Şiddet şiddeti doğuruyor ama...

İntihar terörizmine karşı önlem olarak her yerin kapısında arama var. Hatta üstünü başını, çantanı sıkı aramayan güvenlik görevlisi azar işitebiliyor.Ayrıca pencere kenarına oturmak yok. Kırmızı ışıkta doğru olan, otobüslerin yanında durmaktan kaçınmak... Ya da şu sıralar Gazzede olduğu gibi, İsrail saldırılarında çok sayıda Filistinlinin öldüğü dönemlerde çok fazla ortalıkta dolaşmamak, geceleri de evde oturmak. Çünkü İsrailin bu saldırıları, intihar saldırısı ihtimalini artırıyor.Bugünler onun için netameli...İsrailin ciddi gazetelerinden Haaretzin birinci sayfasının dörtte birini kaplayan renkli bir ilan. Filistinli ve İsrailli insan hakları gruplarının isimleri var altında.Gazzeyle ilgili.İsrailin işgali altındaki bu Filistin toprağında Şaron yönetimi şu günlerde oluk gibi kan akıtıyor. Çatışmalarda ilk kez çok sayıda İsrail askeri de öldü. Mısır sınırından içeri önemli miktarda silah ve cephanenin Gazzeye sokulduğunu, bugüne kadar yüze yakın tünel ortaya çıkarıldığını, evlerin bu nedenle yıkıldığını söyleyen Şaron, teröristlerin oksijenini kesinceye kadar operasyonlara devam edileceğini ilan etmiş durumda..."Ciddi insan hakları ihlalleri ve savaş suçları" diye başlıyor gazetenin birinci sayfasındaki ilan, "Hava saldırıları... Yerle bir edilen evler... Sağlık hizmetlerinden yoksun kılınan on binler... Bir kez daha evinden barkından edilen binlerce göçmen... Bir kez daha yaşanıyor bunlar..."İsrailin bu saldırgan politikasının Şaron hükümeti tarafından geliştirildiğini, İsrail parlamentosunun desteklediğini, İsrail kamuoyunun buna sessiz kaldığını ve Yüksek Mahkemenin de bu politikayı onayladığını belirten ilan şöyle noktalanıyor:"İntikam çare olamaz. Şiddet barış getirmez."Ama şiddet sürüyor!Şiddet bu coğrafyada politikanın ayrılmaz bir parçası. Ve şiddet şiddeti doğuruyor. Bu topraklar ne yazık ki öyle. Başbakan Şaron, Gazzede bir yandan vuruyor, bir yandan Gazzeden çekilme planını geliştiriyor. Vuruşarak çekilmenin yollarını açmaya çalışıyor. Ve ilginçtir, bu plan İsrail kamuoyunun yüzde 80inde kabul görüyor. Sol tarafından da büyük ölçüde destekleniyor.Şaronun Gazzeden çekilme planı değişik çevrelerde, 1967 yılından, yani Altı Gün Savaşından beri en önemli fırsat olarak görülmekte. Özel sohbetlerde Filistinlilerin de bu plana kayıtsız olmadıkları dikkati çekiyor.Prof. Slomo Avineri, İbrani Üniversitesinde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında öğretim üyesi. İsrail İşçi Partisinden. Bir zamanlar partinin sol kanadında yer almış. Ayrıca 1970li yıllarda bir ara, İzak Rabin hükümetinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı yapmış.Şaronun Gazzeden çekilme planını çok önemsiyor. O kadar ki, Cezayir konusunda De Gaulleün, Vietnam ve Çin konusunda Başkan Nixonın oynadığı rolü bile aklına getirebiliyor. Bu liderlerin başladıkları noktayla sonradan geldikleri olumlu yere işaret ederek, Şaron da barışa giden kapıyı açabilir, bu ihtimal neden olmasın diyor.Söylediklerinin özeti şu:"Şaron son 18 ayda sağdan merkeze doğru yürüdü. Attığı adımlar öyle. Önce Filistin devletinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. İşgal sözcüğünü kullanarak, buna son verileceğini belirtmesi ikinci adımdı. Bu çok önemli. İsrail sağında, Şaronun partisi Likudda işgal sözcüğü kullanılmaz. Çünkü Filistin toprakları kutsal topraklar sayılır, bu nedenle işgal değildir, İsrailin hakkıdır diye düşünülür. Şaron işgalden söz edince, partisinde korkunç bir cayırtı koptu, Sen delirdin mi, solcu mu oldun? diye... Üçüncü adım, Gazzeden çekilmek, yani işgali sona erdirmek. Dördüncü adım da Gazzedeki Yahudi yerleşim birimlerini boşaltmaktır. Bunlar Şarondan geldi."Solcu öğretim üyesine göre Şaronun bu adımları, İsrail siyasetini altüst edecek nitelik taşıyor. Partisi Likud, Gazzeden çekilmeyi reddetmiş olsa da yüzde 42lik evet oyunun çok anlamlı olduğunu belirtiyor. İsrail kamuoyunun yüzde 80lik desteğine sahip planı Şaronun yürütmeye kararlı göründüğünü söylüyor.Şaronun planı, nihai bir barış planı değil. Önce Gazzeden çekilmeyi, sonra burada bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını öngördüğü anlaşılıyor. Zamanla akan kanın durmasa da azalması, istikrar ortamının uç vermesi ve bu süreçte Filistinle İsrailin Batı Şerianın durumuyla kalıcı barışın koşullarını müzakere etmek için yeniden masaya oturmaları gündeme gelecek.Başarı şansı var mı?Şaronla barış yan yana gelebilir mi? Bu soruyu üç gündür çok kişiye sordum. Herkesin kafasında elbette birçok haklı soru işareti ve kuşku var.Ama şunu da gördüm:İsrail Başbakanı Şaronun Gazzeden çekilme planı, şu günlerde Gazzede yaşanmakta olan trajediye rağmen ciddiye alınıyor. "Savaştan yorgun düşenler, günün birinde barış yapabilir" diyenler var. h.cemal@milliyet.com.tr Kırmızı! Restoranın adı öyle. İbranicesi Adom. Duvarlardaki tablolar dahil hakim renk kırmızı. İki güvenlik kordonu aşılarak içeri giriliyor. Böylesi tercih nedeni.