Son şansı iyi kullanmak kimin elinde?..

Son şansı iyi kullanmak kimin elinde?..


Beklediğimiz yarınlar hiç gelmeyecek mi?.. Bu soru zihinleri burgaç gibi oymaya devam ediyor. Yani mutsuzluk ve umutsuzluk... Fena halde yaygın.
Hep aynı şikayet:
- Hiç bu kadarı olmamıştı!
Kriz bu sefer gerçekten çok ağır vurdu. Aş ve iş sorunu gitgide büyüyor. Hayat standartları geriliyor. Geleceğe dönük iyimser beklentilerin kolu kanadı kırılmış durumda...
Bu günleri de arar mıyız?
Olabilir.
Kimileri böyle düşünüyor.
Siyasetin kendini temizlemesi ve yenilemesinin, yani bir siyasal reformun mevcut siyaset sınıfıyla gerçekleşmeyeceği görüşü ağır basıyor bu çevrelerde.
Ecevit hükümetiyle işlerin bir noktada yine tıkanacağını, Türkiye'nin ancak daha derin bir çukura, örneğin bir hiper - enflasyona yuvarlandıktan sonra çıkış yolunu yeni kadrolar eliyle bulacağını söyleyenler az değil.
Bir senaryo da bu.
Felaket senaryosu!
Peki ama Türkiye'nin kurtuluşu ille de kaostan mı geçiyor? Araba ille de önce bir kez daha devrilecek mi? Bu ülke büyük bir çalkantıyı, ana baba günlerini yaşamadan kendini adam edemez mi? Kendi önünü ufak ufak açamaz mı?
Şu söylenebilir:
Hükümet yeni bir fırsat yakalamış durumda. Ayrıca, neyin nasıl yapılacağı konusunda artık herhangi bir kuşku yok.
Yani reçete belli!
Hükümet bu açıdan parlamentoyu çalıştırmaya başladı. Bazıları reform niteliği taşıyan yasal düzenlemeleri birbiri ardından geçiriyor TBMM'den.
Kemal Derviş de iyi haberler göndermeye başladı Washington'dan. Dış desteğin, yani taze paranın ucu gözüktü.
Sonra Ersümer'in istifası...
Bunlara bir ek olabilir:
Hükümette revizyon...
Böylece yeni bir başlangıç, yeni bir umut doğabilir. Ve hava derhal değişmeye başlar. İşadamından sokaktaki adama kadar herkes o denli bunalmış durumda ki iyi haberler, iyi bir şeyler duymanın özlemi içinde kıvranmayan yok gibi....
Washington'dan paranın ucu gözüktü ama bu her şey demek değil. Paranın gelebilmesi için hükümet ve parlamentonun fazla mesaiye devam etmesi kaçınılmaz.
Örneğin, ivedi olarak beklenen yasalar arasında Telekom'la bankacılık yer alıyor.
Bir başka deyişle:
Hükümetin daha yapması gereken çok iş, çıkarması gereken çok yasa var. Uygulamanın tam gaz sürmesi lazım. Ecevit hükümetinin başka türlü güven tesis etmesi mümkün değil. Güven olmadan da krizden çıkış imkansız.
Ecevit hükümeti sabıkalı!
Verdiği sözleri içeride ve dışarıda tutmamış, tutamamış bir siyasi heyet...
Şurası gözardı edilmesin:
Washington'da ucu gözüken 14.5 milyar dolarlık taze para her şey demek değil. Son krizle açılan delik çok büyük. İçeride bankacılık kesiminin, reel ekonominin gerekleri farklı boyutlarda.
Ekonomi çarkının dönmesi başka şeylere de bağlı. Örneğin parasını dışarıya çıkaranlar ya da dış kredi musluklarını ellerinin altında tutanlar ne yapacak? Hükümetin özellikle bu çevrelere de güven vermesi lazım.
Kara delikleri kapatmaya başlamadan, yani yolsuzlukların üstüne kararlılıkla yürüyüp kamu bankalarını defetmeden... Bankacılık düzenini adam etmeden... Borcunu ödeyebileceğini göstermeden... Yani bütün bunlar olmadan güven de olmaz.
Güven olmayınca da ne kredi muslukları açılır, ne makul faizle kredi bulunur, ne de kaçan paralar geri gelir.
Oyunu kuralına göre oynamaktan geçiyor Türkiye'nin kurtuluşu...
Kolay değil tabii.
Ama ille de felaket senaryolarını yaşamak gerekmiyor kurtuluş için. Eğer koalisyon ortakları, hükümette bir revizyon ile birlikte reformcu çizgide devam ederlerse önümüz açılabilir.
Bu bir son şans belki de! Dileriz, hükümet iyi kullanır.