Ak Parti’nin dönemeyeceği yol...

BİZDE sorunlar bitip tükenmez, gece şöyle bir gözünü yumup derin uykuya dalsan da sabah yatağından ok gibi fırlarsın, öyle bir sorun ortaya çıkmıştır ki!
Son günlerde iki büyük sorunumuz var, ikisi de çok önemli, “Kürt sorunu- Ermeni sorunu...
Ha bir de kızı hunharca öldürülen, katil zanlısı belli olsa bile yakalanamayan bir babanın anlaşılır hezeyanları...
* * *
KÜRT sorunu da, Ermeni sorunu da yeni sorunlar değildir, çığ gibi büyüye büyüye bu hale gelmiştir.
Her ne kadar Ermeni sorunu, bugün öne geçmişse de, bizim için asıl önemli sorun Kürt sorunudur.
Bu sorun için, buzdolabına kondu da diyebilirsiniz, kuluçkaya yatırıldı da...
İster buzdolabına koysunlar, ister kuluçkaya yatırsınlar, sorun dipdiri, taptazedir.
* * *
PROF. Dr. Ümit Özdağ, bu işin uzmanlarından biridir, acaba o ne diyor?
Ümit Özdağ’a göre terörle mücadelede iki temel yol vardır.
Birincisi: “Düşük Yoğunluklu Çatışma (DYÇ) konsepti ile teröre karşı, ordu ve polisin kullanımı ile çatışmak ve terör örgütünü yok edilir, tolere edilebilir bir şiddet düzeyine indirgemektir. Bu yol askeri değil, siyasi çözümdür, askeri sadece araçtır.”
İkincisi:“Terör örgütünün yok edilememiş veya tolere edilebilir bir şiddet düzeyinin oluşturulamaması üzerine terör örgütü ile dolaylı dolaysız görüşme yoluna gidilmesidir.”
* * *
PEKİ, bugün neredeyiz?
Ak Parti hükümeti ikinci temel yolu seçmiştir.
Hükümet, bu yolun terör örgütü veya temsilcisi ile görüşmek olduğunu bilerek, önceden reddettiği DTP ile masaya oturmuştur. Ancak Abdullah Öcalan, bu aşamada DTP ile görüşme yolunu tıkamış, doğrudan görüşmek için kendisini adres olarak göstermiştir.
PKK’nın koşulları ne?
“-Abdullah Öcalan’ın en kısa zamanda serbest bırakılması.
-Kürt kimliği siyasal bir kimlik olarak Anayasa’ya girsin.”
* * *
PROF. Özdağ’a göre, “PKK’nın olmazsa olmaz bu iki koşulu yerine getirilmezse, ne olabilir?”
Şöyle diyor:
“Bu iki koşul yerine getirilmedikçe hükümetin Kürt açılımı çerçevesinde alacağı diğer bütün politik, kültürel ve ekonomik önlemler, PKK terörünün durmasına yol açmayacaktır. Toplumda bu kadar büyük beklentiler uyandıran hükümet, Kürt açılımından sonra terör devam edince çok ağır bir siyasal darbe alacaktır. Demek ki, ikinci yola girildikten sonra PKK’yı dolaylı/dolaysız muhatap almayan bir açılım terörün devamını engellemediği için sonuç alamaz. Aksine örgüte, bu verilenleri de PKK’nın silahlı mücadelesi vermiştir, şimdi Kuzey Irak’ta da facto bağımsız bir Kürt devletinin olduğu ortamda Kürt bağımsızlık mücadelesi çok daha kolay olacaktır şeklinde propaganda yapma imkânı verecektir.”
* * *
BAŞKA ne olabilir?
Prof. Özdağ, bazı çevrelerin toplu bir hareketle, Kandil Dağı’na çıkıp PKK’yı yok etmelerinden söz etmemelerinin “inanılır” bir yanı yoktur, der:
“Bazı çevrelerde ileri sürülen görüş, Ak Parti’nin Kürt açılımını gerçekleştirmesine PKK’dan olumlu cevap gelmemesi durumunda, Türkiye-ABD ve Peşmerge güçlerinin Kandil Dağı’na ortak operasyon düzenleyerek, PKK’yı yok edecekleridir. Doğrusu bu inanılır bir açıklama değildir. İnanılır olan ise Ak Parti hükümetinin ilk genel seçimlerden sonra orta ve uzun vadeli Kürt açılımı çerçevesinde PKK’nın taleplerini kabul etmeyi göze almış göründüğüdür. Bundan sadece çok keskin bir viraj ile geriye dönülebilir. Yoksa bu yol istemeseniz de sizi oraya götürür. BU yolda başarı PKK ile görüşmekten geçmektedir.”
* * *
İKİ yol ağzındaysanız, yollardan birini seçmişseniz, o yola girdikten sonra istemeseniz bile artık o yolda yürümek zorundasınız.
Sizi bu yoldan, ancak genel seçim döndürebilir.
Ak Parti’nin seçim kaybedeceğini sanan var mı?