Trajedi nasıl son bulacak?

"Filistinlilerle Yahudiler ne zaman Artık yeteri kadar acı çektik, gel oturup anlaşalım diyecekler?"Kessel, Güney Afrikalı bir Yahudi. Bu topraklarda otuz yıl haber kovaladıktan sonra Kudüse yerleşmiş. Soruma ilk tepkisi, "Bilemiyorum yeterince acı çektiklerinin ne kadar farkındalar?" olmuş ve şöyle devam etmişti:"Her iki tarafın da meşru acıları var. Filistinliler ve Yahudiler daha bu acıları karşılıklı olarak kabullenmeyi bir yana bırak, karşı tarafın acısını ne zaman anlamaya başlayacaklar? Bence anahtar soru bu. Bunca yıldır bu coğrafyada gazetecilik yapıyorum. Filistinlilerle Yahudilerin, değil birbirlerinin acılarını kabullenmeye, hala anlamaya bile yanaşmadıklarını görüyorum. Oysa, her iki tarafın da kökleri bu topraklarda. Yan yana yaşamaya mahkum olduklarını da biliyorlar. Ama anlaşılan gerçeğin bilincine varmak kolay olmuyor."Ve eklemişti:"Daha ne kadar acı çekilecek ki?"Bu soruyu Ramallahta, geçen yıl Arafatın yakın çevresinden dar bir gruba sormuştum. Yahudilere niçin güvenmediklerini, barışa asıl engelin İsrail olduğunu anlatmışlardı.İşadamı bir Filistinli şöyle demişti:"Kavga nedir biliyor musun? İsrail, 1948 ve 1967 savaşlarıyla Filistin topraklarının yüzde 78ini aldı. Biz Filistinliler 1993te Oslo Barış Süreciyle İsrailin bu yüzde 78e el koymasını kabul ettik, bunu göze aldık. Bu yüzden Filistinliler ikiye bölündü. Bizim için geriye yüzde 22 kaldı. Şimdi Şaron bunun neredeyse yarısına da el koymak istiyor. Şaron barışa inanmıyor."İsrail tarafına gelince...Geçen yaz, daha önceki yaz Yahudilere kulak verdiğim zamanlar en çok şu cümleyi duyuyordum:"Filistinlilere güvenmiyoruz.""Neden?""Yarın İsrailin yanı başında bir Filistin devleti kurulursa, Filistin Arapları bu kez İsrail devletinin varlığını sona erdirmek için bir devlet olarak çalışmaya başlayabilirler. Varlığımızı korumak için verdiğimiz mücadele bu durumda çok daha güçleşebilir. Bakın, İsrailin varlığını reddeden Hamas daha şimdiden intihar terörizmi yürütüyor. Bir de devlet olurlarsa, gerisini siz düşünün. Bu nedenle yoğurdu üfleyerek yemek zorundayız. Her şeyi zamana yayarak yürümeliyiz."İşte bu yüzden İsrail tarafının barış için birçok önkoşulu var. Filistinliler de bunları reddediyor.Böylece acılar hiç dinmiyor.Belki de Kissinger haklı:"Bazı sorunlar vardır, çözülemez, ancak idare edilir" demişti bir keresinde. Birkaç yıl önce Tel Avivde tanıştığım, Şaronun dış politika danışmanlarından emekli Büyükelçi Zalman Şovala Kissingerin bu sözünü hatırlattığım vakit şöyle demişti:"Şaron da benzer düşüncelere sahip. Filistinliler terörün altyapısını tümüyle yok etmeden nihai barış, kapsamlı barış olmaz."Geçen yaz durum böyleydi.Gazze kan gölüne dönmüştü. İsrail tankları haziran ayında Refahı yerle bir etmekle meşguldü. Hamasın intihar saldırıları da devam ediyordu.Yani şiddet sarmalı...Şiddetin şiddeti doğurması...Ya da yumurta tavuk hikayesi!Bu daha ne kadar devam edecek?Yoksa Arafatın ölümüyle yeni bir dönem, büyük bir fırsat penceresi açılacak mı? Bu soruyu düşünürken, İsrailli yazar Amos Ozun kitabındaki o bölüm yine aklıma geldi (The Land of Israel, A Harvest Book, s. 260):"Trajediler iki türlü çözülür: Shakespearevari ve Çehovvari...İlkinde perde kapanırken, sahne cesetlerle doludur ve havada belli belirsiz bir adalet esintisi hissedilir.Çehovun trajedisine gelince...Perde inerken herkes düş kırıklığı ve kızgınlık içindedir. Yürekler acımıştır. Hava kasvetlidir. Ama Çehovun trajedisi biterken, hiç olmazsa herkes hayatta kalmıştır, canını kurtarmıştır. İşte ben, Çehovcu bir son istiyorum İsrail - Filistin trajedisi için..."Ben de öyle. h.cemal@milliyet.com.tr Kudüste geçen yaz CNNden emekli meslektaşım Jerrold Kessela sormuştum: