Abesle iştigal, ya da fuzuli laflar...

O konuşmanın yapıldığı Meclis oturumunun tarihine dikkat etmezseniz, Abdullah Gül'ün o tarihte hangi partinin sözcüsü olduğunu hatırlamazsanız, sizin de, Abdullah Gül'ün -içki yasağında olduğu gibi- kafanız karışır.***BU konuşma 1995 yılında yapılmıştır. Abdullah Gül, Refah Partisi milletvekili ve sözcüsüdür. Erbakan Hoca'nın "Refah Partisi" Avrupa'ya karşıdır, hem de "Haçlılara adeta cihat açmıştır." Eee, böyle bir partinin sözcüsü de Avrupa'yı hayırla yâd edecek değildir ya, veryansın edecektir...***ABDULLAH Gül, önce "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyeceği kesindir" diye söze başlar ve sürdürür:"Avrupa'nın menfaati olduğu zaman tavizler verilmekte, fakat Türkiye'nin çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir direniş, hiçbir ısrar olmamaktadır. Bu şudur: Ne pahasına olursa olsun, Türkiye Avrupa Birliği'ne girecek anlayışıdır."***İŞTE Erol Manisalı'nın adı bundan sonra devreye girmekte ve Abdullah Gül onun sözünü hatırlatmaktadır. Erol Manisalı bir yazısında "Eğer bu zihniyette olursanız sizi zengin köşkünün bir kulübesine koyarlar" demiştir. Abdullah Gül de Erol Manisalı'nın bu sözüne atıfta bulunmakta, o günkü iktidarı uyarmaktadır.***LAKİN, aynı Abdullah Gül'ün AKP'nin Dışişleri Bakanı olunca, keskin bir "Avrupa muhibbi" olduğunu söylemeye gerek var mı?Oysa Erol Manisalı, on yıl önce ne düşünmüşse, söylemişse, yazmışsa bugün aynı görüşlerine sahiptir.***ÖRNEK mi istiyorsunuz, buyurun: "Erol Manisalı/2005"ten:"(....) Brüksel, kendi politikasına uygun işler için, vakıf üniversitelerine, devlet üniversitelerine, sivil toplum örgütlerine para yağdırıyor. Avrupa ve ABD'deki vakıflar ve istihbarat örgütlerinin yan kuruluşları, insanlara para veriyor, sivil toplum örgütlerine şu konuları işleyin, size yardım ederiz diyor, seminer, konferans toplantı düzenletiyorlar, yayın yaptırıyorlar.""Bizde solcu geçinen bazıları, emperyalistlerle, Türkiye'yi sömüren dış devrelerle işbirliği içindeler. Avrupa'daki sosyal demokratlar da, muhafazakârlar da, Avrupa'nın sömürüsünün bir parçası; bizimkiler ise Türkiye'yi sömürenlerle işbirliği yapıp solculuk taslamıyorlar mı? (....)Mandacı sol, ya da sömürgeci sol hareket Türkiye'ye özgü". (x)***SAYIN Abdullah Gül, on yıl önce yaptığı gibi Erol Manisalı'yı bugün de örnek, ya da kaynak gösterebilir mi?Mümkün mü?Ama Erol Manisalı, sözlerinin arkasında dün de bugün de dimdik ayakta duruyor...Acaba ne demek istediğimizi anlatabildik mi?Lakin bugün, Abdullah Gül'e böyle demek "abesle iştigal" değil mi? Yani boş işlerle uğraşmak...***ORHAN Pamuk yandaşlarından bir "herifi nâşerif"in, AB Türkiye Karma Parlamentosu Eşbaşkanı Lagendijk'in "Ordu provokasyona geçti, PKK da buna silahla cevap verdi. Ordu, PKK ile çatışmayı seviyor, bu da orduyu merkezde, gündemde tutuyor" hezeyanına bile ses çıkaramayan Abdullah Gül'den Erol Manisalı örneğini istemek abesle iştigal değil de nedir?Biz de bazen, böyle fuzuli laflar ederiz ya!———-(x) Attilâ İlhan'la Akıp Giden Düşünceler, Derin Yayınları, 2005. h.pulur@milliyet.com.tr GEÇEN pazartesi günkü yazımızda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Prof. Dr. Erol Manisalı'yı misal göstermesi ve "Erol Manisalı'nın dediği gibi" diyerek konuşmasını sürdürmesi bazı okurları şaşırtmış, "Erol Manisalı'nın adı neden geçiyor?" diyorlar...