28 Şubat’tan beter

Nihayet “fezleke” ortaya çıktı. “Fezleke” nedir?
Fezleke, milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması istenen belgedir.
Günlerden beri “fezleke” sakızı çiğneniyordu, muhalefet İstanbul’dan gönderilen “fezleke”yi soruyor, Adalet Bakanı “geldi açıklamayacağım” diye sabır tavsiye ediyordu. Meslektaşımız “Emine Kaplan” fezlekeyi eline geçirmiş ve “Cumhuriyet”te açıkladı. Uzun boylu açıklamaya gerek yok, üç satır yeter:
***
“Zafer Çağlayan”: 28 kez toplam 52 milyon dolar rüşvet almak...
“Muammer Güler”: 10 kez toplam 10 milyon dolarlık rüşvet almak...
“Egemen Bağış”: 3 kez 1.5 milyon dolarlık rüşvet almak...
***
Elbette “fezleke” böyle yazıyor, diye üç bakanın bu rüşveti aldıkları kabul edilmez. Fezleke Meclis’e gelecek, milletvekilleri tartışacak, ölçecek, biçecek vicdani kanaatiyle oy verecek...
Fezlekedeki deliller ortaya çıkacak.
Ortada ne var?
Para sayma makineleri, kasalar, bir bölümü ayakkabı kutularında istiflenmiş dolarlar, hatta bunların bir bölümü de bir devlet bankasının genel müdürüne ait.
Elbette onların savunması yapılacak, bu suç delillerinin odalara nasıl girdiği, onları odalara kimlerin koyduğu ortaya çıkacaktır.
***
Bunlar ayaklanıp gelmemişlerdir ya!
***
“Zaman” gazetesinin perşembe günkü başlığı ve araştırması çok ilginçti.
Bugün “28 Şubat’tan beter” diyordu.
Bir karşılaştırma...
***
Bakın “28 Şubat darbesi”nde askerler ne yapmıştır, bugün neler yapılmaktadır?
İkisi de darbe değil mi?
Biri “post modern darbe”, biri de “dost modern darbe”...
Öyle benzerlikler bulmuşlar ki:
“28 Şubat”çılar dindar bir kesimi mülteci ilan etmiş, bugün de çete, paralel devlet, “virüslü gizli örgüt, Haşhaşiler” gibi yaftalanıyorlarmış.
“28 Şubat”çılar İmam Hatip liselerini kapatmış, bunlar da dershaneleri kapatıyorlar.
***
“28 Şubat”ta bazı şirketler “yeşil sermaye” diye nitelendirilmiş, bugün de işadamları keyfi denetim ve tehditle baskı altına alınıyormuş...
“28 Şubat”ta Batı Çalışma Grubu eliyle fişleme listeleri oluşturulmuş, bugün de eski fişlemeler kullanılarak bir katılım bankası batırılmak isteniyormuş...
“28 Şubat”ta karargah talimatıyla gazete manşetleri atılmış, asparagas haberler medyaya servis edilmiş, bugün iktidara yakın gazetelere, belli karanlık merkezlerden servis yapılıyor, yolsuzluk haberleri gizleniyormuş...
“28 Şubat”ta dinleme ekibiyle dindarlara insan avına çıkılmış, bugünse Fethullah Gülen hocanın telefon konuşmaları yasadışı yollarla dinlenip suçüstü gibi medyaya servis ediliyor, hizmet hareketi ve cemaat örgüt gibi gösterilmek isteniyor.
***
Dahası da var...
“28 ŞUBAT’TAN BETER!” başlığı cuk diye oturuyor.
Osmanlı’da bir deyim vardır:
“Men dakka dukka/Çalma kapını çalarlar kapını!”
Eeeee, 28 Şubat’ta kimin sesi çıktı?
Kimler şikayetçi? O günleri biz de yaşadık!
O zavallı Aczmendi’yi hücrelere atarken kimin sesi çıktı?
Biz dahil!