Tayyip Erdoğan’la iki kanatlı kuş!

Başbakan Erdoğan uzunca bir aradan sonra ilk kez Avrupa Birliği’ni ağzına aldı, Türkiye’nin üyelik hedefinden vazgeçmediğini vurguladı, ekonomiden söz etti. İyi güzel. Ekonomide bugün işler iyi ama her şey bundan ibaret değil. AB’ye dönük kararlılık sadece ‘ekonomi ayağı’ndan oluşmuyor. Bunun bir de siyasal ayağı var, yani demokrasi ayağı. Şimdi asıl sorun bu ayakta, çünkü bu ayak tekliyor.

Başbakan Erdoğan uzunca bir aradan sonra ilk kez Avrupa Birliği’ni ağzına aldı, Türkiye’nin üyelik hedefinden vazgeçmediğini vurguladı.
İyi güzel.
Almanya Başbakanı Merkel’le Berlin’de yaptığı basın toplantısında, AB üyesi ülkelerin yarıdan fazlasının ekonomik bakımdan AB’ye yük olduklarını belirtirken şöyle dedi:
“Bizi hâlâ anlamıyorlar. Ama biz yine de kararlıyız ve dersimize çalışıyoruz. Biz yük olmayacağız, yine yük alacağız. Kararlılıkla bu süreci devam ettireceğiz.”
Başbakan Erdoğan’ın AB’ye dönük böyle bir kararlılığı vurgulaması olumlu bir gelişmeye işaret ediyor.
Türkiye’nin özellikle ekonomideki halleri gayet güzel gidiyor. AB’nin birçok ülkesiyle mukayese edildiğinde iyi bir noktada olduğumuz açık.
Ayrıca bu durum yeni değil.
Türkiye ekonomide 2000’li yılların başından beri yükselen bir grafik çiziyor. Ak Parti iktidarı, özellikle mali disiplin konusunda sergilemiş olduğu başarıyla ekonomiyi büyüme rayına oturttu.
Kısacası:
Nazar değmesin!
Ekonomide bugün işler iyi ama her şey bundan ibaret değil. AB’ye dönük bir kararlılık için sadece ekonomi ayağı yetmez.
Bunun bir de siyasal ayağı var, yani demokrasi meselesi.
Bu ayağın da yere sağlam basması gerekiyor. Şimdi asıl sorun bu ayakta.
‘Siyasal’ ayak tekliyor. Demokratik açıdan Türkiye’de işler hiç de iyi değil.
Kuşkunuz olmasın, tekleyen bu ayak ileride ‘ekonomik istikrar’ı da olumsuz etkileyebilir.
Başbakan Erdoğan Berlin’de, “Biz kararlıyız, dersimizi çalışıyoruz” dedi.
Altı özellikle çizilmesi gereken bir cümle bu. Temennimiz, bu dersler arasında ‘demokrasi’nin de bulunmasıdır.
Şurası çok açık:
Demokrasi dersi iyi çalışılmıyor!
Kırık notlar gitgide çoğalıyor.
Hapishanelerde açlık grevleri, ölüm oruçları...
Hapishaneler ifade özgürlüğünden, basın özgürlüğünden yatanlarla dolu.
Kürt sorunu berdevam.
PKK sorunu çözülemiyor.
Irak ve Suriye’deki gelişmeler bu sorunları daha da karmaşık hale getirmiş durumda.
İktidarla muhalefet ise kördövüşünde...
Basın Kanunu, Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, yıllar geçti ama bir türlü özgürlüklere aykırı hükümlerden temizlenemediler.
Demokratik, sivil bir anayasa hâlâ bir özlem bu ülkede...
Ve bütün bunlara ek olarak, Başbakan Erdoğan toplumu ve siyaseti geren, uçlara iten, yani kutuplaştıran otoriter üslup ve alışkanlıklarına her geçen gün daha çok sarılıyor.
Siyasal ayak tekliyor derken bunları anlatmak istiyorum.
Tekrar ediyorum.
Demokrasi dersi kötü! Sadece ekonomideki kazanımlarla bir yere kadar gidilebilir.
Demokratik hukuk devleti bu ülkede eğer böyle ikinci sınıf kalmaya devam ederse, çıta yükselmezse, bu durum bir süre sonra ekonomiyi de olumsuz etkilemeye başlar.
Öyledir.
Tek kanatla uçmak olmaz.
Başbakan Erdoğan, “Kararlıyız, dersimizi çalışıyoruz” derken, inşallah bu gerçeğin bilincindedir.