Savaşı başlatmak kolay, bitirmek zor mu?

Savaşı başlatmak kolay, bitirmek zor mu?


Washington'a doğru yola çıkan Dışişleri Bakanı İsmail Cem'le dün bir ara telefonda sohbet ederken, yaşadığımız ortama daha çok belirsizliğin damgasını vurduğu bir kez daha dikkatimi çekti.
Örneğin şöyle dedi Cem:
"Afganistan'da çabuk sonuç alınacak mı? Uzayacak mı? Yankıları ne olacak?"
Bir başka soru işareti, terörizmle mücadele alanında Avrupa'nın bugüne kadarki çifte standartları ile ilgili. Özellikle Türkiye söz konusu olduğunda bazı ülkelerin yaptığı ayrımların bizim topraklarımızda terörü nasıl azdırdığı sır değil.
Bundan artık vazgeçecekler mi?
Bu bakımdan İsmail Cem diplomatik deyişle gayet temkinli. Ya da ihtiyatlı bir iyimserlik içinde.
Şunları söyledi:
"Bizim uzun yıllardır söylediğimizi Başkan Bush da söyledi: 'Sadece terörist değil, onu destekleyen ülke de düşmanımızdır.' Çok ciddi, çok önemli bir tutum. Bir Amerikan rüzgarı esmeye başladı. Bu rüzgar esince de ciddiye alınıyor. Artık her şey çok açık, çok meydanda. Avrupa Birliği'nden çıkan ilk irade beyanları da olumlu... Tabii ileride ne olur, beklemek lazım."
Bir başka bilinmeyen:
Amerika'nın Afganistan misillemesi, bölgede ya da Arap coğrafyasında 'İslam radikalizmi'nin yelkenlerini rüzgarla doldurabilir mi? Pakistan, Taliban yandaşı güçlerin kanlı bir ayaklanmasına sahne olabilir mi? Ilımlı Arap rejimleri zorlanabilir mi?
İsmail Cem hiç kuşkusuz böylesi gelişmeleri temenni etmiyor. Ancak Usame Bin Ladin'lerin gerçek hedefi bu. Terörizme karşı savaşı, 'dinler savaşı'na dönüştürmeyi amaçlıyorlar.
Haçlı seferi istiyorlar.
Hedefi ne kadar saptırırlarsa, İslam coğrafyasında kitlelerin aklını o kadar çok çeleceklerini düşünüyorlar.
Buna fırsat verilecek mi?
Amerika, savaşı başlatırken o kadar çok soru işareti havada uçuşuyor ki. Belirsizlik kafaları oyuyor. Afganistan'da kopacak cayırtıyla birlikte kendimizi nasıl bir dünyada - dolayısıyla nasıl bir Türkiye'de - bulacağımız konusunda sayısız senaryo var.
Bir soru:
Amerika Afganistan'da vurduğu anda, Usame Bin Ladin de Amerika'nın bir yerinde vurur mu?
Böyle bir misilleme ihtimalini gözardı etmeyenlere de rastlanıyor. Amerika'nın büyük kentlerinde mikrop savaşı için teröristlerin düğmeye basabileceğini, öldürücü gaz bombaları atılabileceğini söyleyenler var.
Buna benzer bir korku senaryosunun Amerika'da gerçekleşmesi kaygı verici bir olasılık. Hem insanlık hem dünya ekonomisi açısından öyle.
Böyle bir durumda, Amerikan tüketicisinin daha beter kabuğuna çekileceği, bunun da Amerika'yla birlikte dünya ekonomisini - tabii bizi de - daha beter krize iteceği belirtiliyor.
Olabilir mi?
11 Eylül'den sonra olamayacak ne var ki?..

Bakın, Taliban lideriyle yapılmış bir mülakatın yayını Amerika'nın Sesi radyosunda yasaklanıyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığı bu sansür kararını savunuyor, Amerikan halkının vergileriyle yayın yapan bir kuruluşta, bir teröriste niçin söz hakkı verilsin ki diye...
Yine Amerika'da çok yaygın bir gözaltı ve tutuklama dalgası kabarıyor: 352 kişi. FBI ayrıca sorgulamak için de 392 kişiyi arıyor. Bu kampanyada kıstas alınan ölçüye gelince:
Açık ve mevcut tehlike...
Evet, devletler açısından ulusal güvenlik ve terörle mücadele gündemde ağırlığını hissettirdiği zaman, Amerikan demokrasisi de olsa, hak ve özgürlükler alanında bir daralma kendini hemen gösteriyor.
Son söz:
Savaşı başlatmak, bitirmekten kolaydır!