Mesele yalnız hâkimlerin değil, hükümetin de zihniyetinde düğümleniyor!

4. YARGI PAKETİ

Yeni yargı paketinde bazı iyileştirmelerin bulunduğu inkar edilemez. Ama daha çok yol var kat edilmesi gereken. Örneğin ‘301’ yok pakette. Oysa, AİHM daha bir buçuk yıl önce 301. maddenin demokrasiyle bağdaşmadığına karar vermişti. Hükümet, anlaşılan o ki, ‘AİHM ile uyum’ derken, 301. maddeyi atlamış, niye?..

Malum, yargı düzenimiz bozuk. Adaleti tıkayan taşlar bir türlü temizlenemiyor. Hukukun üstünlüğü kusurlu olunca, demokrasi çıtası da yükselmiyor.
Erdoğan hükümeti, çıtayı yukarı doğru çekmek için yeni bir yargı paketi hazırlamış durumda.
İfade özgürlüğünü genişletmek ve adil yargılamayı iyileştirmek için oluşturulan Dördüncü Yargı Paketi konusunda, Adalet Bakanı Sadullah Ergin Fikret Bila’ya yaptığı açıklamalarda şunları söylemiş:
“Biz, mevzuatımızı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyumlu hale getirmek için yargı paketleri hazırladık. Dördüncü Paket de aynı amaçla düzenleniyor.
Uzun tutukluluk süreleriyle ve diğer konulardaki ihlal kararları ve eleştirileri ortadan kaldırmak için bu reformları yapıyoruz. Sonuçta yasama organı bu yönde düzenlemeler yapıyor.
Tabii önemli bir konu da hâkimlerin zihniyeti değiştirmeleri, yargılama zihniyetinin değişmesidir. Önemli olan mental değişikliktir.
Bu çalışmaları yürütürken iyi uygulama yapılan ülkelere de arkadaşlarımızı gönderdik, uygulamayı yerinde inceleme imkanı verdik.
Yine hâkimlerimize AİHM kararlarını gönderdik. Hâkimlerin en çok kullandığı sitelere bu kararları koyduk.
Dolayısıyla hâkimlerimizin, savcılarımızın karar verirken AİHM kararlarını dikkate almaları gerekiyor. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında bu kararlarla uyumlu hareket etmeleri gerekiyor.” (Milliyet, 15 Şubat 2013)
Sayın Bakan haklı bir noktaya değinmiş:
Hâkimlerin zihniyeti!
Bu zihniyet değişmeden yasaları değiştirmek yeterli olmuyor. Hukukun üstünlüğüyle demokrasi kültürünü içselleştiremeyen zihniyet sahipleriyle adaletin yollarına taşlar döşenemiyor.
Bir başka deyişle:
Yalnız yasaların değil, kafaların da değişmesi gerektiğini, bunun da hukuk dahil dört dörtlük eğitime ihtiyaç gösterdiğini ve de zaman aldığını gayet iyi biliyoruz.
Kimsenin itiraz edemeyeceği genel doğruları içeren bu klişeleri yıllardır tekrarlar dururuz.
Elbette yanlış değillerdir.
Ama yetmez.
Çünkü, zihniyet değişimini gerçekleştirmek için bu ülkenin yasalarında da yapılacak çok iş var.
Yasalardaki belirsizliğin, eski deyişle muğlaklığın Dördüncü Paket’te de korunduğu alanlar gözden kaçmıyor.
Muğlaklık da, her yana çekilebilecek tanımlar da yasalardaki yerlerini hâlâ koruyor. Bu hükümler, köhnemiş zihniyetlerin elinde, ifade özgürlüğünü hiçe sayabilecek kararlara kaynaklık etmeye devam edebilir, yakın ihtimaldir bu...
Sayın Bakan, yeni paketle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’yle uyumlu bir yargı düzeni, uyumlu bir Türkiye’nin amaçlandığını belirtiyor.
İyi güzel.
Bu bakımdan Dördüncü Paket’te bazı iyileştirmelerin bulunduğu inkar edilemez. Ama daha çok yol var kat edilmesi gereken.
Örneğin 301 yok pakette.
Oysa, AİHM daha bundan bir buçuk yıl önce 301. maddenin demokrasiyle bağdaşmadığına karar vermiş ve bu maddeyi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine aykırı ilan etmişti.
10. madde şöyle der:
“Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü içerir.”
Erdoğan hükümeti, anlaşılan o ki, AİHM ile uyum konusunun altını çizerken, 301. maddeyi atlamış...
Neden?..
Kısacası:
Özgürlük alanlarının genişletilmesi ve adil yargılamanın iyileştirilmesi konusunda mesele yalnızca hâkimlerin değil, hükümetin de zihniyetinde düğümleniyor.
İkisinin değişmesi lazım, daha çok adalet ve özgürlük için...