Atıf Yılmaz yalnız film çekmezdi...

Atıf Yılmaz'la öyle içli dışlı bir dostluğumuz yoktu, rastladığımız yerlerde konuşur, dertleşirdik... ***TÜRK sinemasıyla ilgisi olan herkes Atıf Yılmaz'dan neler öğrendiğini anlattı, biz de ondan önemli bir şey öğrendik...Bizim gibi bir sinema seyircisi Atıf Yılmaz'dan ne öğrenebilirdi ki?***BAZEN, beğendiğimiz bir filme, ikinci, hatta üçüncü defa giderken soranlar olur:"Niye gidiyorsun?""Atıf Yılmaz öyle diyor!" deriz. Çünkü Atıf Yılmaz, "ilk seyredilişte bir filmin ancak yüzde 30'unun tam olarak algılanabildiğini" söyler ve sözü eleştirmenlere getirir, "Bu oranı yüzde 40'a, 50'ye çıkarsalar bile filmin yüzde 50'sini algılayamazlar" der. (x)Bizim gibilerin algılama oranı yüzde 30 olduğuna göre filmi iki, hatta üç kere seyretmek gerekmez mi?***ATIF Yılmaz'ın Yılmaz Güney hakkında ilginç görüşleri vardı. Atıf Yılmaz'a göre kendi ülkesinin dışında film çekip başarılı olabilmiş yönetmen pek yok gibiydi, başarılı olanlar da Avrupalıydı, Batı kültürünün birer parçasıydılar.Atıf Yılmaz bu tespitinden sonra şöyle der:"Bizim Siverek'ten yola çıkıp Adana'da uzun bir mola verdikten sonra İstanbul'a, oradan da Fransa'ya kapağı atan Yılmaz'ımızın oldukça kısıtlı, Türk ve Kürt kültürüyle Fransız gibi şoven bir ülkede yapabileceği filmleri gözümün önüne getiremiyorum."***ATIF Yılmaz bu görüşünü Yılmaz Güney'in Fransa'da çektiği "Duvar" filmiyle pekiştirir:"Duvar, vizyona çıkıp da hak etmediği bir sürü olumsuz tepkiyle, eleştiriyle karşılaşınca ister istemez şunu düşündüm. Aynı filmi Yılmaz Türkiye'de çekmiş olsaydı, sansürle, polisle, savcılarla cebelleşip, bir yolunu bulup yurtdışına kaçabilseydi, Batılıların Duvar filmine gösterdikleri tepki aynı mı olurdu? Hiç sanmıyorum."Çok doğru, Batı'nın değişmez bu oyununa figüran olarak katılanlar, sonunda nasıl alet olduklarını anlarlar, ama neden sonra...***"BATILILAR için kendi ülkelerinin dışındaki ülkelerin sanatları ya da sanatçıları, kısa bir süre içinde tükettikleri birer maddeden ibarettir. Hızlı işleyen bir sanatı keşfetmek ve yok etme mekanizması... Paris'te Kübalı bazı sinemacılarla tanışmıştım. Bir iki yıl önce filmlerine yoğun bir talep varken, bir yıldır kimsenin kapılarını çalmadığından şikâyet ediyorlardı.Talebin filmlerin kalitesiyle ilgili olmadığını, yeni modanın az gelişmiş bir Afrika, ya da bir Uzakdoğu sineması olduğunun farkında değillerdi."Bu görüş de Atıf Yılmaz'ındır.Atıf Yılmaz'ı geleceğe taşıyan, çektiği filmler kadar, sinema için düşündükleri ve söyledikleridir...————-(x) Atıf Yılmaz, Söylemek Güzeldir, AFA Yayınları, 1995. h.pulur@milliyet.com.tr HEMEN her sinema oyuncusu, yönetmeni, yönetmen yardımcısı, ışıkçısı, eleştirmeni Atıf Yılmaz'ı toprağa uğurlarken ondan neler öğrendiğini anlattı, yazdı.