Taviz verirse onu öldürürler

Filistinin yeni Reisi seçilecek Mahmut Abbasın tavrı, Arafattan çok farklı. "Arafatın yolundan ayrılırsa Filistinliler onu öldürür" diyenler var. Ama umudu elden bırakmamalı

Sabah vakti Ramallaha gidiyoruz.Kudüste trafik yoğun.Işıkta durunca eliyle gösteriyor:"Bakın işte bu cadde sınırdı. Doğuyla Batı 1967 öncesinde burada ayrılırdı. Buradan ötesi Ürdüne aitti. Eski Şehir de bizimdi. Tunusta bir Cumhurbaşkanı vardı, Habib Burgiba. Bilir misiniz? 1965 yılında, savaştan iki yıl önce, İsraille barış yapın deyince, adama deli diye bakmıştık. Savaşla birlikte hepsi elimizden gitti."Günah çıkarma mı, bilemiyorum. Orta yaşlı bir taksi şoförü. Doğu Kudüslü bir Filistinli, Eski Şehirden. Kulağıma eğiliyor, "Mahmut Abbas, Arafatın yolundan ayrılırsa, Filistinliler onu öldürür!" diyor. Anlatıyor:"Şaronun barış istediğini sanmıyorum. İstese, Arafatla yapardı barışı. Yapmadılar. Şimdi Mahmut Abbası istiyorlar. Barış yapılabilirse, iyi... Bunun için Mahmut Abbas seçilecek..."Mahmut Abbasa güvenilmiyor. Sokakta da, aydınlar arasında da durum farklı değil. Genel olarak olumsuz değer yargıları dile getiriliyor yeni Reis hakkında. Ama yine de, barış yapabilir umuduyla seçileceği anlaşılıyor. Çünkü barış aynı zamanda ekmek anlamına geliyor Filistinde.Sonra yine aynı söz:"Arafatın yolundan ayrılırsa, Filistinliler onu öldürür."Mahmut Abbası bekliyoruz.Ramallahta bir kasaba lokantası. Etrafta taşra havası esiyor. Masaların üstünde birer şişe su, kuru pastalar, çiçek ve bardakların içine kıvrılmış sarı kâğıt peçeteler...Kanla beslenen kısırdöngü!Neredeyse yüz yıldır şiddet şiddeti getirmiş. Ama bu kadar trajediye rağmen kısırdöngü kırılamamış. Mahmut Abbas kırabilir mi? Bir şansı var mı? İlk bakışta, böyle bir güce sahip olabileceğine ihtimal vermek zor. Kan ve kısırdöngü Haaretzin manşet haberi:"Filistinli tanınmış entelektüel Faysal Hurani, seçimlere fazla umut bağlamıyor. Mahmut Abbasın bir şey yapabilecek güce, yetkiye sahip olabileceğine inanmıyor."Masanın arkasında büyük boy Mahmut Abbas posteri asılmış. Altındaki yazıları okuyor: "İsrail işgaline son... Yurttaşlar için güvenlik... Reform ve kalkınma..."Düm tek eşliğinde gürültülü bir şarkı yükseliyor hoparlörlerden."Ne diyor?""Devrimci bir şarkı. Arap askerleri nerede? Bizim topraklarımızı kurtaracak, mahpuslarımızı kurtaracak, Kudüsümüzü kurtaracak Arap askerleri nerede diyor."Bir başka şarkı Lübnanlı bir şarkıcıdan. Güney Lübnanı İsrail işgalinden kurtaran Hizbullah örgütüne övgü düzüyor.Bunca yıldır kanla beslenen kısırdöngü nasıl kırılacak? Mahmut Abbası beklerken bu soruyu tartışıyoruz aramızda.İşte Mahmut Abbas.Sessizce gelip masaya oturuyor.Arafattan ne kadar farklı. Arafatın böyle yerlere nasıl farfaralı girdiğini, nasıl şov yaptığını, etrafında silahlı muhafızlarla nasıl bir dalga yarattığını anımsıyoruz.Mahmut Abbas, belki bu sivil havayı özellikle vermek istiyor. İlk bakışta donuk, sessiz sedasız, kendi halinde bir insan. Galiba biraz da karizma fakiri. Arada bir gülümsemesiyle, üslubuyla sıcak bir kişiliği varmış izlenimi veriyor.Lafını dolandırmadan, süslemeden söylüyor. İngilizce anlıyor ama pek konuşmuyor. Çeviriyle idare ediyor. Konuşmasına başlarken, Filistin seçimlerinin anlamı konusunda şöyle diyor:"Bölgede İsrail artık demokrasi tekeline sahip değil."Gayet dengeli... Arafattan çok farklı Çok parçalı güvenlik kuvvetlerinin birleştirilmesi, silahlı grupların denetim altına alınması, ateşkes, kendi evinin iç düzeni ve reform gibi dikenli konularda gazeteci milletinin kışkırtıcı sorularını da sesini hiç yükseltmeden yanıtlıyor.İsrail ya da Şaron konusunda da öyle. Bağırıp çağırmıyor. Gereken neyse onu söylüyor.Arafat öyle değildi.Kendini bilinçli olarak gaza getirir, birden nutuk çeker gibi yüksek sesle konuşmaya başlar, hemen İsraile atıp tutardı. Mahmut Abbas farklı... Sesini yükseltmiyor Bir noktayı sürekli vurguluyor:"Tek yol, diyalog ve müzakere!"Silahlı mücadeleye karşı olduğunu böylece belirtmiş oluyor. Taksi şoföründen sonra Filistinli meslektaşımdan da aynı söz kulağıma çalınıyor bu arada:"Çok taviz verirse öldürürler!"Öyle anlaşılıyor ki, Mahmut Abbasın bugün yeni Reis olarak seçim sandığından çıkması yetmeyecek. Kısa süreli Başbakanlık döneminde Arafatla Şaron arasında kalmıştı. El Fetih içindeki dengeler de sıkışıp kalmıştı.Şimdi Arafat yok.Ama iç dengeler yine kötü.Ve hep aynı sorular soruluyor:"Şaron, İsrail bu kez Mahmut Abbasa yardımcı olacak mı? Yoksa yine kıllarını kıpırdatmayıp Abbasın zayıflamasını mı bekleyecekler? Provokasyon yapılacak mı? Hamas liderlerine dönük bir suikastla her şeyi berhava edebiliyor İsrail. Hatta geçen dönemde Hamas liderlerinin içinde en ılımlı olan bir ikisini öldürmüştü. Yine bu yollara sapacak mı, yoksa Mahmut Abbasın elini tutacak mı?"Gazeteci milleti kıpır kıpır.Soru üstüne soru çakıyor Mahmut Abbasa. Bir kadın meslektaşımız kalkıyor, mikrofonu kapıyor ve olabilecek en ukala, en şirret üslup içinde sorusunu ateşliyor:"Filistin saflarında şiddeti durduracak gücünüz var mı? Haması, İslami Cihadı silahsızlandırabilecek gücünüz var mı?" İsrail elini tutacak mı? Cevap yine sükûnet içinde geliyor.Yeni bir sayfa açacağını, bu çerçevede Şaronla da diyaloğa hazır olduğunu birkaç kez vurguluyor. Bu arada aş ve iş sorununu gündeme getiriyor:"Filistinliler arasında işsizlik yüzde 60 civarında. Yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranına gelince daha yüksek, yüzde 65..."Herkes biliyor.Filistinliler de farkında. Ekmek için lazım barış. Normal yaşama dönmek, askeri kontrol noktalarından kurtulmak için lazım barış. Dört yıllık İkinci İntifada döneminde Filistinliler acımasız İsrail kuşatması ile bir cehennemi yaşamaya başladılar.Bunun son bulması şart.Ama nasıl? Yeni bir sayfa Her ne pahasına olursa olsun anlamında bir barış mı? Kulağıma eğilip diyor ki:"Bu İsrailin yaptığı iş değil. Evet, Yahudiler de bir Filistin devletinin kaçınılmaz olduğunu biliyorlar ama olmadık koşullar öne sürüyorlar. Geçici sınırlar içinde bir Filistin devleti olabilir diyor İsrail tarafı. Ama sınırlarını ben kontrol edeceğim diyor. Devleti olsun ama ordusu olmasın diyor. Toprak meselesine gelince... Yüzde 78den zaten vazgeçmiş durumda Filistinliler. Ama geri kalan yüzde 22yi istiyorlar Filistin devleti için. İsrail şimdi buna da hayır diyor. Duvarla Batı Şeriada toprakların yüzde 10una şimdiden el koydular. Su kaynaklarının da yüzde 75ine... Şaronun, unutma, Batı Şerianın yüzde 40ında gözü var."Kısacası:Abbasın seçilmesi işe yaramayacak mı? Arafat sonrası dönemde çok fazla sözü edilen yeni fırsat penceresi bu topraklarda açılmayacak mı?Herkes iyi niyetle umut etmek istiyor ama sohbetler, değerlendirmeler, kulağa çalınanlar pek o kadar iç açıcı değil. Ama yine de umudu elden bırakmak doğru değil. Bundan önceki gelişlerimde duymuştum Kudüste:"Savaştan yorgun düşenler, bir gün bir bakarsınız barış yapmışlar."İnşallah! h.cemal@milliyet.com.tr Savaştan yorulanlar...