kurulda soğuk duş etkisi yapmış, daha önce araştırma fonu bütçeleri, bursların merkezileştirilmesi gibi konularda hükümete karşı doğmuş olan güvensizliği ciddi biçimde derinleştirmiştir. Hükümetin akademik dünya ile güvene dayanan diyalog kurma şansı önemli bir yara almıştır.İçerik açısından tasarının en önemli yönü, imam hatip liseleriyle ilgilidir. Her ne kadar konunun mesleki teknik liselerin tümüyle ilgili olduğu ileri sürülse de, bu sav inandırıcı değildir. Ayrıca getirilen çözüm formülü de sağlam bir mantığa dayanmıyor.Sözel - sayısal - eşit ağırlık biçiminde bir ayırım genel liseler için anlamlıdır. Meslek liseleri içinse fazlasıyla zorlamadır. Mesleki teknik eğitim alan bir öğrencinin kendi meslek dalı çizgisindeki bir fakülteye başvurabilmesi gerekir. Ve yapılacak düzenleme de bununla sınırlı olmalıydı.Tasarının sayısal alanda yer aldığı kabul edilen bir mesleki teknik lisenin mezunlarına sayısal alandaki tüm fakülteleri açıyor gözükmesi de çok aldatıcıdır. Çünkü bu liselerden mezun olanların üniversiteye giriş sınavlarında geçmiş yıllarda aldıkları puanlara bakıldığında, burada boş bir umut pompalaması ile karşı karşıya olduğumuz hemen anlaşılır.Eğer bu tasarı yasalaşırsa, imam hatip liseleri dışındaki meslek okullarının öğrencilerine sunulan sözde olanağın ne kadar aldatıcı olduğu birkaç ay içinde görülecektir.İmam hatip liseleri konusu da en açık biçimde tartışılmalıdır. Batı ülkelerinde ortaöğretim düzeyinde din adamı yetiştirme programı bilmiyorum. Doğru olan bu eğitimin ortaöğretimden sonra verilmesidir. Kız öğrencilerin imam hatip liselerinde okumasının ise mesleki hiçbir gerekçesi yoktur.Türkiyenin ekonomik ve toplumsal gereksinimlerine yanıt verecek bir eğitim sistemini tartışmak için popülizmden ve önyargılardan uzak, nesnel tutum ve yaklaşımlar gerekiyor."Dileriz, böyle olur.Gerilimden kaçınmak, bunun yerine diyalog platformları oluşturmaktır doğru olan... h.cemal@milliyet.com.tr Kadınla erkek eşittir demek yetmiyor. Bu eşitliği sağlamak için devlet gerekli önlemleri almakla yükümlüdür demek de yetmiyor günümüzde.