Taliban'ın çöküşü niye mi hayırlı oldu?

Taliban'ın çöküşü niye mi hayırlı oldu?


Eğer 11 Eylül trajedisi karşılıksız kalsaydı, terörizm insanlığın başına daha beter bela kesilmez miydi?
Kesilirdi!
Eğer 11 Eylül trajedisi karşılıksız kalsaydı, dinci fanatizm ya da köktendincilik veya radikal İslamcı akımlar bizim de yaşadığımız İslam coğrafyasında daha büyük bir tehlike haline gelmez miydi?
Gelirdi.
O yüzden Amerika'nın vurması ve Taliban rejiminin iki ay gibi kısa bir süre içinde bozguna uğrayarak çökmüş olması, hem insanlık ve barış, hem Afganistan için hayırlı bir gelişmedir.
Kosova'da da yaşandı bu.
Bosna'da da.
Kuveyt'te de.
Belgrad'daki ırkçı rejim vurulmasaydı, Kosova Arnavutları etnik temizliğin korkunçluğunu sonuna kadar yaşayacaklardı. Ve Miloşeviç bugün Savaş Suçları Mahkemesi'nde değil, Belgrad'daki sarayında oturuyor olacaktı.
Bosna'daki ırkçı rejim vurulmasaydı, Boşnakların yaşadığı zulüm bitmeyecekti. Karadziç, Mladiç gibi insanlığa karşı işledikleri suçlardan dolayı aranmakta olan caniler bugün hala muteber insanlar olacaktı.
Eğer Bosna'da, eğer Kosova'da insanlık adına ırkçı rejimler vurulmamış, yıkılmamış olsalardı, bugün Balkanlar'da barış hala Kaf Dağı'nın arkasındaydı.
Ya Saddam Hüseyin?
1990'da işgal ettiği Kuveyt'i yutmasına izin verilseydi, askeri güçle vurulmasaydı, bugün Ortadoğu daha huzurlu, daha güvenli, daha istikrarlı bir yer mi olacaktı?
Hayır olmayacaktı.
Bu satırlar elbette savaşı savunmak değil. Ama bazen barışa giden yol ne yazık ki savaştan geçebiliyor. Soyut savaş karşıtlığı bazen barış ve insanlığın hizmetinde olamıyor.
Eğer Bosna'da, Kosova'da, Kuveyt'te Miloşeviç'lere, Saddam'lara meydan boş bırakılsaydı, insanlığa karşı işledikleri suçlar cevapsız kalsaydı, saldırgan, ırkçı milliyetçilik bugün herhalde barış ve insanlığın başına daha büyük bir bela kesilmiş olurdu.
Yazımın başında belirttiğim gibi, Taliban rejiminin çökertilmesi de terörizm ve dinci fanatizmin cesaretlenmesine karşı vurulmuş bir darbedir.
Bu arada Afganistan'la Vietnam'ı, bugünün Afganistanı'yla soğuk savaş döneminin Afganistanı'nı birbirine karıştıranlar da oldu. Oysa Amerika'nın Vietnam batağı ile Sovyetler'in Afganistan batağı bambaşka koşulların ürünüydü.
İki kutuplu bir dünyada yaşıyorduk 1960'larda, 70'lerde, 80'lerde. Bir Amerika vardı, bir de Sovyetler Birliği. Her iki süper gücün Vietnam ve Afganistan'daki savaşları, haksız ve yanlış savaşlar idi.
Vietnam batağında Amerika'nın karşısında Sovyetler de vardı, kendi kamuoyunun önemli bir bölümü de vardı. Afganistan batağındaki Kızılordu'nun karşısında hem bütün Afganistan halkı, hem İslam dünyası, hem de Amerika vardı.
Peki, bundan iki ay önce, dünyanın tek süper gücü Amerika Afganistan'ı vurmaya başladığında, Taliban'ın arkasında, yanında kim vardı, söyler misiniz?..
Geçelim.
Taliban rejiminin çöküşü henüz bir başlangıç. Terörizmle, dinci fanatizmle mücadelenin ilk aşaması.
Usame bin Ladin'le El Kaide'nin tasfiyesi ya da Afgan insanını insanca yaşatacak bir düzenin Afganistan'da kurulmaya başlaması da bu ilk aşamanın içinde yer alıyor.
İkinci perde nasıl açılacak?
Terörü bir araç olarak kullanan, El Kaide'lerin köklerini sulayan rejimlerle, devletlerle mücadele nasıl gündeme girecek? İslam coğrafyasında İslam ve reform konusu nasıl ciddiye alınacak? Çok daha yaşamsal bir başka konu, Ortadoğu'da Filistin - İsrail barışı nasıl kurulacak?
Sorular hala o kadar çok ki...











DİĞER YENİ YAZILAR