Oyun içinde oyun!

Ankara'da basınç yüksek!Sağlığa zararlı bu hava.Tansiyonu düşürmek lazım.Sivil - asker ilişkilerini torpillemek isteyen tahriklere, oyun içinde oyunlara karşı uyanık olmakta yarar var.Bu açıdan özellikle hem Başbakan Erdoğan'a, Dışişleri Bakanı Gül'e, hem de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'e büyük sorumluluk düşüyor. Çünkü, en üst düzeyde serinkanlı diyaloglar örülmesini gerektiriyor Türkiye'nin ulusal çıkarları.Eski deyişle:Teenni ile davranmaktır doğru olan.Geçmişin bunca acı deneyimine karşın bu ülkede hala süngünün ucunda politika yapmak hevesinden vazgeçmemiş olanlar maalesef var. Hem askerin hem sivilin içinde... Bunlara fırsat vermek tarihsel bir yanlışın altını çizer.Kıbrıs gibi şimdi de Kuzey Irak nedeniyle siyaset meydanında gerilim rüzgarları estirmek isteyen odaklara dikkat edin. Hem sivil hem askeri çevrelerde dikkati çekiyor böylesi odaklar...Türkiye'ye kötülük ediyorlar.Kriz zamanı değil.Türkiye'nin ne içte ne dışta krize ihtiyacı var. Tam tersine istikrar ve huzuru kalıcı kılabilecek kapıları zorlamak gerekiyor. Bu bakımdan en büyük yükümlülük elbette hükümetin.Siyasette sıcak yaz böyle giderse ekonomi de olumsuz etkilenecek. Bu büyük bir tehlike. Amerika'yla Süleymaniye krizi faizleri yükseltti. Tabii yalnız bu değil, faizleri son günlerde dört beş puan yükselten, yukarı çeken.Hükümetin IMF ile ekonomik programı geciktirmiş olması, bu konuda ileriye dönük olarak kararlı değilmiş gibi sinyaller vermesi ve ekonomik bürokraside derine giden kadro değişiklikleri de faizleri olumsuz etkilemiş durumda.Oysa, faizler yüzde 47 - 48'e kadar düşmüştü, daha da düşecekti. Ama olmadı. Dün yüzde 54 - 56'ya çıktı.Tuhaf bir durum.Enflasyon iniyor, faiz inmiyor.Enflasyon yüzde 30'un altında, faizler yüzde 50'nin üstünde. Reel faizin yüzde 30'a dayanmasına rağmen içte ve dışta yatırımcılar hareketlenmiyor. Parasını getirip yatırmıyor. Faizler de düşmüyor.Nedeni malum:Piyasalar henüz güvenmiyor!Kafasında hükümete dönük soru işaretleri devam ettiği içindir ki güvensizlik besliyor. Bu güven eksiği yok olmadan, ekonomiye kalıcı olarak dikiş tutturmak olanaksız. İnsanlarımızın aş ve işi sorununu çözüm yoluna sokacak ekonomiyi en başta düşünmeden bu ülkede hiçbir şey yerli yerine oturamaz.Ne yapmalı?(1) Hükümetin IMF ile ekonomik programa sahip çıkması ve bundan böyle gecikmelere meydan vermemesi... (2) IMF programı çerçevesinde, Amerika'dan gelecek 8 milyar doların 2004 yılı açısından önemini gözardı etmemesi... (3) En üst düzeyde asker - sivil diyaloğuna özen göstermesi... (4) AB ile uyum paketlerine devam etmesi ve 'müzakere tarihi'ne odaklanması... (5) 2004 yılı mayıs ayına kadar Kıbrıs'ta çözüm için kararlılığını sürdürmesi... (6) Bu arada CHP ile diyalog ve işbirliğini gözardı etmemesi...Gündem bu!Bu yol haritasını sevmeyenler, hatta bundan nefret edenler var. Bunun için de Türkiye'yi kutuplaştırmak, yine cephelere bölmek istiyorlar.Son derece sorumsuzlar!Siviliyle askeriyle ülkesini sevenlerin bu oyuna geleceklerini sanmıyorum. h.cemal@milliyet.com.tr Siyasette yine sıcak bir yaz yaşanıyor. Mevsim normallerinin çok üzerinde seyrediyor sıcaklar...