Babalar, kızlar ve anılar...

Olaylar ve insanlar Oysa haber çok önemliydi, solcu şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'in kızı korkudan "adını" değiştirmiş, "Zeynep Korkmazgil" yerine manken Eylem Şenkal adını almış, yirmi küsur yıl böyle yaşamıştı.Nasıl korkmasın ki, evlerini yakmışlardı, çünkü onlar "gomonist" idiler.* * *KARŞILIKLI iddialarla gelişen bu habere değinen Yalçın Doğan ise bir başka haberin ipucunu veriyordu:"Bir başka ünlü solcu lider biliyorum. Onun da kızı adını değiştiriyor ve o da modellik yapıyor. Nedeni, yine siyasi."Kimdir acaba bu solcu lider, kimdir, Eylem Şenkal gibi mankenlik yapan kim?* * *DOĞAN Hasol'un anılarında buna benzer, belki de tam tersi bir olay vardır. (Anılar Kuşlar Gibidir/Remzi Kitabevi)Hasol, "6-7 Eylül olayları"nı anlatırken yazar. Biliyorsunuz, Kıbrıs'ta gözdağı vereceğiz diye İstanbul'u perişan ettik, azınlıklara saldırdık, dünyaya rezil olduk. Olayı düzenleyen o günkü iktidar ipin ucunu kaçırınca, sanki insanları sokağa döken, uydurma haberlerle kışkırtan başkasıymış gibi bu defa suçlu peşine düştü. Ellerine geçirdiklerini yağmacı, çapulcu diye yakalayıp içeri atıyorlardı. Galatasaray Lisesi'nde okuyan Doğan Hasol'un arkadaşını da, annesini de yakalamış gözaltına almışlardı, okul açıldıktan çok sonra serbest bırakılmıştı.Ana oğul, tutukluyken Edirne Valisi'ne haber gönderdiler. Çünkü Vali, çocuğun babası, kadıncağızın da eski eşiydi, hiç ilgilenmedi. Doğan Hasol'un arkadaşı da, babasının bu duyarsızlığına karşı ileride soyadını değiştirerek tepkisini gösterdi.* * *DOĞAN Hasol, bizim kuşaktan, aynı yıllarda o Galatasaray'da, biz Kabataş'ta okumuşuz, aynı toplumun, aynı olaylarını yaşamışız, birbirimizi tanımasak bile, anlattıklarını okuyunca sanki yanındaymışız gibi geliyor, üstelik ortak bir mekânımız var: Beyoğlu...Beyoğlu için yazdıklarına katılmamak mümkün değil:"Beyoğlu her şeye karşın hâlâ İstanbul'un Avrupa'sıydı. İstanbul'un kültür, eğlence, alışveriş merkeziydi. Değişik renkleri ve tatları vardı Beyoğlu'nun. Doğal ki, sevapları da vardır, günahları da. Zaman zaman dünü göklere çıkaran, bugünleri yerin dibine batıran konuşmaları duydukça, ben acaba başka yerde mi yaşadım diye düşünmekten kendimi alamıyorum."Biz de, biz de!* * *DOĞAN Hasol mimar, Yapı Endüstri Merkezi'nin kurucularından, çeşitli görevlerde bulunmuş...İhale ve müteahhitlik düzenini anlatan bir anısı var.Bir mimar arkadaşıyla Salı Pazarı liman tesislerine gidiyorlar, arkadaşı İlhan Tayman projeyi kazanan mimarlardan biri. Giriş saçağının betonu projeye aykırı dökülmüştür, arkadaşı önce şantiye şefini, arkadan gelen müteahhidi fırçalar:"Bu yaptığınız, meslek şeref ve haysiyetine sığmaz."Müteahhit gayet sakin cevap verir:"Boşuna yoruluyorsunuz, çünkü ben meslekten değilim!"Doğru, müteahhit, ne mühendisti ne de mimar.* * *DOĞAN Hasol'un spor yöneticiliği de var, Galatasaray Yönetim Kurulu'nda bulunmuş. Bir gün işyerine gelince, birkaç delikanlı onu bekliyormuş. Yeniköylü futbolcular, borç harç yardım, takımı kurmuşlar ama formaları yokmuş, ondan forma istiyorlarmış.Doğan Hasol, peki alayım, dedi. Onlar ise parasını ver dediler. Doğan Hasol vermedi, onlar da kızıp çekip gittiler, hatta giderken "Size çiçek bile almıştık!" dediler, o da kızdı, "Alın çiçeğinizi gidin!" dedi. Hiç itiraz etmeden alıp gittiler.Doğan Hasol, akşam olayı eşine anlatınca "Ayıp etmişsin!" karşılığını aldı, ama ertesi gün kimin ayıp ettiği anlaşıldı...Delikanlılar köşedeki çiçekçiden aldıkları çiçeğin faturasını yollamışlardı! h.pulur@milliyet.com.tr GEÇEN haftanın en önemli haberi yine saçma sapan siyasi bir tartışma yüzünden güme gitti, cumhurbaşkanını halk seçsin önerisini yüzümüze gözümüze bulaştırdık.