Kızıl Kitap!

Kızıl Kitap!


Hasan CEMAL


       Antikacı dükkanın bir köşesinde Mao'nun Kızıl Kitabı'na rastlıyorum. 1960'ların o kutsal kitabı... Mao demiş ki: "Kapitalizm nasıl Sovyetler'de tarih müzesine kalktıysa, bütün dünyada da aynı şey olacak." Ama bu dediği olmamış Başkan Mao'nun...

Mao'nun Kızıl Kitabı turistik eşya ama...

       Koskocaman, bilmem kaç katlı bir büyük mağaza: Hong Qiao Market... Perşembe günü öğle vakti. Çinliler alışveriş ateşine tutulmuşlar. İğne atsan yere düşmez. Balıktan inciye kadar her şey satılıyor.
       İnci deyip geçmeyin. İngiltere başbakanlarından Margaret Thatcher da buradan inci satın almış. Göz alıcı bir köşede renkli fotoğrafı asılı duruyor.
       Çıtı pıtı bir Çinli kadın.
       İsmi, Dong Shu Fang.
       Dükkanı avuç içi kadar. Girintili çıkıntılı, loş koridorlardan birinde. Makul fiyata antika satıyor. Raflara bakınırken birden gözüme ilişti:
     Kızıl Kitap!
       Kırmızı plastik kapağı ve doğan güneşin içine oturtulmuş o Mao fotoğrafıyla... İngilizcesi, Fransızcası, Çincesi... Bir komodinin üstüne darmadağınık ve tozlu bir halde öylece bırakılmışlar. Hepsi gömlek cebine girecek, hatta avuca sığacak büyüklükte.
       Ben de 1966'da Almanya'dayken kendime bir tane Kızıl Kitap edinmiştim.
     "Başkan Mao Ze Dung'dan Alıntılar!"
       1960'ların, Kültür Devrimi'nin kutsal kitabı... Kızıl Kitap'ın iyice sararmış sayfalarını karıştırırken soruyorum:
       "Satıyor mu?"
       "Çok ender. Arada bir satın alan yabancı turistler çıkıyor. Çinlilerin merak ettiği yok."
       "Siz hiç okudunuz mu?"
       "1966 yılında ortaokuldaydım. Mecburiydi o zaman. Hepimize birer adet vermişlerdi Kızıl Kitap'tan. Bazı bölümlerini ezberleşmiştik. Kültür Devrimi zamanı..."
       "Kızıl Muhafızları anımsıyor musun?"
       "Evet, iyi şeyler yapmadılar."
       Raflardaki antika eserleri işaret ediyor eliyle:
       "Bunun gibi ne var ne yok her şeyi kırıp döktüler. Eskiye karşı çıktılar. İyi günler değildi. Okuldan sonra devlete ait konfeksiyon fabrikasında işçi oldum. 10 yıl oldu bu dükkanı açalı. Kendi işim. Fena gitmiyor."
       * * *
       Kızıl Kitap'ın sayfalarını gelişigüzel karıştırıyorum.
     Mao 1940'ta demiş ki:
       "Komünizm yeni bir sosyal sistemdir. Feodalizm nasıl ki tarih müzesindeki yerini aldıysa, kapitalizm de Sovyetler Birliği'nde müzelik olmuş durumda. Kapitalizm bundan böyle, hızla ölümüne yaklaşan bir insan ve batan bir güneş gibi, çok yakında her yerde müzelik olacak."
       Dediği çıkmadı Mao'nun.
       Rusya'da kapitalizm geri geldi.
       Çin'de de öyle.
       Ama Çin'de resmi söylem öyle değil. Kapitalizm ya da pazar ekonomisi demiyor resmi ağızlar. Daha çok sosyalist pazar ekonomisi deyimini kullanıyorlar. Örneğin Çin Cumhurbaşkanı Jiang Zemin önceki gün yaptığı konuşmada şöyle diyordu:
       "Çin halen kalkınmakta olan sosyalist bir ülkedir. Deng Şiyaoping'in önünü açtığı, Çin'e özgü sosyalizm yolunda emin adımlarla yürümektedir."
       Çin Komünist Partisi'nin söylemi hala böyle. Kendi otoritesini tartışma konusu yaptırmıyor. Eskiye göre hakimiyeti zayıflamış durumda. Ama ülkeyi son yirmi yıldır yine de demir elli bir yönetimle dışarıya açıyor. Ekonomiyi hızla kapitalistleştiriyor Komünist Partisi.
       Tarımda devlet mülkiyeti hemen hiç kalmadı. Kollektif çiftlikler çoktan tarih oldu.
       Son yirmi yılda Çin'e girmiş olan yabancı sermaye 220 milyar dolar, (Türkiye'de toplam 10 milyar dolar civarında). Yalnız 1998'deki doğrudan yabancı sermaye yatırımları ise 45 milyar dolar...
       Milli geliri 1979'dan beri 20 kat artarak 44 milyar dolardan 904 milyar dolara çıktı. Aynı süre içinde ortalama büyüme hızı olarak yüzde 10'u tutturdu, (dünya ortalaması yüzde 3.3).
       Dış ticaret hacmi 20 milyar dolardan 325 milyar dolara çıkarken, dünya ticaretinde 27. sıradan 10. sıraya tırmandı.
       * * *
       Enflasyon derdi hiç yok Çin'in!
       Son iki yıldır düşüyor tüketici fiyatları...
       Kişi başına milli geliri, Dünya Bankası'na göre, 1998'de 800 dolar. Kayıt dışı ekonomiyle bu miktar 1500 dolara çıkabiliyor, (Türkiye için bu rakamlar 3000 ve 6000 dolar).
       Pekin'de kişi başına milli gelir 1335 dolar, Şanghay'da 2084 dolar olarak hesaplanıyor.
       Gelir dağılımı ise büyük bir hızla bozuluyor. Çin'in nüfusu 1.3 milyar. Jilet gibi ince bir dilimi oluşturan yeni zenginler ise ancak 1 milyonluk küçücük bir gruptan ibaret...
       Bir başka hesap da şu
       Ekonomideki son yirmi yıllık gelişme, 200 milyon Çinliyi yoksulluktan, yani sürünmekten tamamen kurtarmış durumda. Buna karşılık 300 milyon Çinli hala günde 1 dolarla geçinmeye çalışıyor.
       Çin'de komünist eliyle kapitalistleşmenin yirmi yıllık uzun yürüyüşü bu sonuçları vermiş...
       Yarın Pekin'den dördüncü yazı...



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr