Korku değil umut!

14 Nisan yazısı üç Elbette, demokrasinin geçtiği yollardan biri budur.Ama bu demokratik eylemi koyarken, akılda tutulması gereken bazı sorular vardır:Kendin gibi düşünmeyenlere ne kadar tahammül edebiliyorsun? Yoksa demokrasiyi sadece kendin için mi istiyorsun?Eğer öyleyse, kendin gibi düşünenlerden başka herkesi susturulması gereken bir satılmış, bir vatan haini, bir düşman işbirlikçisi olarak görüyorsan, o zaman çek kuyruğunu gitsin, demokrasi senin için bitmiş demektir.Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı, Türkiye'de laik cumhuriyetin tarihin en büyük tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu iddia ediyor.Neden?Açıkça söylemese de, bu iddiasının arkasında iki neden yattığı anlaşılıyor. Biri AKP hükümeti, diğeri Erdoğan'ın muhtemel cumhurbaşkanlığı...Ben Sezer gibi düşünmüyorum.Her ne kadar Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasına taraftar değilsem de, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığını yapan bir siyaset adamının cumhurbaşkanı olmasında demokrasiye aykırı bir yan olduğunu düşünmüyorum.Ayrıca Cumhurbaşkanı Sezer, anlaşılan o ki, Erdoğan'ın gizli bir gündemi olduğu kanısında.İnandırıcı değil bu da.Başbakan olarak Erdoğan'ın hükümette geçirmiş olduğu dört buçuk yıllık bir uygulama dönemi, gizli gündem olup olmadığını anlamak için yeterli bir zaman dilimidir.Bir başka nokta:Erdoğan'ın eşinin türbanlı olmasını, Çankaya'ya çıkış ve Türkiye'yi dünyada temsil açılarından sakıncalı bulan görüşü de içime sindiremiyorum, antidemokratik ve hatta ayıp buluyorum.Daha önemlisi:Türkiye, bir takım gizli gündemlerle burnundan tutulup oraya buraya çekilebilecek ya da karnıyarık gibi ortasından bölünebilecek bir ülke değildir.Böylesi korkulara sahip olanların Türkiye'yi bu kadar küçümsüyor olmalarına da hayret ediyorum.Benim düşüncelerime katılmak zorunda değilsiniz. Benim fikirlerimle sonuna kadar mücadele edebilirsiniz.Ama sınırları içinde...Benim gibi düşünenleri, 14 Nisan mitinginde olduğu gibi, eğer vatan haini, satılmış, laiklik düşmanı ilan etmeye kalkışırsanız, o zaman unutun demokrasiyi. Böylesine bir tahammülsüzlükle demokrasi kesinlikle yan yana gelmez.Böyle düşünmüyor musunuz?Siz de Cumhurbaşkanı Sezer gibi laik Cumhuriyet'in elden gitmesine ramak kaldı mı diyorsunuz?Ya da Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte sivil darbe tamamlanmış mı olacak sizin gözünüzde? Sözgelimi, bunu önlemek için her yol mubah diye mi düşünüyorsunuz?Bir an durun.Bu kadar gözü kara olmayın.Bakın, darbe tertipleri bunun için yapılıyor. Türkiye'de demokrasiyi ve 1950'de halkın oylarıyla gerçekleşen ilk iktidar değişimini, demokrasiye atılan bir ilk adım olarak değil de, gericiliğin seçim sandığından çıktığı bir karşı devrim olarak görenler var.Diyorlar ki özetle:"Tayyip Erdoğan Çankaya'yı da ele geçirdi mi, karşı devrim tamamlanmış olur. Şeriat'a giden yol açılır. Bu sivil darbeyi engellemek lazım. Gerekirse askeri darbe de yapılır bunun için. Sonra, bir mıntıka temizliği yapar ve günün birinde yeniden demokrasiye döneriz."İşte böyle.Darbe tertiplerinin ardındaki gerçek aynen böyledir. 14 Nisan'ın ruhu derken işte bu gerçeği kastediyorum. 14 Nisan günü Tandoğan Meydanı'nda "Darbeci değil devrimciyiz!" diye bağıranların düşünce yapısında kendini ele veren ruhun başında, böyle bir devrimci mıntıka temizliği kafası vardır.Ve bu kafada demokrasi yoktur!Dışişleri Bakanı Gül, darbe tertiplerinden -iddialar Nokta dergisinde çıkmadan önce- haberleri olduğunu bu satırların yazarına söylemiş, bu konudaki yazı 7 Nisan 07'de bu köşede yayınlanmıştı.14 Nisan'a çağdaş hayat tarzlarını tehdit altında gördükleri için, laikliğe sahip çıkmak için halisane duygu ve düşüncelerle katılanlar elbette vardır.Ama onlara bir görev düşüyor:Demokrasiyi umursamayanların oyununa gelmekten kaçınmak, onların aleti olmaktan sakınmak, bir başka deyişle darbe tertipçilerinin yol arkadaşı olmaktan uzak durmak...Çare demokrasidir!Farklı olana tahammül ederek, halkın oyuna ve Meclisin iradesine saygılı olarak AKP'ye siyasal alternatifler üretmektir çare...Türkiye'ye güvenin!Korkularınızı değil, geleceğe dönük umutlarınızı besleyin. h.cemal@milliyet.com.tr Meydanlara çıkıp protesto eylemi yapmak.... Ne düşünüyor ve istiyorsan özgürce ifade etmek, tabii şiddete başvurmadan... Yani demokratik bir hakkı kullanmak...