Saldırılar şiddetlenecek... Miloşeviç devrilecek mi?

Saldırılar şiddetlenecek... Miloşeviç devrilecek mi?


Hasan CEMAL

Belgrad'ın göbeğindeki hedeflerin vurulması, yeni bir aşamanın işareti. Eldeki teknolojik üstünlükle neler yapılabileceğinin ilk işaretleri veriliyor. Bu arada bir beklentiden söz edilebilir: Miloşeviç'in bir darbeyle makul askerler tarafından devrilmesi...

Adriyatik Denizi'nde gece vakti... Amerikan savaş gemileriyle bir İngiliz denizaltısında düğmelere basılıyor. Kapaklar açılıyor ve sekiz tane Cruise füzesi arkalarında ateş topu gibi izler bırakarak karanlıkta kayboluyorlar.
Hepsinin hedefi aynı:
Belgrad'ın göbeğindeki Yugoslav ve Sırp İçişleri Bakanlıkları... Miloşeviç'in Kosova'ya dönük etnik temizlik planlarının yapıldığı komuta merkezleri...
Hedefler sekmiyor, imha ediliyor.
Cruise füzeleri, bakanlık binalarının hemen yanındaki hastaneye ise herhangi bir zarar vermiyorlar.
Teknoloji ve savaş...
Ürkütücü bir teknolojik üstünlük...
Nitekim NATO, daha doğrusu Amerika, bu teknolojik üstünlüğüne güvenerek "sıfır maliyet"le sonuç almanın peşinde. NATO askerlerinin burnu bile kanamadan Miloşeviç'in yola getirileceğine inanıyor.
Ya da bir beklentisi var ABD'nin:
Miloşeviç'in bir süre sonra, ordu içi bir darbeyle, makul askerler tarafından iktidardan devrilmesi...
ABD Başkanı Clinton, kara kuvvetlerinin kullanılmasına karşı. Sürekli sabır talep ediyor. Teknolojik üstünlüğün sonunda Miloşeviç'i şöyle ya da böyle çökerteceği kanısında...
Bu açıdan, Belgrad'ın tam göbeğindeki İçişleri Bakanlıklarının imha edilmesi, 10. gününü dolduran hava saldırılarında yeni bir aşama. Önümüzdeki günlerde daha çok hedefe, daha büyük bir şiddetle vurulacağının işareti...

Göstere göstere...

İlginç:
Bundan sonraki askeri hedeflerden biri olarak Yugoslav Savunma Bakanlığı gösteriliyor. NATO harekatından sorumlu komutana göre hava bombardımanları, Sırp askeri ve sivil liderlerine sığınabilecekleri hiçbir yer kalmayıncaya kadar devam edecek...
Böyle savaş olur mu?
Hedef göstere göstere vurulur mu?
Vuruluyor demek ki...
Nitekim, İçişleri Bakanlıklarının hedef alındığına ilişkin haberler daha önce Amerikan basınında çıkmıştı. NATO, elinin altındaki muazzam savaş teknolojisiyle neler yapabileceğini Miloşoviç'e ve Sırp askeri liderliğine göstermek istiyor anlaşılan.
Savaş içinde savaş!
Psikolojik baskının arttırılması...
Adriyatik'ten kalkan sekiz adet Cruise füzesi, Kosova'daki etnik temizliğe son vermezse, barışa evet demezse, Miloşeviç'in başına gelebilecekleri anlatmıştı bir gece vakti...
NATO şimdilik sıfır maliyetle çalışıyor. Ama bu durum, Kosova insanının dramını hafifletmiyor. Avrupa'nın göbeğinde İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük göç dalgası kabarmış durumda.
Tarifsiz acılar yaşanıyor.
Son iki haftada evini barkını arkasında bırakarak kendilerini yollara, dağlara vuran Kosova insanının sayısı 900 bin civarında. Bunlardan 300 bin kadarı Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ'a sığınmış durumda.
Çoluk çocuk, aç susuz...
Televizyon ekranlarındaki görüntüleri seyrederken insanın içini keder kaplıyor. Bu insanlık dramına bir gazeteci olarak ben de tanık olmuştum.
1995 yazında Bihaç'ta...
Krayina'nın Sırp işgalinden kurtulduğu günlerdi. Her taraf yanmış yıkılmış, terkedilmiş evlerle doluydu. Yüzlerine, gözlerine korku sinmiş göçmenlerle doluydu.

Duygu fırtınası...

O zaman neler hissetiğimi hiç unutmam. Bihaç'ta, Krayina'da gördüklerimi, göçmenleri şöyle yazmıştım:
"Duygu fırtınasıydı yaşadığım.
Korktum.
Çünkü ölümün ne kadar yakın olduğunu gördüm.
Hüzünlendim.
Çünkü yaşamak için acı çeken insanların tarifsiz dramıyla karşı karşıya kaldım.
İçim aydınlandı.
Çünkü herşeye rağmen hayata sarılanların direnci bana da yaşama sevinci aşıladı.
Bu güzelim topraklarda, Avrupa'nın göbeğinde tarih hala gözyaşıyla, kanla, acıyla yazılıyor."
Aradan dört yıl geçti.
Ama bu toprakların, Balkanlar'ın kaderi değişmedi. Kosova'da yine trajedi yaşanıyor. Bir fanatik milliyetçi, eli kanlı bir diktatör, Slobodan Miloşeviç insanlığa karşı suç işlemeye devam ediyor.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr