Şans kapısı!

Şans kapısı!


Hasan CEMAL

Yeni hükümeti ekonomide bir şans kapısı bekliyor. Ekonomi yönetiminde çok başlılığa meydan vermezse, sosyal güvenlik reformundan Bankalar Yasası'na kadar bazı adımları hızla atabilirse, dış kredi muslukları açılır. ABD, IMF ve dış konjonktür uygun buna...

Yeni hükümetin ekonomideki şans kapısı...

Her hükümet için geçerlidir. Bazı işler vardır ki, hiç bekletilmez. İktidara gelir gelmez, yani balayı döneminde derhal yapılır. Bunlar genellikle atılması güç, netameli adımlardır. Tepki doğurabilecek, can acıtabilecek önlemlerdir.
O yüzden denir ki:
Yeni hükümetlerin bazı sorunlara daha işin başında, hatta baskın tarzında el atıp bıçak gibi çözüm bulmalarında isabet vardır.
Bu belki koalisyon hükümetleri açısından daha da geçerlidir.
Niye?
Her hükümette yaşanan, koalisyonlarda daha çabuk kendini belli eder de ondan. Zamanla taşlar yerlerine oturmaya başlar. Hantallaşma uç verir. Koalisyon ortakları arasında sürtüşme ve uyumsuzluklar ortaya çıkabilir.
Taraflar, kendi parti çıkarları doğrultusunda birbirlerinin ellerini tutmaya başlar. Birbirlerinin kararnamelerini sümen altına atıp bekletme oyunları oynanır. Eşgüdüm, eski deyişle koordinasyon bakımından sorunlar su yüzüne vurur.
Bunlar geçmişte yaşandı.
Yine yaşanabilir.
Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz dün Koalisyon Protokolü'nü imza töreninde yaptıkları konuşmalarda uyum ve uzlaşma dediler.
Olumlu bir tutum.
Ama işleri uyum ve uzlaşma içinde yürütmek, söylendiği kadar kolay olmuyor. 1991'den bu yana yaşanmış olan koalisyon deneyimleri, uygulamada işlerin ne kadar çabuk tökezlediğini gösteren örneklerle doludur.
Özellikle ekonomik alanda...

ABD, IMF...

Oysa, ekonomide 57. hükümeti bir şans kapısı bekliyor.
Evet, bugün ekonomide sıkıntılar var. Bazı dengeler bıçak sırtında. Ama aynı zamanda bu hükümet eğer bazı adımları hızla atabilirse, işler bir anda değişir. Dış kredi muslukları açılır, dış kaynak akışı yeniden başlar.
Niye öyle?
Biri, IMF ile ilgili.
Uluslararası Para Fonu'nun, bazı önlemler alınırsa, Türkiye'yle yeşil ışık niteliği taşıyan bir anlaşmaya hazır olduğu gözüküyor.
Değişik nedenleri var.
Bunların başında, Amerika'nın Türkiye'ye siyasi desteğinin son zamanlarda çok artmış olması geliyor. Bir yandan Saddam Hüseyin, öte yandan Kosova dolayısıyla sağlanmış olan üs kolaylıkları da Türk - Amerikan ilişkilerinin daha da iyiye gitmesine yardımcı olmuştur.
Bu durum, IMF'nin Türkiye'ye bakışını etkiler. Bir süre önce yapılmış olan bir idari değişikliğin de katkısıyla IMF'nin bir bakıma Washington'un dış ekonomik ilişkilerinde bir ajans gibi çalıştığı söylenebilir.
Ayrıca, IMF'nin üst yönetiminde Türkiye'yi tanıyan, Türkiye'nin her açıdan önemini bilen yetkiler vardır.
Bir başka önemli nokta:
Amerikan Maliye Bakanlığı koltuğuna bu yakınlarda oturan Larry Summers'ın da Türkiye'yi yakından tanıyor olmasıdır.
Bu nedenlerle, eğer 57. hükümet, daha işin başında ekonomiyle ilgili olarak hızlanabilirse, hem kendine hem Türkiye'ye önemli bir şans kapısı açabilir.
Nedir bu adımlar?
Sosyal Güvenlik Reformu... Bankalar Yasası... Gecikmiş KİT zamları... Bütçe açığını azaltıcı, gelir - gider dengeleyici kararlar...
Bu adımlar kısa sürede IMF ile ilişkileri düzeltebilir. Ama bir de özelleştirmeyi hızlandıran, Uluslararası Hakem Kurumu'yla ilgili anayasal düzenlemeyi gerçekleştiren bir raya girilirse, ekonomide hava tümüyle değişebilir. Dünya Bankası'yla 1990'dan beri donmuş olan program kredileri devreye girebilir
Dış konjonktür müsait!
Tabii birtakım adımların hızla atılması koşuluyla... Birtakım adımların da atılmaması koşuluyla... Yani yeni hükümetin popülizmden kaçınması, her ağlayana mama vermemesi koşuluyla...

Ekonomide eşgüdüm...

Başa dönersek:
Koalisyon hükümetlerinde eşgüdüm, koordinasyon çetrefil bir konu olarak ortaya çıkıyor.
Özellikle ekonomide!
Çok başlılık gibi bir duruma meydan vermemek için itina edilmesi lazım.
Görülüyor ki bu hükümette ekonomiyle ilgili birimler üç parti arasında dağılmış vaziyette. Bakanlar ve müsteşarlar olarak iki ayrı düzeyde işbirliği ve diyalog mekanizmaları sistemli biçimde işletilmezse, neyin önce neyin sonra yapılacağı dikkatle tespit edilmezse ve hükümet - Meclis bağı bilinçli şekilde işletilmezse, bir süre sonra ipin ucu kaçabilir.
Yaşananlar bir daha yaşanmasın! 57. hükümetin hayırlı olmasını dileriz.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR