Ortadoğu infilak ederse...

Günlük deyişle:Barış ve istikrardan yoksun bir Ortadoğu herkesin başına bela...Bu yüzden Ortadoğu'nun infilak etmemesi lazım. Irak Savaşı sonrası bölgenin bir kez daha patlamasını engellemek şart.Bunun için barış ve istikrarı amaçlayan ciddi çabalara her ülkenin elinden geldiğince yardımcı olması, elini taşın altına sokarak katkıda bulunması gerekiyor.Türkiye bunu yapıyor.İnsanlığın Ortadoğu'da barış ve istikrarı yakalaması için Türkiye özellikle son zamanlarda aktif bir rol oynamayı sürdürüyor.Şu günlerde hem Ankara'ya dönük yoğun diplomatik trafik, hem de Ankara'dan dışarıyı, Ortadoğu'yu hedef alan diplomatik hareketlilik, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrarı ne kadar önemsediğini gösteriyor.Ama bir başka nokta var:Ortadoğu'da barış ve istikrar açısından Türkiye gittikçe daha çok önemsenen, dediğine kulak verilen ve de etkili olmaya başlayan bölgesel bir güç konumuna erişiyor. (Çankaya'da Cumhurbaşkanı Gül döneminin açılması da dış politikada bu bakımdan hiç kuşkusuz olumlu bir unsur...) Şu söylenebilir:İstanbul'da Irak'la ilgili geniş katılımlı konferansa ev sahipliği yapılması, Amerika ve İran Dışişleri bakanlarının aynı zamanda Ankara'yı ziyaret etmeleri, İsrail ve Filistin cumhurbaşkanlarının Ankara'da eşzamanlı olarak ve bir proje etrafında ağırlanmaları, Suriye Cumhurbaşkanı'ndan sonra Suudi Arabistan Kralı'nın Ankara'ya gelmesi, Dışişleri Bakanı Babacan'ın bütün bölge ülkelerini ziyaret etmesi, tüm bu diplomatik hareketlilik, barışın ve dengelerin her daim bıçak sırtında olduğu Ortadoğu'da Türkiye'nin kazandığı önemi de gösteriyor.Ama bir nokta kesin:Ortadoğu'da barış ve istikrarı yakalamak öyle kolay değil.Bu konuda Ortadoğu'da tüm sorunların anası sayılan Filistin sorununun çözülmesi ve Filistinlilerin Kudüs'ü de paylaşarak İsrail'in yanında ikinci bir bağımsız devlete sahip olmaları gerekir.Filistin sorunu çözülmeden Ortadoğu'da, Arap dünyasında, hatta İslam âleminde barış ve istikrarı yakalamak hayal kurmakla eşanlamlıdır.Filistin sorunu bir yandan 'İslam radikalizmi'ni, İslam adına yürütülen terör ve şiddeti -Irak'ta da, Afganistan'da da- besliyor, öte yandan özellikle Arap dünyasındaki diktacı otoriter rejimlere meşruiyet sağlıyor.Ve İran'ın da elini güçlendiriyor.Hem Irak'ta, hem Filistin'de, hem Lübnan'da Tahran'ın nüfuzunu kolayca yayan bahaneler yaratıyor Filistin sorunu... Bu yüzden, eğer Ortadoğu'nun infilak etmesini istemiyorsak, öncelikle Filistin-İsrail barış sürecine yeniden işlerlik kazandırmak ve bunun için ay sonuna doğru Amerika'nın Annapolis kentinde yapılacak zirveden başarıyla çıkılması gerekiyor.Ortadoğu'nun infilak etmemesi için hiç kuşkusuz Amerika'nın bölgeye yeni Irak'lar yaşatmaması, örneğin İran'a saldırmaması da bir başka önkoşul niteliği taşıyor.İran'ın 'nükleer silah'tan uzak durması, Suriye'nin Lübnan'da bu ay yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale etmemesi, Suriye'nin İran'a mesafe koymaya başlaması, bütün bu konular da bölgesel barış ve istikrarın nasıl karmaşık bir yumak olduğunu anlatan örnekler sayılabilir.Son bir nokta:Türkiye eğer bölgesel barış ve istikrarla ilgili daha etkili bir rol oynamak istiyorsa, Kürt sorunu ve PKK şiddeti konusunda yeni bir strateji geliştirmelidir.Bu yeni stratejinin içine de PKK'nın marjinalize edilmesini, PKK'nın dağdan indirilmesini, Kuzey Irak'la en üst düzeyde bir an önce diyalog kapılarının açılmasını da özellikle koymalıdır.Bir başka deyişle:Ortadoğu'da barış ve istikrar adına etkili olmaya başlayan Türkiye, Irak ve bölgesel politikalarının PKK -ya da arkasındaki bazı güçler- tarafından rehin alınmasını da mutlaka engellemelidir. h.cemal@milliyet.com.tr Ortadoğu'da barış ve istikrar bölgemiz için de, dünyamız için de, elbette ülkemiz için de yaşamsal bir konu.