Yakılan her kitap...

"Adam Diyarbakır'da yemek veriyor. Zeytinyağlı dolmayı Kürtçe isimle sunmuş. Biz adamı terör suçuyla yargılıyoruz. Hiç olur mu bu?"Hayır, olmaz.Milliyet'in haberi:"Tiyatro dekoruna gözaltı! Hakkari'de Valiliğin desteklediği tiyatro oyununun bordo, sarı, turuncu, kırmızı ve yeşil renkli sinekliğini sakıncalı bulan polisler 'suç aleti'ni söküp götürdü."Hiç olur mu bu?Olmaz.İstanbul'da bir mahkemeden iki haftada iki karar çıkmış. İkisi de kitap toplatma ve kitap imhasıyla ilgili. Kararlar, Türk Ceza Yasası'nın 426 ve 427. maddelerine göre alınmış.Radikal'in dünkü manşetinde yer alan habere göre kitaplardan biri, Marquis de Sade'ın "Yatak Odasında Felsefe"si. Diğer ikisi, Erje Ayden'in "İkinci Caddenin Çılgın Yeşili" ile "Haupbahnof'dan Bir Trene Bindim" isimli kitapları.Bu çağda kitap yakmak!Olur mu?Olmaz.İsyan etmiş Adalet Ağaoğlu:"Yasalarda düşünceyi, yaratıyı ve kitap toplatmayı buyuran maddeler toplatılmalı ve bir an önce yakılmalı."Lale Müldür isyan etmiş:"Kitap yakmak demek, bir insanın birkaç yıllık ömür bedelini yakmak demek, şeytani bir şeydir."Hulki Aktunç isyan etmiş:"Kitap imha etmenin insanları imha etmekten farkı yok. Avrupa Birliği diyerek idamı kaldırıyoruz, ama kitapları idam ediyoruz. Yuh olsun bize..."Ahmet Ümit isyan etmiş:"Hitler'in Kavgam'ı bile olsa bir kitap imha edilemez. Kararları protesto ediyorum. Burada amaç demokratik Türkiye görüntüsünü baltalamak. AB'ye girmemiz istenmiyor."Alpay Kabacalı isyan etmiş:"Muzır Yasası yürürlükte bulunduğu ve bu yasaya göre oluşan Muzır Kurulu TCK'nın 426. maddesi gerekçe gösterilerek açılan davalarda bilirkişi olduğu sürece sansürden kurtulamayız."Ne yapalım?Mücadeleden başka çare yok.Yasaları değiştireceğiz.Kafaları değiştireceğiz.Özeti bu.Değişim zaman alıyor.Hukuk mücadelesi zor iş.Demokrasi siyah beyaz değil, bir süreç. Bazen iğneyle kuyu kazmak gerekiyor, demokratikleşme yolunda biraz mesafe almak için...On altı yıl geçmiş.1987'de Cumhuriyet gazetesinde çıkan bir yazımdan:"1980 yılından bu yana İstanbul Adliyesi mahkemelerinin verdiği müsadere kararları gereğince 39 ton 28 kilo ağırlığındaki kitap, dergi, haftalık ve günlük gazete SEKA'da imha edildi."Yine 1987'de bir başka yazımdan:"Ortaçağda inançlarından ötürü insanlar yakıldı, daha sonraki yüzyıllarda da kitaplar... Bütün bu örnekler birer insanlık dersi olarak tarihsel belleğimizde dururken, 1980'ler Türkiyesi'nde ne yazık ki benzer olaylar yaşandı. Sinema yapıtları yakıldı, dergiler, kitaplar kağıt fabrikalarına gönderilerek imha edildi.Kültüre karşı terörle mücadele aynı zamanda bir demokrasi sorunudur. Hiçbir yerde demokrasi gökten zembille inmedi yeryüzüne.Bir filozof demiş ki:"Yakılan her kitap dünyayı aydınlatır!"Bu açıdan geçmişi düşünürsek, geleceğin her zaman daha aydınlık olacağını biliriz."Çetin Altan'ın deyişiyle:Enseyi karartmayın!Gidiş daha kötüye değil. h.cemal@milliyet.com.tr Dışişleri Bakanı Abdullah Gül geçen hafta sonu basınla yaptığı bir toplantıda yakınıyor: