Yoksa Saddam kalsa mıydı?

Irak yazıları (2) Örneğin Bosna'yla Kosova'da Miloşeviç'i tasfiye ederek Savaş Suçları Mahkemesi'nin önüne çıkaran savaşa, askeri müdaheleye karşı çıkmadım. Saddam'ın Kuveyt işgalini sona erdiren savaşı onayladım. Afganistan'da Taliban-El Kaide iktidarını yıkan Amerikan müdahalesini destekledim.Bu noktaları belirttiğim 11 Aralık 01 tarihli yazımda şöyle bir bölüm vardır:"Bu satırlar elbette savaşı savunmak için yazılmıyor. Ama bazen barışa giden yol ne yazık ki savaştan geçebiliyor. Eğer Bosna'da, Kosova'da, Kuveyt'te Miloşeviç'lere, Saddam Hüseyin'lere meydan boş bırakılsaydı, insanlığa karşı suçlar karşılıksız kalsaydı, saldırgan, hatta ırkçı milliyetçilik bugün herhalde barış ve insanlığın başına daha büyük bir bela kesilmiş olurdu."Peki ya Saddam'ın devrilmesi...Saddam'a karşı savaş da haklı ve doğru bir tercih olabilir miydi?Saddam gibi bir beladan kurtulmanın haklı ve doğru bir tercih olacağı konusunda en ufak bir kuşkum yoktu. Ancak, 'savaş tercihi'ne ilişkin kuşkularım vardı. Bu yüzden Irak'da savaş opsiyonuna dünkü yazımda örnekleriyle belirttiğim gibi karşıydım.Üç yıl sonra Irak'ta gelinen noktaya bakınca, bu kuşkularımda haksız olduğumu söyleyemem.Şunu da belirtmem lazım:Irak'ta savaş karşıtlığım öyle çığlık çığlığa bir karşıtlık değildi. Ölçülüydü. Çünkü Saddam'ın insanlık açısından gerçek bir bela olduğu kanısını taşıyordum.Öte yandan, Irak'ta savaşa karşıydım ama '1 Mart tezkeresi'ni destekledim.Bu bir çelişki değil miydi?Değildi.Çünkü, 1 Mart tezkeresi ile Türkiye savaşa girmiyordu. Amerikan askerinin topraklarından geçip Kuzey Irak'a girmesine ve Amerika'nın Saddam'a karşı Kuzey'den de bir cephe açmasına izin veriyordu bu tezkere. Aynı zamanda Türk askerinin Türk-Irak sınırına bitişik on beş, yirmi kilometrelik bir güvenlik kordonu kurmasını öngörüyordu.Türkiye savaşa girmiyordu. Ama buna karşılık engelleyemeyeceği bir savaşta uğrayacağı zararları en aza indirmenin bir yolunu açıyordu. Bu bakımdan, 24 milyar dolarlık Amerikan yardımıyla Irak'ın geleceğinde daha çok söz hakkına sahip olmak sayılabilirdi.Yine aynı soru:Üç yıl sonra bakınca, '1 Mart tezkeresi'ni bugün de desteklerdim diyebilir misin? Bu konuda üç yıl önceki kararlılığım yok. Evet-hayır diye siyah beyaz bir yanıt veremiyorum bu soruya.Bazı açılardan tezkereyi hala savunabilirim. Bazı açılardan, tezkerenin Meclis tarafından reddedilmiş olması hayırlı oldu diye düşünebiliyorum. Ama ikinci eğilim, itiraf edeyim, şimdi daha ağır basıyor.Türkiye'nin bugün Kürtler ve Araplarla ilişkileri, Arap dünyasındaki yeri, AB ile ilişkileri ve Türkiye'de demokrasi konularını düşününce, tezkerenin reddedilmesi isabetli oldu diyorum.Bunun gibi,TBMM'den çıkan ret kararı ekonomik bakımdan da hayırlı oldu denebilir. Çünkü AKP hükümeti, Amerika'dan gelecek 24 milyar dolar suya düşünce, IMF ile ekonomik programa başlangıçtaki kararsızlığını bir yana bırakarak sahip çıktı ve derhal uygulamaya geçti.Bir de ikinci tezkere var.Bu tezkere birincisinden farklı olarak Türk askerinin Irak içlerine, en tehlikeli bölgeye gönderilmesini öngörüyordu.Bazı tereddütlerim olmasına rağmen bu tezkereyi de destekledim. İkincisi TBMM'den geçti. Ancak Irak'ta Kürtlerle Araplar karşı çıkınca, Türk askeri Irak'a gitmedi. Birçok bakımdan hayırlı oldu bu. O yüzden ikinci tezkereyi desteklemem yanlıştı.Savaşa karşıydım.Ama çıktı savaş!Bugün durum hiç parlak değil.Yoksa Saddam kalsa mıydı?Hayır, bunu söylemiyorum.İlki, Saddam'ın devrilmesinden bir ay sonra olmak üzere iki kez Bağdat'a gittim. Irak'ın güneyindeki Şii ve kuzeyindeki Kürt bölgelerinde dolaştım. Irak nüfusunun yüzde 80'ini oluşturan Şiilerle Kürtler hiç kuşkusuz Saddam'dan kurtuldukları için mutluydular.Sünnilerin durumu ise farklıydı.Ancak yüzde 20'lik bir azınlık olmalarına karşın 80 yıl boyunca Irak'ı demir yumrukla yönetmiş olan Sünnilerin içi kan ağlıyordu. Irak'ta bugün hala kan akıyorsa, bunun temelinde Şii-Sünni-Kürt üçgenindeki çelişki ve düşmanlıklarla Başkan Bush yönetiminin büyük yanlışları yatıyor.Fakat, savaş sonrası Irak'ını bir 'iç savaş'tan kurtarmak,bir kaos ve terör üssü olmasını engellemek, çok önemli bir hedef olarak gündemdeki yerini koruyor.Irak yazılarının üçüncüsü yarın. h.cemal@milliyet.com.tr Pasifist değilim. Her şartta, tüm savaşlara karşı olduğum söylenemez.

DİĞER YENİ YAZILAR