‘10 Kasım’da kıssa ve hisse

Cumhurbaşkanı Gül, rektör atamalarında kendisini eleştirenlere cevap vermiş:
“Haksızlık yapıyorlar, ben Alevi kesimden de, CHP’den de rektör atadım!”
Yanlış!
Eğer o rektörü Alevi diye atamışsa, eğer bu rektörü CHP’li diye atamışsa daha da yanlış...
Rektörlükte aranan bilimsel niteliktir, dini inanç değildir.
Partilere ve mezheplere göre rektör atanmamalıdır.
Cumhurbaşkanı’nın ataması da yanlış, kendisini savunması da...
Hani orası Cumhurbaşkanlığı makamı olmasa...
Söylenecek çok söz değil, bir söz yeter ama, orası da Cumhurbaşkanlığı makamı...
* * *
Bugün “10 Kasım” Atatürk’ü kaybettiğimiz günün yıldönümü, isteyenler istedikleri kadar geçti o günler desinler, o, bizim gibiler için “Gazi Mustafa Kemal Paşa”dır, Atatürk ve “Ulu Önder”dir.
Şimdi bazıları “Böyle bir günde yazacak başka bir şey bulamadın mı?” diye sitem edebilirler.
Biz “10 Kasım’lar”da ne yazılacağını biliriz!
* * *
Yıl 1927, İsmet Paşa başbakandır. Cumhurbaşkanını ziyarete gelir, üzgün ve gergin bir hali vardır. Atatürk anlar:
“Senin bir sıkıntın var!”
“Evet!”
İsmet Paşa, denizcilik eski bakanı “Topçu” İhsan Bey’den şikâyetçidir.
Nedir şikâyeti?
“İhsan Bey, Yavuz zırhlısının onarımı işinde yetkisi dışına çıkmış; onarımı yapacak şirket lehine kendi başına bazı kararları aldığı anlaşıldı.”
Bu zırhlı, Osmanlı İmparatorluğu’nu Almanların peşine takarak savaşa sürükleyen Alman zırhlısı, o tarihler Türk donanmasının simgesi.
* * *
Olayı anlatan Turgut Özakman “Gazi çok şaşırdı!” der:
“Bunu nasıl yapar?”(*)
Devletin tek kuruşunun üzerine titrenirken, İhsan Bey bunu nasıl yapar.
* * *
Topçu İhsan Bey sıradan bir bakan da değildir, milli mücadelenin önde gelenlerindendir.
İsmet Paşa da ilk anda, Gazi gibi düşünmektedir:
“Ben de ilk başta inanmakta zorluk çektim, yazık ki doğru!”
“İsmet Paşa” olayı yargıya intikal ettirmeyi düşünmektedir, Atatürk de öyle:
“İlk mücadele arkadaşlarımızdan biridir, ama gereğini yap, suçluysa akıbetine katlanır, değilse, şerefiyle aramıza döner!”
* * *
Turgut Özakman’ın yorumu şudur:
“Görmezden gelmek, ertelemek söz konusu olamazdı. Gazi, Cumhuriyet’in temel özelliğini açıklarken, Cumhuriyet fazilet rejimidir, dememiş miydi?”
* * *
Yüce Divan kararı açıklar, Topçu İhsan Bey, iki yıl hapse mahkûm olur. Atatürk üzülmüştür:
“Tereddütlü olanlar vardı, biri de bendim. Demek ki İsmet Paşa haklıymış. Devletin her kuruşunda yoksul halkımızın hakkı vardır.”
Bu hakkı korumak her düzeydeki devlet görevlisinin kutsal bir ödevidir.”
* * *
Bu iki olayı niye yazdık...
Amacımız asla ve kat’a Mustafa Kemal Atatürk ile Abdullah Gül’ü mukayese etmek değildir, zaten haddimiz de değildir.
O halde?
“Kıssa” ortada “hisse”yi siz çıkarın.
——————————————(*) Cumhuriyet/ Türk Mucizesi 2. Kitap Bilgi Yayınevi.