Radikal İslamla asker parantezi!

Butto'nun trajik ölümü ve Pakistan Ben de birçok kez gittim.Biri, 1989 yılındaydı.Cumhurbaşkanı Evren ve Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz'ın bulundukları resmi bir ziyaretti.Benazir Butto Başbakan'dı.Ve daha 35 yaşındaydı.İslam dünyasında bir ilki başarmış ve 1988 seçimlerini kazanarak Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.Anımsıyorum, bu gezide bizim diplomatlar sıkıntılıydı.Bunun altında, Cumhurbaşkanı Evren'in Benazir Butto'nun babasını 1979'da asmış olan General Ziya ül Hak'la 12 Eylül'lü yıllarda, yani 1980'lerde kurmuş olduğu yakın ilişkiler yatıyordu. Benazir Butto da askere rağmen seçim sandığından çıkmıştı. O gezide Yılmaz'dan dinlemiştim.Başbakan Benazir Butto, bir akşam yemeğinde Dışişleri Bakanı Yılmaz'a sorar, Türkiye'de Genelkurmay Başkanı nasıl atanır diye. Yılmaz da bu atamanın, Başbakan'ın imzaladığı üçlü kararnameyle yapıldığını söyler.Benazir Butto ise Pakistan'da Başbakan'ın bu atamada devre dışı olduğunu söyler.Butto daha sonra Evren'e döner, bu kez Türkiye'de Genelkurmay Başkanı'nın devlet protokolündeki yerini sorar. Bu sohbet sırasında, Başbakan'ın Pakistan protokolündeki yerinin Genelkurmay Başkanı'nın gerisinde olduğu ortaya çıkar.Mesut Yılmaz bunu bana naklederken, Pakistan Genelkurmay Başkanı'nın aynı masada bulunduğunu, Bayan Butto'nun bu konuyu herhalde kendi Genelkurmay Başkanı da duysun diye açtığını söylemişti.Benazir Butto, sonraki yıllarda askerin darbesini yemekten kurtulamadı. Genelkurmay Başkanı Pervez Müşerref tarafından 1999'da gönderildiği sürgünde sekiz yıl yaşadı.Ama bütün bu yıllar Pakistan'a istikrar ve demokrasi getirmedi. Yarı askeri, otoriter rejime rağmen Pakistan'da anarşi ve şiddet kol gezdi. Kanun ve düzen hakimiyeti kurulamadı. Radikal İslam yükselişini sürdürdü, toplum ve devlet düzenine her geçen gün daha çok sızdı.Son kez 2002 yılında, Afganistan'la birlikte Pakistan'a gitmiştim. İslamabad sokaklarında dolaşırken siyah sakallı bir gencin bana söylediklerini hatırlıyorum:"Unutmayın, bu topraklarda Usame Bin Ladin bir kahramandır."Mimarlığını rahmetli Vedat Dolakay'ın yaptığı Faysal Cami'nin avlusunda tesadüfen tanışarak röportaj yaptığım Niğde'li bir genç de daha sonra El Kaide'nin Türkiye sorumlusu olarak yakalanmıştı.Pakistan deyince, Amerika'nın en büyük kabusu, devlete, hatta orduya da sızmış Taliban ve Bin Ladin zihniyetindeki radikal dincilerin bu ülkede iktidarı ele geçirmeleridir.Çünkü, böylece dünyada ilk kez nükleer silaha ve bunu atabilecek füzelere sahip radikal İslamcı bir rejim sahneye çıkmış olacaktı.Bu kaygı, haklı bir kaygıdır.Pakistan herhangi bir ülke değil.Orta Asya'nın doğal gaz ve petrol zenginlikleri, Afganistan'dan Güney'e, Pakistan'a, Hint Okyanusu'na sarkan enerji yolları, bütün bunları göz önünde tutunca, yirmi birinci yüzyılın 'Büyük Oyun'unda Pakistan'ın yalnız Amerika değil, tüm Batı açısından vazgeçilemeyecek stratejik değeri ortaya çıkar.Bunun içindir ki:Pakistan'ın istikrara, kanun ve düzen hakimiyetine, giderek demokrasiye geçişi, yalnız bu ülke için değil, dünya dengeleri bakımından da büyük önem taşıyor.Benazir Butto, sekiz yıllık bir aradan sonra 2007'de ülkesine dönerken kafasında böylesi hedefler vardı.8 Ocak'taki seçimleri kazanmayı, Pakistan'ı askeri yönetim ve radikal İslam parantezinden kurtarmayı, ülkesini demokrasi ve barış yoluna oturtmayı istiyor ve umuyordu Benazir Butto...Olmadı.Vurdular Benazir Butto'yu, bu yürekli ve karizmatik siyaset kadınını...Çok yazık!Bu trajik ölüm sonrası, dost ve kardeş Pakistan'ı daha da güç ve çalkantılı bir dönem bekliyor.Allah kolaylık versin. h.cemal@milliyet.com.tr Bizim cumhurbaşkanı ve başbakanların çok sık ziyaret ettikleri bir ülkedir Pakistan. Bu yüzden gazeteci milletinin de yolu çok düşer bu dost ve kardeş ülkeye.