Le Pen hayaleti ve solun kimlik krizi...

Le Pen hayaleti ve solun kimlik krizi...


Yalnız Fransa'da değil, Avrupa'da da Le Pen hayaleti dolaşıyor pazar gecesinden beri. Siyaset sahnesinde deprem yaratan, sadece Fransız solunda değil, Avrupa solunda da kimlik krizini açığa çıkaran aşırı sağcı bir hayalet bu.
Le Pen bir ırkçı.
Yabancı düşmanı.
Neo - faşist kimine göre.
Küreselleşmeye karşı.
Avrupa Birliği'ne de öyle. İktidara gelirse, Fransa'nın AB ile anlaşmalarını gözden geçireceğini söylüyor.
Euroya karşı.
Fransız frankını geri istiyor.
Ölüm cezasını da geri istiyor.
İki yüz bin yeni cezaevi hücresi sözünü veriyor.
Önce Fransızca diye bağırıyor. Önce milli değerler diye bağırıyor.
İşsizleri, göçmenleri, kanun ve nizam hakimiyetini, artan suç oranını, yolsuzluk ve rüşveti diline doluyor.
Ve kazanıyor Le Pen.
Sosyalist lider Jospin ise kaybediyor. Sosyalistleri 1969'dan beri ilk kez cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda adaysız bırakıyor.
Oysa beş yıldır başbakandı.
Ne İsa'ya ne Musa'ya yaranabildi.
Ekonomide reform yapamadı.
Partisini ve solu toparlayamadı.
Ekonomiyi de, partisini de yenileyemedi. Devlet ağırlıklı geleneksel sol politikalarla yol alabileceğini sandı, yanıldı. Ekonomide rekabet ve verimliliği ateşleyici reformlara cesareti ve vizyonu yetmedi.
Özelleştirmeyi önemsemedi.
Sosyal güvenlik reformunu gerçekleştiremedi. Sendikalara teslim oldu.
Karizma yoksulu bir siyasetçiydi.
Ruhsuz bir kampanya yürüttü.
Ayrıca sol oylar bölündü!
Birinci turda yarışan 15 adaydan 11'i soldandı. Jospin oyların yüzde 16'sını alırken, öteki 11 adaya toplam yüzde 28 oy gitti. Aşırısı dahil sol oylar bölünmese, Jospin'in birinci turdaki oyları yüzde 44 olabilirdi.
Le Pen cumhurbaşkanı seçilebilir mi?
Hayır. İkinci turun galibi şimdiden belli:
Sağ kanattan Chirac.
Bugünkü Cumhurbaşkanı 5 Mayıs'ta sol oyları da alarak ezici bir çoğunlukla bir 5 yıl daha Elysee Sarayı'na gidecek.
Dersler mi? Elbette var.
Politikada eski yüzler sorunu. Yani siyaset sahnesinde yıllar yılı değişmeyen liderlerin seçmende yarattığı bıkkınlık. Seçmenin yüzde 28'i sandık başına gitmedi. Le Pen'e giden oyların bir bölümü de protesto oyları idi.
Bir başka ders:
Sol partilerin kendini yenileyememesi, zamana ayak uyduramaması... Özellikle ekonomide küreselleşmenin gerekli kıldığı reformlara cesaret edemedikleri için, sendikalara mahkum kalmaya devam ettikleri için, geleneksel sol politikalarla durumu idare edeceklerini sandıkları için çıkmaza girmeleri...
Bu açıdan, İngiltere'de üst üste iki dönemdir muhafazakarları seçim sandığında ezici biçimde yenen Tony Blair örneğine gözlerini kapatmaları...
Bir yandan merkez sağ, öbür yandan aşırı sola oy kaybederken parçalanma ve küçülme sürecine girmesi de sol bakımından bir başka ders...
Ama Allah'tan Fransa'da seçimler iki turlu. İkinci turda hiç olmazsa bazı hatalar tamir edilebiliyor, doğru yolu bulmak iki haftalık bir arayla mümkün olabiliyor. Bu nokta Türkiye'nin de düşünmesi gereken bir ders...
Bizim için bir başka ders, seçimi kaybeden parti liderinin hiç duraksamadan istifayı basıp sahneden çekilmesi... Bizde olmayan bir başka tutum var ki, onu da sosyalist lider Jospin sergiledi. Irkçı Le Pen'e karşı ikinci turda Chirac'ın desteklenmesini istedi.
Bakalım, Avrupa'da Le Pen hayaleti siyaset sahnesinde daha neleri değiştirecek?..