Adamlar...

Hiç ummadığın değil de, beklemediğin biri böyle günlerde öyle bir laf eder ki! Zaten senin de onun ne düşündüğü hakkında az çok bilgin vardır ama böyle coşup, kükreyeceğini beklemezdin.
* * *
İşte Fatih Terim, Galatasaray’ın teknik direktörü, zor bir maçı kazanmışlar, soyunma odasına çıkmışlar, yayın kurulu ile yaptıkları anlaşmaya göre, kazanan takımın hocası konuşacak...
Fatih Terim, Gaziantep katliamını orada haber alıyor, “ne yapalım, anlaşma yapmışız, çıkıp konuşacağım, maçı anlatacağım!” demesi gerekiyor.
“Konuşmuyorum!” diyor.
“Bu katliam varken, ben futbol konuşmam!
Çıkıp, niçin konuşmadığımı anlatırım.”
* * *
Gazeteciler karşılarında bambaşka bir Fatih Hoca buluyorlar:
“Antep’te olanları duyunca, bir yere ateş düşmüş, kardeş kardeşi vurmuş, burada iyi oynadık 3 puan aldık demeye utanıyorum... Türkiye’de canlar giderken, olaylar olurken, içim yanıyorken kusura bakmayın futbol konuşamam... Bir yere ateş düşmüş, ülkede kan gövdeyi götürüyor, kardeş kardeşi vuruyor... ‘Sevinçliyim’ demeye utanıyorum. Bu ülkeye ne oluyor? İnanın futbol konuşmak içimden gelmiyor. Bunlar vatan evladı değil mi? Bunların anası babası yok mu? Bu ülke nereye gidiyor? Yazıklar olsun. Ben bu akşam futbol konuşmak istemiyorum. Ülkede bombalar atılıyor, toplu katliamlar oluyor. Öldük bu ‘kınıyorumlar’ yüzünden! Röportaj yapacak durumum yok. Moralim çok bozuk.”
* * *
İşte böyle bir adamdır, adam olan, yerine göre susan, yerine göre zehir zemberek konuşan...
Fatih Terim’den laf açıldıkça, rahmetli arkadaşımız Ali Mengutay’ı andık. “Kara Ali” lakabıyla anılırdı, sapına kadar Adanalıydı. Büyüklerden Beşiktaş’ı tutar, lakin Adana Demirspor efsane gibi ağzından düşmezdi. “Hele bir yeni yetişme var ki” derdi. Yeni yetişme dediği Fatih’i bir överdi ki! Kim bu Fatih deyince de şeceresini okurdu. “Talat’ın oğlu” diye başlardı. Yıllar yılı Fatih Terim’i, hep rahmetli Ali Mengutay’la birlikte andık.
“Talat’ın oğlu” diye...
Yani, sizin anlayacağınız bizde de Ali Mengutay’dan gelme Fatih Terim sevgisi vardır.
Demek boşuna değilmiş.
* * *
Bugün kime sorsanız, çoğu Erman Toroğlu’nu Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım, “hadi düşmanı demeyelim de” karşıtı diye bilir...
Geçen gece bir spor programında, yöneticiye bir soru geldi, çanak bir soruya benziyordu.
Televizyon seyircisi, Olimpiyat’ın başarılı kızlarından bir veya ikisinin Fenerbahçeli, diye anılmasını yadırgamış.
Bir sporcunun lisanslı olduğu kulüpten bahsetmenin yadırganacak neyi var ki!
Neden yadırgamış!
Erman Toroğlu yoruma başlayınca, eyvah dedik. Oysa dediğimiz çıkmadı.
“Fenerbahçe veya Aziz Yıldırım bu sporcusunu desteklemişse, bunun yanlışı nerede... Sporcu da kadirşinaslığını göstermeyecek mi? Bunun eleştirilecek tarafı ne?”
Erman Toroğlu’nun böyle kabadayılıkları da vardır.