Parmağını tetikten çek, savaşma konuş!

Radikal gazetesi dün yeni bir kampanya başlattı: Savaşma konuş!
Doğru bir slogan.
Artık dağda silahlar susmalı.
Yeterince acı çekildi, kan ve gözyaşı döküldü.
Şimdi oturup konuşma vakti, diyalog vakti...
Başka çaremiz yok.
Bu açıdan, İmralı’yla Kandil’in işbirliği içinde ateşkesi, çatışmasızlık halini seçim sonrasına kadar uzatmaları olumlu bir gelişme.
Zaman, parmakların karşılıklı olarak tetikten çekilmesi zamanıdır.
Ne mayın ne operasyon!
Silahların sustuğu bir ortamda, kapalı kapılar arkasında barışı amaçlayan bir yol haritası çıkarmak zorundayız.
Bu öyle bir yol haritası olacak ki, önceliklerle sonralıklar belirlenecek, hedefler kolayından zora doğru sıralanacak.
Çok çabuk atılabilecek adımlarla siyaseten netameli olanlar birbirinden ayrılacak.
Bir başka deyişle:
Araba, yakın geçmişte olduğu gibi, atın önüne konmayacak.
Ayrıca zaman torbaya sokulmayacak.
Sabır ve iradenin özellikle şart olduğu böyle bir sürecin zaman alacağına daha baştan inanılacak, kısacası barışa zaman tanınacak.
Ayrıca, iki taraf da bu ‘barış süreci’nin arkasına siyasal kararlılık koyacak.
Çünkü ‘provokasyon’lara dayanıklı siyasal kararlılık eğer olmazsa, barış fena halde kırılganlaşır, çok kolay tuzağa düşülür.
Barışı, istikrarı bu ülkeye çok gören karanlık odaklar, hem içte hem dışta var.
Bu bakımdan geçen pazar günü yaşadığımız kanlı Taksim örneği hiç akıllardan çıkmasın.
Böyle bombalar önümüzdeki dönemde de patlayabilir, patlatılabilir.
Oysa, Türkiye’nin artık böylesine tuzaklara düşmeyecek kadar kan ve gözyaşı döktüğüne ve olgunlaşmaya başladığına inanıyorum.
Bu ülkede öylesine acılar çekildi ki, iki taraf da, eğer gerçekten isterlerse, provokasyonlara geçit vermezler.
‘İki taraf’tan söz ediyorum.
Evet öyle.
Savaşan taraflar yani...
Kim kiminle savaştıysa, barışı da ancak onlar yapar çünkü...
Bu süreçte her şeyin ille de kamuoyu önünde konuşulması gerekmiyor.
Kapalı kapılar arkasında örülecek diyaloglarla, bazen gizli diplomasi kanallarıyla barışın yollarını açmak bugün artık mümkün...
Anaların daha fazla gözyaşı dökmesini istemiyorsak, dağın yolunu kapatıp barışın kapısını zorlamaktan başka çaremiz yok.
İç ve dış koşullar barış süreci açısından her zamankinden çok daha uygun...
Bu arada bir başka kritik nokta:
Siyaset sahnesinde iktidarla muhalefetin barış yolunda birleşmeleri...
Bu yaşamsal bir konu.
Özellikle Erdoğan’la Kılıçdaroğlu...
Dağın yolunu kapatıp barış yolunu açmak için aralarında şöyle veya böyle bir işbirliği yapmaları ya da en azından seçim zamanı bu konuyu birbirlerine karşı istismar etmekten kaçınmalarıdır doğru olan, sorumluluğun gereği olan...
Evet, Radikal’in kampanyası gibi:
Savaşma konuş!