PKK’nın lanetlenmesi gereken okul baskınlarıyla barış yolu iyice tıkanır!

Tek bir PKK yok. PKK’nın bu parçalı yapısında barış yolunu kesmeye çalışanlar bugün daha ağır basıyor. Yeniden bir Oslo süreci, yeniden bir barış süreci açılacaksa, bunu PKK bünyesinde de isteyen kanatlar varsa -ki varolduklarını biliyorum- o zaman silahların susması gerekiyor. Kanlı baskınlarla, ölüm saçan mayın tuzaklarıyla, okullara molotof kokteylli saldırılarla müzakere süreci açılamaz. Sadece barış yolu kapatılır.

“Yüreklere kilit vuran duyarsızlıkla bu ülkede barış yolu açılamaz!” başlığını taşıyordu dünkü yazım.
Başbakan Erdoğan’la muhalefet liderleri Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi eleştirmiştim.
Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in insanı devlet dahil her şeyin önüne koyan barışçı dilini görmezlikten gelmenin bu ülkede barış yolunu açamayacağını, çünkü böylesine bir duyarsızlığın yürekleri acılara kapatacağını, Kürt sorununu yüreğinde hissedemeyenlerin de soruna çözüm bulamayacaklarını belirtmiştim.
Aynı durum PKK için de geçerli.
PKK okullara saldırmaya başladı.
Tek kelimeyle korkunç.
Önce Diyarbakır’da bir okula, Şırnak’ta sekiz okula molotof kokteylleri ve ev yapımı bombalarla saldırı düzenlediler.
Son olarak Van’da, deprem sonrası yapılan iki tane konteyner okulu yaktılar.
Akıl alır gibi değil.
Okulları, öğrencileri, öğretmenleri hedef alabilmek, molotof kokteylleri atarak okulları yakmak şiddet ve terörün daniskasıdır.
Sadece lanetlenir.
Böylesine bir nefretle, gözü dönmüşlükle bu ülkede barış hayaldir.
‘Barış’ istemiyor mu PKK?..
Eğer istemiyorsa, okul basmaya, okul yakmaya, minicik çocukların cıvıl cıvıl oynadıkları bahçelere molotof kokteylleri atmaya devam etsin.
Kaç PKK var, bilmiyorum.
Ama tek bir PKK yok.
Bunun uzun yıllardır farkındayım.
Anlaşılan o ki, bu parçalı yapıda barış yolunu kesmeye çalışanlar bugün için daha ağır basıyor.
Okulları bile hedef alabilen terör eylemlerini başka türlü izah etmek olanaksız.
Yeniden bir Oslo süreci, yeniden bir barış süreci, yeniden bir müzakere süreci açılacaksa, bunu PKK bünyesinde de isteyen kanatlar varsa -ki varolduklarını biliyorum- o zaman silahların susması gerekiyor.
Kanlı baskınlarla, ölüm saçan mayın tuzaklarıyla, okullara molotof kokteylli saldırılarla müzakere süreci açılamaz.
Sadece barış yolu kapatılır.
Barışı istemeyenler sevindirilir.
Barıştan yana olanlar tecrit edilir.
Silahın, şiddetin kullanım süresi, eski deyişle miadı çoktan doldu.
Artık Irak Kürtleri de savaş istemiyor; Barzani de karşı çıkıyor; Amerika’sı, Avrupa’sı da öyle.
Sadece Tahran’a, Şam’a, Moskova’ya dayanarak bu ülkede barış davası gütmenin herhangi bir inandırıcılığı olabilir mi?
Bir başka inandırıcılık konusu daha var.
Bir yandan elinde molotof kokteyli okullara baskın yapacaksın, öbür yandan Kürtçe eğitim hakkı talep edeceksin.
Öğrencilerin, öğretmenlerin hayatına kastederken, okul yakarken ana dilde eğitim diye slogan atacaksın.
Evet, Kürtçe eğitim hakkı evrensel insan haklarının temelinde yatan haklı bir taleptir, ama okullara molotof kokteyli attıran böylesine bir zihniyetle ana dilde eğitim hakkı sadece zayıflar, haklılığı ölümcül darbe alır.
Barış diyorsak...
Bu konuda samimiysek...
O zaman öncelik silahların susmasıdır. Şiddet ve terörün durmasıdır. PKK içinde hâlâ Oslo süreci diyebilenlerin ağırlıklarını hissettirmeleridir.
Başka yolu yok.
Acıları yüreğinde gerçekten hissedebilenlerle bu ülkede barış yolu açılabilir.
Gerisi lafügüzaftır.
Kan ve gözyaşının devam etmesidir.