Simitis'le Yılmaz: Diyaloğa devam...

Simitis'le Yılmaz: Diyaloğa devam...


ATİNA


       Yunanistan Başbakanı Simitis'le Başbakan Yardımcısı Yılmaz'ın ortak yanlarından biri, ikisinin de çok iyi Almanca bilmeleri. Fakat dünkü görüşmeyi İngilizce yapıyorlar. Zira aksi halde not tutulamıyormuş... Bir ortak yanları daha var:
       Cigara tiryakiliği...
       Biri sönerken diğerini yakıyorlar. Simitis, Avrupa Birliği başbakanları içinde cigara içen bir kendisinin, bir de Lüksemburg Başbakanı'nın kaldığını söyledikten sonra ekliyor:
       "Dün televizyonda seyrettim, Akropol'ü gezerken ağzından hiç cigara eksik olmadı. AB standatlarına aykırı bir durum..."
       Yılmaz'ın cevabı:
       "Ben de Türkiye AB'ye girince bırakırım cigarayı..."
       Dün öğle vakti gerçekleşen Simitis - Yılmaz görüşmesinde hava gayet olumlu. Yunan Başbakanı, Türkiye'yle işbirliği sürecinin devamından yana olduğunu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini ülkesinin desteklediğini belirtti. Ama aynı zamanda genel bir beklentiyi de diplomatik bir dille ifade etmekten geri kalmadı:
       Türkiye'nin bir şeyler yapması...
       İnsan Atina'ya ayak basar basmaz, Türkiye'den sembolik de olsa bir jest beklentisi hemen dikkati çekiyor.
       Deniyor ki:
       "Simitis - Papandreu çok olumlu bir çaba içinde. Türkiye'nin bunu karşılıksız bırakması, Türk - Yunan yakınlaşmasını torpillemek isteyenlerin işine yarıyor. Bu nedenle Ankara, sembolik de olsa bir şeyler yapıp, Simitis - Papandreu ikilisinin elini güçlendirmeli. Ama maalesef Ankara hala hareketsiz..."
       Öyle anlaşılıyor ki, Simitis de Yılmaz'la dünkü görüşmesinde Yunan kamuoyunun bu jest beklentisini dile getirmiş. Ancak jestten ne anladığı konusuna açıkça girmemiş. Bunun yerine Papandreu ile Cem'in zaten görüştüklerini, bu konuyu onlara bırakmanın doğru olacağını belirtmiş... Yılmaz ise Simitis'e üç yıl önceki Girit buluşmalarını hatırlatmış ve o tarihten bu yana ilişkilerdeki büyük gelişmenin altını çizdikten sonra, üçüncü aşamada da 'zor meseleler'in ele alınabileceğini söylemiş...
       Haftaya Brükselde AB Komisyonu tarafından yayınlanacak olan Katılım Ortaklığı Belgesi konusunda bir klişe olarak Ankara'nın bakış açısını tekrarlamış Simitis:
       "Bu konuda Yunanistan da Helsinki zirvesi çerçevesini esas alıyor."
       Ama tabii iki tarafın bu çerçeveyi nasıl anladıkları konusu tartışmalı olabilir. Yılmaz'la dün sohbet ederken iyimser olmadığını tekrarladı. Yunanistan'ın Ege ve Kıbrıs'ta, İskandinav ülkelerinin insan hakları alanında Türkiye'yi rahatsız edici bazı deyimleri belgeye koydurabileceğini belirtti.

Ege'de kriz istenmiyor!

       Simitis - Yılmaz görüşmesi bir kez daha ortaya çıkardı:
       Ege'de kriz istenmiyor!
       Yılmaz'ın yakın çevresinden diplomatik bir kaynak şöyle dedi:
       "Her iki taraf da diyalog ortamının devamından yana. Her iki ülke de oyunbozan taraf olmaktan özenle kaçınıyor."
       Nitekim, Yılmaz dün sabah Türk - Yunan İş Konseyi'nin açılışındaki konuşmasında, Ege için kalıcı barış ve istikrar çağrısı yapınca uzun uzun alkışlandı.
       Dışişleri Bakanı Papandreu da perşembe akşamı Türk - Yunan işadamları yemeğindeki konuşmasında, "Tarihi bir fırsat elimizde. Bu her zaman ele geçmez. Değerlendirmek zorundayız. Çünkü halklarımız bizden barış ve dostluk istiyor" deyince çok alkış aldı.
       Bunun gibi, Türk - Yunan İş Konseyi eş Başkanı Şarık Tara'nın da dün sabahki açılış konuşmasındaki şu sözleri olumlu karşılandı:
       "Sokaktaki adam memnun. İşadamı memnun. Halklar arasındaki ilişkiler fevkalade... Bunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur."
       Hava işte böyle.
       Ama elbette taraflar bazı temel konularda kendi pozisyonlarını koruyorlar.
       Fakat bunları geçmişe göre daha diplomatik bir dille ifade ediyorlar. Örneğin Papandreu önceki akşam Kıbrıs'ın Yunanistan açısından önceliğini açık biçimde vurguladı.

Papandreu'nun parmakları...

       Temel pozisyonlar değişmedi ama bu arada geçmişte rastlanmayan birçok şey de oluyor. Papandreu ile Cem'in sistemli çabalarının ürünü olarak, sekiz değişik alanda imzalanan anlaşmalar Yunan parlamentosunda onaylanmadan dahi ticaret, turizm, kültür gibi alanlarda daha şimdiden çok olumlu gelişmeler yaşanıyor.
       Örneğin turizmde yılın ilk altı ayında % 40'lık bir artış var, yine ilk altı ayda % 33 artan ticaret hacmi bu yıl ilk kez bir milyar doları geçecek. Kültür alanında ise daha bugünden karşılıklı 350 temas gerçekleşmiş durumda.
       Bunlar yakın geçmişe kadar yoktu.
       Ankara ile Atina'da siyasi irade ve destek varlığını hissettirmeye, psikolojik engeller de zayıflamaya devam ettikçe, Ege'de hiç kuşkusuz daha güzel günler yaşayacağız.
       Dışişleri Bakanı Papandreu'ya geçen akşam şaka yollu sorduk, Yılmaz'la el sıkıştınız mı diye. Önce kollarını uzattı, ellerine baktı, sonra da muzip bir yüz ifadesi ile konuştu:
       "Bakın, parmaklarımın ne bir eksiği ne bir fazlası var!"
       Atina'da hava çok güzel. Şahane bir pastırma yazı yaşanıyor.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr