“Alamancıların” sırası mı?

Oh oh, “dideler ruşen”, 63 “Akil adam” belli oldu, demek ki Kürtlerle barış için gerekli olan en akıllı, olgun, deneyimli adamlar soruna el koydular. Tabii, kendilerini oraya atayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sözünden çıkmayarak.
Olur mu öyle şey?
Niye olmasın? “Akillik”lerini tescil eden kudret ne istiyorsa öyle olmaz mı?
“Akil adamlar” heyetini Sultan Abdülhamit’in “Heyet-i Nasıha”sına benzetenler var.
Ne var, uygun olmaz mı?
Uyar, uyar!
***
Akil insanlar, memleketin en büyük sorununa AKP destekli çözüm getirmeye uğraşırken, “Şükrü Elekdağ” gibileri de bakın nelerle uğraşıyorlar!
Şükrü Elekdağ, Dışişleri’nin son yıllardaki temel taşlarından biridir.
Elekdağ, bir gazete haberinden esinlenerek düşünüyor.
Nedir o sorun?
“Münih Yüksek Mahkemesi’nde görülecek sekizi Türk 10 kişinin katledilmesiyle ilgili Neonazi davasını hiçbir Türk gazeteci izlemeyecek.
50 gazeteci için izleme müsaadesi var. Ama Türkler için yok. Güya Türk gazeteciler kura çekiminde kazanamamış.
Oysa, bu dava Türkiye açısından son derece önemli. Çünkü cinayetlerde Alman istihbaratının parmağı olduğu iddiası var.
Cinayet zanlısı bir istihbarat ajanının suç mahallinde mevcudiyeti, kanıtların imha edilmesi ve bir memurun tanıklık yapmasına müsaade edilmemesi kuşkuları derinleştiriyor.
Bu durum, aynı zamanda Türklerin yaşadıkları evlerin kundaklanmasının devlet içinde bağlantısı olan bir örgüt tarafından yapıldığı kuşkusunu doğuruyor.
***
Olay bu, konu bu...
O halde ne yapmalı?
Bu tespiti yapan Şükrü Elekdağ, yapılması gerekeni de söylüyor:
“Almanya’daki Türk toplumu eğer insan onuruyla huzur ve güven içinde yaşamak ve haklarına sahip çıkmak istiyorsa, derhal ülke çapında bir dayanışma içine girerek ‘İnsan Haklarını Savunma ve Irkçılıkla Mücadele Birliği’ni (İHSB) kurmalıdır.
ABD’de Yahudilerin kurmuş oldukları ‘Anti-Delamation League’e benzer şekilde örgütlenecek ve çalışacak olan İHSB, Almanya’nın her eyaletinde ve büyük şehirlerindeki şubelerinde çalıştıracağı hukukçuları ve profesyonel temsilcileriyle Türklerin maruz kaldıkları ırkçı tutumları ve insan hakları ihlallerini gündeme getirecek, Almanya ve Avrupa’daki insan hakları örgütlerini seslerini yükseltmeye ve tavır almaya davet edecektir.
İHSB aynı zamanda, ayrımcılık öngören Alman vatandaşlık Yasası’nın değiştirilmesini, ırkçı eylemlere karşı uygulanacak cezaların artırılması ve devletin ırkçılıkla mücadelede kararlı bir tutum izlemesini sağlamak amacıyla kamuoyu oluşturacak, bu maksatla, basını, sivil toplum örgütlerini ve politikacıları etkilemeye çalışacaktır.
Almanya’da sayıları yüzlerle ifade edilen dernek var. Bunlar, farklı siyasi görüşleri nedeniyle birbirlerine sırt çevirmiş durumdalar.
Buradan Almanya’daki Türk toplumuna sesleniyorum: Devamlı aşağılanmayı ve korku içinde yaşamayı kendinize layık görmüyorsanız, gerekli dayanışmayı ve özveriyi ortaya koyarak İHSB’ni kurunuz.”
***
İnşallah, şu işleri bir çözelim de, “Akil adam”ların raporlarını dikkate alalım da, sıra Almanya’ya gelsin.
Hem zaten nereden çıktı bu “Alamancılar?..”
Galatasaray’ın 3-0 yenildiği maçtan sonra, bir gazete şöyle soruyordu:
“Nereden çıktı bu hakem?”
Herhalde bu da Aziz Yıldırım’ın marifetidir.
Norveçli hakemi de bir başka Aziz Yıldırım ortaya çıkarmış olabilir.