Atletizm yarışları

Olimpiyatta kız atletlerin 1500 metre gibi yarışta birinci ve ikinci oluşlarından sonra, birden Türkiye’yi atletizm aşkı sardı...
* * *
Acaba Aslı Çakır Alptekin’le Gamze Bulut’u görmeseler Türkiye’de atletizm yapıldığının farkına varmayacaklar mıydı?
O kadar da değil, “koşu” denince hemen herkes bir şeyler bilir de...
* * *
Bizim gençlik günlerimizde atletizm pek yaygın bir spordu. Büyük kulüplerin atletizm ile ilgilenmesi ilgi çekerdi.
Hele Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti, futbol kadar atletizm rekabetini de körüklerdi.
* * *
Futbol maçlarıyla çakışmadan yarışlar yapılırdı, bazen önemli bir futbol maçı var diyelim, 100, 200, 400 metre finali maç arası yapılırdı. Futbol seyircisi de, atletizmle içli dışlı olurdu.
* * *
Şöyle bir düşündük, kimler vardı?
Cahit Önal, Cezmi Or, Ekrem Koçak, Eşref Aydın, Futbolcu Suphi, yine Futbolcu Melih Kotancı, Rıza Maksut, Çekiççi Tom Balcı... Bunlar aklımıza gelenler; mesela Ferhan Devekuşuoğlu, hem sınıf arkadaşımız, hem de meslektaşımızdı. Allah hepsine rahmet eylesin.
Hulki İlgün’ü bulup sormalı; onun bilmediği yoktur.
* * *
Haaa, bir de Beşiktaş’ın atletizm takımı kaptanı Tolon Tosun, birkaç kere maratonda koştu, Yalçın Çıkınoğlu da orta mesafede koşardı.
Gazetelerin spor sayfalarında mutlaka atletizm haberleri ve tahminleri olurdu, seyircinin en çok tuttuğu yarış (100x4)’tü. Bu yarışı mutlaka programın sonuna koyarlardı, hele futbol maçı varsa, devre arasına...
* * *
Acaba bugün böyle bir organizasyona girişilemez mi?
Büyük kulüplerin atletizm takımları bir turnuvaya katılamazlar mı?
100 metre, 200 metre, 400 metre, engelli 800 metre, 1500 metre, çekiç, gülle, 4x100, 4x400 bayrak yarışları...
Ufaltılmış bir yarışma...
Futbolcuya milyarlar yatıranlar, gelirlerinin ufak bir bölümünü de atletizme ayıramazlar mı?
Üstelik başarı da meydanda.