Karanlıktan beslenenlerin hortumlarını kesmek...

Karanlıktan beslenenlerin hortumlarını kesmek...


       Şu sözlerin altını kalınca çizin: "Devlet bir çıkar ortaklığı ağıyla örülmüş. Amacımız, bu çeteleri devletten temizlemek ve çıkar ortaklığı ağını çökertmek. Ucu nereye kadar gidiyorsa, oraya kadar gitmek."
       Bu sözler kimin?
       İçişleri Bakanı Tantan'ın.
       Hafta sonu Milliyet'in manşetinde yer alan bu açıklamaları Ankara temsilcimiz Fikret Bila'ya yaptı. Cumhuriyet devletinin bir bakanı, devletin "bir çıkar ortaklığı ağıyla örülmüş olması"ndan yakınıyor. "Ucu nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidilecek" diyor.
       Yani iz sürmekten bahsediyor.
       Keşke olabilse.
       Keşke Tantan'ın dedikleri gerçekleşse.
       Ama ne yazık ki ülkemizde çıkar ortaklıklarının siyaset dünyası ve devlet bürokrasisi içindeki bağlantı noktalarını yakalamak söylendiği kadar kolay bir iş değil. Bizde avanta çetelerini himaye eden politikacılarla bürokratların yaptıkları genellikle yanlarına kar kalabiliyor.
       Bir başka deyişle:
       Karanlıktan beslenmeye devam ediyorlar. En son çarpıcı örnek herkesin malumu:
     Murat Demirel ve Egebank.
       Hazine daha 22 Haziran 1999 tarihinde Egebank'ın sahibi Murat Demirel'le bazı yöneticileri hakkında Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusu yapmıştı.
       Ama savcılık dava açmadı.
       Niye?..
       Eğer savcılık dava açmış olsaydı, Egebank'a fiilen el koyabilecekti Hazine. Savcılık dava açmadığı için 6 ay daha beklendi. Bu zaman zarfında soygun süreci hızlandı.
       İkinci soruya gelince:
     Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'yla ilgili yasanın uygulaması neden gecikti?
       Böyle bir gecikme de olmamış olsaydı, bankanın içini boşaltma operasyonu belki bu boyutlara ulaşmayacaktı.
       Denebilir ki:
       Devlet çarkı gecikmeli döndü.
       Bunun da hesabı sorulmayacak mı?
       Devlet çarkı Egebank konusunda gecikmeli de olsa sonunda dönmeye başladı. Ayrıca, bu tür gecikmeleri bundan böyle engelleyebilecek bir adım da atıldı. Yeni bir mekanizma Başbakanlık katında oluşturuldu.
       Buna süper komisyon da denebilir.
       Doğrudan Başbakan Ecevit'e bağlı olarak çalışmaya başlayan özel yetkili bu komisyonun görevi şu iki sözcükten ibaret:
     İz sürmek!
       Çetelerin siyaset dünyasıyla devlet bürokrasisi içinde nerelere kadar uzandıklarını izlemek bu yeni komisyonun görev alanını kapsıyor.
       Ayrıca, organize suç çeteleriyle mücadele ederken çeşitli devlet kuruluşları arasında eşgüdümü sağlamak, anlamsız rekabet ve itiş - kakışları en aza indirmek yine bu komisyonun yetkileri arasında...
       Dileriz, bu komisyon gerçekten iş yapar. Çünkü, Zekeriya Temizel'in başkanlığındaki Bankacılık Üst Kurulu şu sıralar temiz devlet - temiz siyaset özlemi açısından heyecan verici bir dalga kabartmış durumda.
       Arkalarında siyasi iradenin desteğini hisseden öteki devlet kuruluşları da heyecana gelirse, İçişleri Bakanı Tantan'ın çabaları devam ederse, yargı mekanizması kendini havaya kaptırırsa, ülkemizde kiri temizleme süreci hiç beklenmedik biçimde hızlanabilir.
       Unutulmasın:
       Karanlıktan beslenenlerin korkulu rüyası hukuktur.
       Hukuk devletidir.
       Çünkü hukuk karanlığı aydınlatır. Hukukun üstünlüğüne göre işleyen devlet ve toplum düzeni, devletin içindeki ve dışındaki soyguncular için bir kabustur.
       Yarasalar gibi ışıktan korkanlara daha fazla fırsat verilmesin.
       Türkiye ne yazık ki rüşvet ve yolsuz sıralamasında dünya ortalamasının çok üzerinde seyreden bir ülke. Bunu tersine çevirmek için soygun hortumlarının artık kesilmesi gerekiyor.


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr