Stratejik ortaklıkta iman tazeleme buluşması!

Beyaz Saray'da Gül'le Bush Bu arada, Başbakan Erdoğan'ın ziyaretinden daha iki ay sonra bu kez Abdullah Gül'ün Washington'a gitmesini gereksiz bulanlar var.Olabilir.Ama bu ülkenin adı Amerika!Dünyanın tek süper gücü...Böyle olunca da, dünyada hangi ülkenin başkanı ya da başbakanı fırsat yakalarsa, bunu değerlendirip Washington'a gitmekten geri kalmıyor.Ayrıca, Başbakan Erdoğan'ın 5 Kasım ziyareti tek bir hedefe odaklanmıştı:PKK ve Kuzey Irak...Gül'ün Bush'la Beyaz Saray randevusuna gelince, PKK'ya karşı mücadele konusu da dahil olmak üzere çok daha geniş bir yelpazeyi kapsayacak. Bu görüşmeyle ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı'ndan bir diplomatik kaynak şöyle dedi:"Türk-Amerikan stratejik ortaklığında bir 'iman tazeleme' deyişi de kullanabilir Beyaz Saray'daki Gül-Bush buluşması için..."Türk-Amerikan ilişkileri konusunda çok şey söylenebilir.Ama bir nokta ortaktır:Her iki ülke de birbiriyle ilişkilerini iyi tutmanın ve geliştirmenin gerekli olduğuna inanıyor.Yılların deneyimi böyle.İlişkiler inişli çıkışlı bir rota izlemiş de olsa, bugün her iki ülke de birbirinin değerini daha iyi anlamış durumdalar.Türk-Amerikan ilişkileri son olarak 1999'da zirve yapmıştı. Amerika'nın Kosova müdahalesi, Apo'nun Türkiye'ye paketlenmesi ve Başkan Clinton'ın Türkiye'ye deprem ziyareti ve TBMM'de yaptığı konuşmayla ilişkiler ve Türk kamuoyundaki Amerika algısı olabilecek en iyi yere gelmişti.Sonra iniş başladı.2003'de önce 1 Mart Tezkeresi'nin reddi, sonra Çuval olayı, Amerika'nın Irak işgali ve PKK konusundaki kayıtsızlığıyla birlikte Türk-Amerikan ilişkileri tarihinin en dip noktasına vurdu.Sonra yeniden çıkış başladı.Ama kolay olmadı bu süreç.Başkan Bush yönetiminin Irak politikasında iflas bayrağını çekmesi, Washington'un Türkiye'ye ve bölgeye yeniden daha gerçekçi bir gözle bakmasına yol açtı. Kendi başına buyruk, tek taraflı politikalarla yol alamayacağını gören Washington'da, Amerikan yönetiminde Neo-Con çılgınlık törpülenmeye başladı.Amerika'nın Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Afganistan'a kadar uzanan, İran, Irak, Suriye, Filistin, Hazar Havzası ve Körfez'den (yani 'enerji güvenliği'nden) oluşan 'sorunlar coğrafyası'nda Türkiye'nin vazgeçilmez ağırlığı ya da diplomatik ve askeri kapasitesi, Washington'da Ankara'ya bakışın gözden geçirilmesiyle sonuçlandı.Bu arada, Washington'la görüş ayrılıklarına neden olan İran, Irak, Kerkük, Suriye, Filistin gibi bazı konularda daha çok Ankara'yı şöyle ya da böyle haklı çıkaran gelişmeler de, Amerikan yönetiminin tutumunun olumlu yönde değişmesine ve Türkiye'ye daha çok kulak verilmesine yol açtı.Bu arada ilginçtir:Washington'da Ermeni tasarısı ile başlayan Türkiye tartışması da sonunda öyle bir noktaya geldi ki, Türkiye'nin bu bölgede bir yana itilemeyecek, vazgeçilemeyecek bir ülke olduğunu bir kez daha kayda geçirdi ABD'de.Ayrılık noktaları elbette kaldı.Ama törpülendi, yumuşadı.Ve iki taraf, bu ayrılıklarla bir arada yaşayabileceğini de gördü. Türkiye, İran'ın nükleer silaha sahip olmasına karşı çıkmakla birlikte, bu ülkenin izole edilmesinin yanlış olacağını, Tahran'la diyalog kapısının açık tutulmasını baştan beri savundu.Suriye için de benzer yaklaşımı benimsedi Ankara. Suriye'nin İran'a itilmesinin hata olacağını her zaman söyledi. Lübnan'da, Filistin'de, Irak'ta barış ve istikrarın Suriye'yi dışlayarak mümkün olamayacağını savundu. İzolasyon politikasıyla Suriye'de rejim değişikliği yapmaya kalkışmanın ise istenenin tam tersi sonuç vereceği Washington'a sürekli söylendi.Irak'a gelince...Özellikle Sünnilerin merkezi yönetime dahil edilmesi ve Kerkük referandumunun ertelemesi konularında da Washington'un ikna edilmesi yolunda önemli çaba sarfetti Ankara...Listesi daha da uzatılabilecek olan bu konularda zaman ve gelişmeler, Washington'un Ankara'ya daha çok kulak vermesiyle sonuçlandı.Ancak, Türkiye'nin Kuzey Irak ve PKK konusundaki diplomatik ve askeri kararlılığı, Bush yönetiminin tutum değişikliğinde belirleyici rol oynadı denebilir. Türk Dışişleri'nden diplomatik bir kaynağın deyişiyle:"Kuzey Irak'tan sızıp 15 askerimizi şehit etti PKK... Artık lamı cimi yoktu. Amerika, buna rağmen bize elini uzatmasaydı, herşey bitmiş olacaktı. Ama sonunda bu gerçeği idrak ettiler. Böylece Erdoğan'la Bush'un 5 Kasım buluşması ve Beyaz Saray'da PKK'nın ortak düşman ilan edilmesiyle ilişkilerde yeni bir çıkış yakalanmış oldu."Aynı kaynak şöyle devam etti:"Kısacası, Erdoğan'ın ziyareti istenenin elde edildiği tek sorun odaklı bir geziydi. Cumhurbaşkanı Gül'ün bu ziyareti ise tamamlayıcı bir gezi. Ya da iki tarafın stratejik ortaklık konusunda iman tazelemesi..." h.cemal@milliyet.com.tr Washington'a Cumhurbaşkanı olarak son ziyareti Demirel yaptı 1996'da. On iki yıllık bir aradan sonra bugün Cumhurbaşkanı Gül Beyaz Saray'da Başkan Bush'la buluşuyor.