Adaleti rencide etmemek...

Olaylar ve insanlar Biz de şu "seçim" olmasa "demokrasiyle gül gibi geçinip" gideceğiz.Bir seçim lafı ortaya çıkmasın, ister cumhurbaşkanlığı, ister Yargıtay, ister Danıştay, hemen seçim öncesi "peşrevler" başlar.* * *YARGITAY ve Danıştay'ın boş üyelikleri için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda seçim yapılacak, iddiaya göre, iktidar, adayları beğenmiyor, onların seçilmesini istemiyor.Peki, ne yapması gerekir?Seçimi yaptırmamak, ertelemek...Çaresi, Adalet Bakanı'yla, Müsteşar'ı toplantıya girmezler, çoğunluk sağlanmaz, seçim de yapılamaz...Peki, Bakan'ın ve Müsteşar'ının bu tutumu yargıya müdahale anlamına gelir mi?HSYK Başkan Vekili Mahmut Acar Adalet Bakanlığı'nın bu tavrını "Yargı bağımsızlığına karşı bir duruş, kurulun faaliyetini engelleme, yargıya müdahale olarak" nitelendirdi.* * *EVET, her seçim öncesi böyle "peşrevler" vardır.Geçen gün Çeşme Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu, Kanaltürk'te Namık Koçak'a anlatıyordu...Seçmen kütükleri askıdan indikten sonra İlçe Seçim Kurulu bir araştırma yaptırmış, 1600 ile 1800 arası seçmenin, seçmenliğini "dondurmuş!"Neden?Bu seçmenlerin Çeşme'de daimi olarak oturmadıkları saptanmış...Genellikle Çeşme'de yazlığı olan İzmirliler seçim günü yazlıklarına gelir, orada oy kullanırlar, bu da onların hakkıdır, ikinci bir yerde "mükerrer oy" kullanamayacaklarına göre...Bu arada 30 yıllık Çeşmelilerin de adaylıkları dondurulmuş...Adaylıkları dondurulan bu seçmenlerin çoğunun "CHP eğilimli" oldukları sanılıyor.CHP'nin itirazı üzerine, seçmenlikleri dondurulanların listesi 2 Nisan günü askıya çıkıyor.Yüksek Seçim Kurulu'nun, belki başka yazlık yerlerde de aynı uygulama yapılıyorsa duruma açıklık getirmesi gerek.Seçimin temel ilkesi, seçmenin oy kullanması ve bir yerde oy kullanması değil mi, ha kışlıkta, ha yazlıkta ne fark eder? Bu durumda yazlık bölgede de oy kullanma hakkını seçmenden alırsanız, seçmen başka yerde de oy kullanamaz...* * *SİYASİ iktidarın yargıyla ters düşme ya da "canciğer kuzu sarması olma" lüksü ve hakkı yoktur.Lakin, Türkiye'de hemen her iktidar, yargının ondan yana olmasını ister.Ne zamandan beri?1952'den bir örnek...* * *BİLECİK'te ara seçim vardır. CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek adaydır, iktidarda Demokrat Parti bulunmaktadır. CHP'li Kasım Gülek'in seçim çalışmasından rahatsız olurlar, Adalet Bakanı, Bilecik Savcısı Fahrettin Oğuz'a telefon eder, Kasım Gülek hemen tutuklanmalı ve Ankara'ya gönderilmelidir.Savcının aynı görüşte olmaması Bakan'ı kızdırır:"Sen ne biçim savcısın?"O, onurlu ve cesur bir savcıdır, lafı uzatmaz:"Benim görevim bitmiştir" der, telefonu Bakan'ın yüzüne kapatır, sonra odada bulunan stajyer hâkim Kemal Gür'e döner:"Evladım, benim gibi yapmaya hazırsan devam et; yoksa adaleti rencide edersin!"Siyasetçiler adaleti, yargıyı rencide etmek için ne yaparlarsa yapsınlar, yargıyı rencide etmemekte kararlı hâkimler ve savcılar vardır.HSYK'deki üyeler bunun örneğini vermektedirler. h.pulur@milliyet.com.tr OSMANLI Maarif Nazırı, yani Milli Eğitim Bakanı, "Şu mektepler olmasa, Maarif'i ne güzel idare ederdim" demiş...