Seferberlik...

Seferberlik...


Hasan CEMAL

       Avrupa Birliği adaylığı konusunda bizi büyük bir tehlike bekliyor: Tavsamak! Herkes adaylığın gerektirdiği görev ve sorumlulukları üstlenmelidir. Bunun için topyekün seferberlik gerekiyor. Hükümetiyle, iş dünyası ve medyasıyla... Devletin de durumdan vazife çıkarması şart.

AB için durumdan vazife çıkarmak!

       Sonuna yaklaştığımız 1999 karanlık bir yıl oldu. Büyük güçlüklerle karşılaştık. Bir yandan kaynağı, Uzakdoğu ve Rusya olan ekonomik kriz vurdu. Öbür yandan deprem felaketleri acılarımızı, sorunlarımızı derinleştirdi.
       Ekonomi küçüldü.
       Yoksullaştık.
       Aş ve iş derdi ağırlaştı.
       Fena halde sarsıldık.
       Ama aynı zamanda 1999 tünelin ucundaki ışığın gözüktüğü yıl oldu. Koalisyon hükümetinin özellikle ekonomik alanda attığı yürekli ve reformcu adımlar, enflasyon belasından nihayet kurtulacağımızın müjdesini verdi.
       Arkasından Helsinki zirvesiyle Türkiye'nin AB adaylığının tescil edilmesi bir başka sevindirici gelişme oldu.
       Şimdi bu noktadayız.
       Türkiye'nin önünde ciddi bir sınav var. Sınavın sonucu, ülkemize Avrupa Birliği'nin kapısını tümüyle açabilecek. Bu sınavın başarıyla geçilmesi, ekonomik, toplumsal ve siyasal açılardan Türkiye'nin ilerlemesi, kalkınması demek.
       Aş ve iş demek.
       Demokrasi ve insan hakları çıtasının yükselmesi demek.
       Eğitimden sağlığa, yargıdan bütün devlet idaresine kadar düzelme ve iyileşme demek.
       Abartıyor muyum?
       Hayır.
       Türkiye zaten bu yolda. Eksikleri gedikleri var ama demokrasi, pazar ekonomisi, hukuk devleti üçgeninin içinde yer alıyor.
       Yani doğrultusu farklı değil.
       Fakat şimdi yeni bir dönem başlamakta. AB adaylığıyla birlikte sıkıya giriyor Türkiye. Kendini disipline sokması şart. Adaylık öncesine göre fark burada yatıyor.

Topyekün seferberlik...

       Türkiye bundan böyle zamanı çok iyi kullanmak zorunda. Hedefe, yani tam üyeliğe varmak için gerekli kadrolaşmayı ve kurumsal düzenlemeleri serinkanlılıkla gerçekleştirmesi gerekiyor.
       Bu bir topyekün seferberlik olmalı. Devletin zirvesinden başlayarak en başta medya ve iş dünyası olmak üzere bütün sivil toplum kuruluşlarını da harekete geçirecek, sistemli bir işbirliğinin kapısını açacak adımlar atılmalıdır.
       Bir başka önemli nokta:
       Dışişleri Bakanlığı bütçe olarak, bina olarak, kadro olarak mutlaka desteklenmelidir. Bütçesi hala genelin içinde yüzde 1 dahi tutmuyor. Bakanlık bunun için dokuz yıldır mücadele verdi ama olmadı. 2000 yılı bütçesinde yine binde 5'lerden binde 3.6'ya düşürüldü Dışişleri'nin payı.
       Bu gerçekten ayıp.
       Türkiye'nin coğrafyasından, kendine koyduğu hedeflerden dolayı dış politikası öylesine önem taşıyan bir ülkedir ki, Dışişleri'ni desteklemek hükümetin öncelikli bir hedefi olmalıdır.
       Bizi büyük bir tehlike bekliyor:
     Tavsamak!
       Eğer adaylığın gerektirdiği görev ve sorumluluklara gereken ciddiyeti yüklemezsek, en başta siyaset kadroları büyük vebal altında kalırlar. Tarihi bir hata işlenir.
       Ve tabii yazık olur.
       O yüzden topyekün seferberlik!
       Devlet yönetiminin bundan böyle durumdan vazife çıkarması gerekiyor.
     İş dünyası kendi içinde ve Ankara'yla bundan sonra nasıl bir işbirliği modeli geliştireceğini düşünmesi lazım.
     Medya, AB'nin kazançları konusunda toplumu aydınlatmak için, kamuoyunu bilgilendirmek için, Ankara'nın AB çalışmalarını yakın markaja almak için gerekeni yapmalıdır.

Brüksel'e düşen...

       Türkiye'nin adaylığı içi boş, sanal bir adaylık değildir. Gelecek ocak ayından itibaren Brüksel'le, AB Komisyonu'yla çalışmalar başlıyor.
       Bir takvim hazırlanacak.
       Neyin ne zaman yapılması gerektiği tarihlere bağlanacak. Karşılıklı ev ödevleri belirlenecek.
       Şimdi top bizde!
       Ama aynı zamanda Brüksel'de.
       Avrupa Birliği de Türkiye'nin adaylığına içtenlikle yaklaştığını göstermelidir. Özellikle mali ve teknik işbirliği alanlarında adaylığın şu toprakların insanına ne gibi yararlar sağlayacağının somut işaretlerini vermeye başlamalıdır yeni yılda...
       Haydi bakalım!



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr