Sırat köprüsü!

Erdoğan, uluslararası sempozyumun açılışındaki konuşmasında, "AK Parti olarak muhafazakar demokrasi anlayışına önem atfediyoruz. AK Parti, siyaseti radikalleştiren siyasi cemaat anlayışına da, siyaseti fikirsizleştiren siyasi şirket anlayışına da kesinlikle karşıdır" demiş...İyi güzel.AKPde birçoğu başlangıçta Müslüman Demokrat tanımını daha çok içine sindirebilirdi. Ama anlaşılan bunun Türkiyede yanlış çağrışımlara yol açabileceği, örneğin Almanyadaki Hıristiyan Demokratlar gibi algılanmayacağı düşünüldü.İktidara geldikten sonra Milli Görüş gömleğinin çıkarıldığı parti lideri Tayyip Erdoğanın ağzından açıklandı. Çoğu İslamcı siyasetten gelen, bir kısmı daha 1990ların ilk yarısına kadar radikal İslamcı çizgiyi benimsemiş AKPliler açısından bu açıklama, dolaylı olarak "Artık değiştik!" anlamına geliyordu.Gerçekten değiştiler mi?Değişmediler mi?Gizli gündem mi?Bu tartışma hala var.Devam da edecek. Kuşkular, soru işaretleri sürebilir. Ama bu bakımdan şimdi bir kolaylık var. AKP iktidarda. Bu nedenle yaptıkları, yani icraatları partiyi kolayca ele verebilir, veriyor da.Bir yıldır özellikle Avrupa Birliğine uyum konusunda ve ekonomide yaptıklarına bakınca, AKPnin İslamcı bir gizli gündemi olduğuna hükmetmek kolay değil.Bir yıllık iktidar sürecindeki AKPnin bugün kendini tarif etmeye çalışması, Milli Görüş sonrası sırtına geçirdiği yeni gömleğin ne olduğunu görmek istemesi ve bunun için uluslararası sempozyumlar düzenlemesi isabetli bir tercih. Siyasal yelpazede kendini yerli yerine oturtarak ideolojik berraklığı amaçlamakla doğru yapıyor.Keşke CHP de yapabilse!Çünkü sosyal demokratlık açısından inandırıcılığı gitgide aşınıyor CHPnin. Bazı konularda öylesine tavırlar sergiliyor ki, sosyal demokrat demeye bin şahit ister...Geçelim.Şimdi konumuz AKP.İktidar partisinin kendi kimliğini bulmak istemesi saygı değer bir çaba. İslam - laiklik - demokrasi dengelerinin kurulması ve demokrasinin hayat tarzı olarak yaşanması açısından tarihsel bir fırsat aynı zamanda...Ama bugün için eski bir deyiş benim için belki daha önemli:Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!Bugün AKP sırat köprüsünde!Statüko ile karşı karşıya.Barikat Kıbrısta kuruldu.Önünde iki alternatif var Başbakan Tayyip Erdoğanın:(1) Statükoya teslim olmak!(2) Ya da Kıbrısta çözüm hedefini vurarak statükonun son kalesini düşürmek ve Türkiyeyi geri dönüşü olmayacak biçimde Avrupa rayına oturtacak reform ve uygulamalara devam etmek.Bugün temel mesele budur.Kısacası:Olmak ya da olmamak!2004 yalnız Türkiyenin değil, AKPnin de kader yılı sayılabilir.Son soru:Statükoya teslim olan AKP ne mi olur?ANAPla aynı kaderi paylaşır.İyi pazarlar Sayın Erdoğan! h.cemal@milliyet.com.tr Başbakan Tayyip Erdoğanla parti önde gelenleri hafta sonunu AKPnin kimlik tarifi ile geçiriyorlar. Dün İstanbulda başlayan muhafazakar demokratlıkla ilgili iki günlük sempozyum bu açıdan ilginç.