Yüreklere kilit vuran duyarsızlıkla bu ülkede barış yolu açılamaz!

EMNİYET MÜDÜRÜNE KARŞI DUYARSIZLIK...

Bahçeli’yi geçiyorum. Erdoğan’ın, Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven’e gösterdikleri tepkiler gerçekten hazindir. Böylesine bir zihniyet dünyasında yaşayan, milliyetçiliğe bu kadar aşırı sarılabilen, ‘memleketin Batısındaki oylar uğruna’ bu kadar duyarsızlaşabilen liderlerle bu ülkede barış yolu açılamaz. Yüreklere kilit vurularak ne muhafazakarlık, ne demokratlık, ne de sosyal demokratlık mümkündür.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in sözleriyle birlikte siyaset meydanında açığa çıkan duyarsızlıkla, bu ülkede barış yolunu açmak zor.
Hatta çok zor.
Evet öyle.
Çünkü böyle bir duyarsızlık yüreklere kilit vurur.
Böyle bir duyarsızlıkla Kürt sorunu nedir sorusunu anlamak mümkün değildir.
Çünkü böyle bir duyarsızlık, meselenin yüreklerde hissedilmesini önler.
Meseleyi kendi yüreğinde hissedemeyen siyasetçiler bu ülkede Kürt sorununu barış rayına oturtamaz.
Meseleyi yüreğinde hissedemeyen iktidarlar, bu ülkede ne dağdan inişin yollarını açabilirler, ne de dağa giden yolları kapatabilirler.
Çünkü böylesine duyarsızlık, insan yüreğini acılara kapatır.
Yazık.
Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven, “Dağda ölen teröriste ağlamayan insan değildir” diyor.
Bu sözüyle ‘terörist’in eylemini mi onaylıyor?
Hayır.
Şehit olan polisin ya da askerin ölümüne yol açan şiddet eylemine mi tepkisiz kalıyor?
Hayır.
Veyahut Diyarbakır’da geçen gün okullarda öğretmen ve öğrencilerin üstüne molotof kokteyli atabilen PKK’lıların terörüne ve böylesine çirkin bir zihniyete mi tepkisiz kalıyor?
Hayır.
Elbette tepkisini koyuyor.
Kınıyor, karşı çıkıyor, lanetliyor.
Aksini nasıl düşünebilirsiniz?..
Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven’in çıkışı son derece insani. Farklı bir dil ve bakış açısını sergiliyor.
Barışın dili bu.
Bir duyarlığı dile getiriyor.
Görev yapacağı bölge insanının, Kürtlerin öteden beri özledikleri bir dil ve duyarlık bu.
Kendi sorunlarını kendi yüreğinde hissedebilen ve bunu olanca açıklığıyla ifade edebilen bir kamu görevlisi onlar için her zaman kıymetlidir.
Ama biz ne yaptık?
Liderler ne yaptı?
Emniyet Müdürü’nü hep birlikte cadı kazanına attılar.
Onun bu duyarlığına olağanüstü duyarsızlıkla karşılık verdiler.
Emniyet Müdürü kendi yüreğini açıp, Türkiye’nin en yakıcı sorununu kendi yüreğinde hissettiğinin işaretlerini verirken, liderler kendi yüreklerinin hâlâ kilitli olduğunu açığa vurdular.
Geçmişte Kürt sorununu yüreğinde hissettiğini sandığımız bazı liderler, o dönemde siyaset gereği insanları ağlatan konuşmalar yaptıklarını ele verdiler.
Ne yazık.
Devlet Bahçeli’yi geçiyorum.
Başbakan Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven’e gösterdikleri tepkiler gerçekten hazindir.
Böylesine bir zihniyet dünyasında yaşayan, milliyetçiliğe bu kadar aşırı sarılabilen, memleketin Batı’sındaki oylar uğruna bu kadar duyarsızlaşabilen liderlerle bu ülkede barış yolu açılamaz.
Hâlâ değişebileceklerini umut etmek istiyorum.
Sözü daha fazla uzatmak yersiz.
Yüreklere kilit vurularak ne muhafazakarlık, ne demokratlık, ne de sosyal demokratlık mümkündür.