Temel fıkrası!

Kürt konferansı (2) Bu açıdan, Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne'nin fıkrası düşündürücüydü.Temel, Taksim Meydanı'nın etrafında arabasıyla fır dönüyormuş. Bir tur, iki tur, üç tur... Derken trafik polisi durdurmuş Temel'i, meydanda ne diye turladığını sormuş.Temel'in yanıtı:"Sinyalim takıldı da ondan" olmuş...Türkiye'nin de sinyali takıldı Kürt sorunu konusunda. Seksen küsur yıl boyunca hep aynı şeyleri yapıp farklı bir sonuç almaya çalıştı.Ama olmadı.Kürt sorunu çözülmedi.Evet, bugün artık Apo İmralı'da hapiste. PKK'nın 1990'lardaki gücü büyük ölçüde kırıldı. Hala şiddet ve terör eylemleri koyabiliyor olsa da, askeri bakımdan etkisizleşti. Ancak, Kürt sözcüğünü duyunca hâlâ tüyleri diken diken olanlara, ya da kelle koltukta yıllar yılı PKK'ya karşı dağlarda meşru ve haklı mücadele vermiş olanlara bugün gidin sorun bakalım:"Kazandık!" diyebiliyorlar mı?Diyebildiklerini sanmıyorum.Çünkü, aklı başında olanlar Güneydoğu'da olan biteni görüyorlar. Apo İmralı'da ama, aynı zamanda Kürtlerin gönlünde önemli yeri var. PKK yeraltında ama, aynı zamanda yer üstünde. Kürtleri siyaseten en çok PKK'nın yönlendirdiği herkesce malum bir sır...Belediyeler kimin elinde?DTP'nin diyoruz.Ama bu partiyi PKK'dan ne kadar ayrı olarak düşünebiliriz?..Kürt kadınları artık Güneydoğu'da çok aktif. Kadın dernekleriyle birlikte sanat evleri, kültür festivalleri gitgide yaygınlaşıyor. Kürt dili ve kültürünün gelişmesi için Güneydoğu, hem kendi içinde pencereler açıyor, hem Türkiye'nin batısına, Avrupa'ya açılıyor her geçen gün.Belki daha önemlisi ve daha ilginci Güneydoğu'nun Kuzey Irak'a dönük ilgisi. Kuzey Irak'taki "İlan edilmemiş Kürt devleti" olgusu yakından izleniyor Türkiye Kürtleri arasında. Kuzey Irak'la yakın ilişkiler örülmeye çalışılıyor. Hatta "Artık bizim de bir devletimiz var!" duygusunun tomurcuklandığı dikkati çekiyor.Ne yapacaksınız?Bütün bu gelişmelerden sonra hâlâ Temel gibi, "Sinyalim takıldı!" diyebilir misiniz? Diyenler elbette var, olacak da. Ama bence ezberler bozuluyor.Ankara'da da öyle.Bir setin yıkıldığının farkındalar, görüyorlar bu olguyu...Bu set yeniden kurulamaz!Bu seti yeniden inşa etmeye kalkışmak, Türkiye'de demokrasiyi, hukuku, insan haklarını hiçe saymakla eş anlam taşır. Yeniden fazlasıyla kan ve gözyaşı demektir bu.Ya da bu seti yeniden inşa etmek için Kuzey Irak'a mı gireceksiniz? Bu da, Türkiye'yi her açıdan sonu belirsiz bir maceraya, hatta bir cehennem çukuruna itecek kadar çılgınlık olur. Peki ya çare?Demokrasidir, hukuktur.Şiddet ve silahı bırakmaktır.Türkiye'nin Avrupa Birliği şemsiyesi altında demokratik hukuk devleti ve refah çıtasını yükseltmeye devam etmesidir.Sinyali takılanlar yalnız Ankara'da değil, 'Kürt siyaseti'nin saflarında öteden beri varlıklarını sürdürüyor. Onlar da ezberlerini bozmak zorundalar. PKK'nın öncelikle silahlara veda demesi ve şiddetten vazgeçmesi için bastırmaları gerekiyor.Ankara'nın, hükümetiyle önde gelen devlet kurumlarıyla, sivili ve askeriyle çok daha gerçekçi biçimde eğilmesi şart Kürt meselesine.Gri yalanlar oyunundan vazgeçilmesi lazım Ankara'da. Demirel ve Kürt realitesi, Çiller ve Bask modeli, Yılmaz ve AB yolu-Diyarbakır... Bütün bunlar lafta kalmıştı. Birşey yapmaktan çok zaman kazanmaya dönük taktiksel çıkışlardı tümü.Bu dönem artık tarihe karışmalı.Başbakan Erdoğan'ın geçen Ağustos ayındaki Kürt sorunu çıkışı doğru bir çıkıştı. Ama bu çıkış da böyle giderse inandırıcılığını tamamen yitirecek ve demin saydıklarımın kategorisinde kalacak.Evet, bir set yıkıldı!Artık yeni birşeyler yapmanın zamanı çoktan geldi. Ankara'da hükümetin içinde, bazı sivil ve asker odaklarda bu gerçek görülmeye başlandı.Yani ezberler bozuluyor.Ama herşey kopuk kopuk.Hükümetin, siyasal iradenin bu kopukluğu sona erdirmesi ve Türkiye'nin önünü açacak sivil ve siyasal inisyatifleri geliştirmesi gerekiyor.Ankara'da siyaset meydanının, 'Kürt tehciri'ni akla getirebilecek kadar aymazlaşan ahmaklara kalacağını sanmıyorum. Ama yine de birşeyler yapmanın zamanıdır.Bilgi Üniversitesi çatısı altında, Helsinki Yurttaşlar Derneği ile Empati Grubu'nun bir ilki gerçekleştirerek düzenlediği iki günlük Kürt konferansını iki yazıyla özetlemeye çalıştım.Ayşe Teyze'nin hikayesine gelince... Bu ileride bir başka yazının konusu olacak. h.cemal@milliyet.com.tr Kürt konferansı sırasındaki konuşma ve tartışmaları iki gün boyunca izlerken, kendi kendime en çok ezber bozmanın, önyargıları kırmanın, milliyetçi saplantılardan kurtulmanın önemini tekrarladım.