159'dan 301'e...

"Persenk" yazdığımızı gören bazılarının, nasıl da içlerinden gülerek "Be hey cahil!" dediklerini duyar gibiyiz. Oysa bu kelimenin doğrusu "persenk"tir, konuşurken gerekli gereksiz söylenen, tekrarlanan sözlere "persenk" denir, "pelesenk"değil... "Pelesenk" ise özellikle Kızıldeniz'de, Asya ve Afrika kıyılarında yetişen, kerestesi makbul sert bir ağaçtır.***EVET, 301. maddeyi ağızlarına "persenk" edenler, acaba bu maddenin ne olduğunu, neyi kapsadığını biliyorlar mı?En iyisi dört fıkralık bu maddeyi hiç yorumsuz yazmalı...Fıkra 1: Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.Fıkra 2: Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, devletin yargı organlarını askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.Fıkra 3: Türklüğü aşağılamanın, yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.Fıkra 4: Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.***KANUN açık, "Türklükten başlamış, emniyet teşkilatına kadar" inmiş...Bunları "alenen aşağılarsan", cezalandırılırsın diyor."Alenen" ne demek, "aşağılamak" ne demek?"Alenen"in sözlük karşılığı şu:"Açıktan açığa, herkesin gözü önünde, herkesin içinde, gizlemeden, açıkça...""Aşağılamak"ın sözlük anlamı da şu:"Değerinden düşük göstermek, küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek."Diyelim bir yazı yazdınız, savcı sizin "Türklüğü açıkça aşağıladığınızı" iddia etti, mahkeme de buna uydu, mahkûm etti.Acaba, savcının görüşüne uyan mahkeme "aşağılamak" deyimini nasıl yorumlamıştır?Daha değişik yorumlar mümkün değil mi?***BU 301. madde bizim için yabancı bir madde değil, eski yasanın 159. maddesinde "aşağılamak" yoktu ama, tahkir ve tezyif vardı.Hüseyin Cahit Yalçın'dan Çetin Altan'a, hatta bu satırların yazarına kadar çok yazar, çizer bu maddeden yargılanmıştır; özellikle "hükümetin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif ettikleri" iddiasıyla...***ESKİ 159 ile yeni 301 arasındaki en büyük fark, dördüncü maddedir:"Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz."Hiç olmazsa, beraat için açık bir kapı var...Keşke Hrant Dink'in de bu kapıdan geçmesine izin verilseydi...***BU 301. madde tasarı halindeyken, basın kuruluşları bu maddenin sakıncaları anlatmak için Ankara'da çalmadık kapı bırakmadılar, hatta Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, "Gelin şu maddeyi düzeltin, sonra onurunuz pahasına düzeltmek zorunda kalırsınız" demişti.Ama dinleyen kim?Avrupa'yı arkalarına alanlar, "uyum kanunları" çıkararak hoş görünmeye çalışıyorlardı.İki gün önce, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, televizyonda hayret içinde konuşuyordu:"Biz bu maddeyi Avrupalılara göstermiştik, sonra uyum yasalarının içine sokmuştuk."Buyurun, hayırlı olsun, yine değiştireceksiniz, eliniz mahkûm...Avrupalıyı dinlersiniz de Oktay Ekşi'yi kulak arkası edersiniz.. h.pulur@milliyet.com.tr MAŞALLAH Türkiye'de okuryazar olup da Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesini -içeriğini değil- bilmeyen kalmadı, hele müteveffa Hrant Dink'in bu maddeden yargılanıp mahkûm oluşundan sonra bu kanun maddesi ağızlara "persenk" oldu .