Barışın ricat yolu!..

Geçen gün “barış” için en büyük sorunun, Başbakan Erdoğan’ın o şartında düğümlendiğini yazmıştık. Sorun, Anayasa’nın “değiştirilemez” maddelerdeydi, çünkü o maddelerde, “Türk” vardı, “Türklük” vardı...
Silahları gömüp ya da mağaralara bırakıp çıkıp gitmek kolay mı?
Kolay!
Rahmetli Orhan Tokatlı’nın ruhu şad olsun, “Goley!” derdi, hem de çok goley!
***
Soranlar oldu:
“Nasıl kolay?”
Nasıl girdilerse, öyle çıkarlar, diyorduk, büyüklerimiz öyle demiyorlar mıydı?
Girdikleri gibi çıkarlar!
Davul zurna çalarak halay çekerek gelmediler ya, sessiz sedasız çekip giderler.
Ya polis, asker, özel harekâtçı ne olacak, onlar görmeyecek mi?
Görmezden gelirler, olur biter.
***
“Olur mu?” diye itiraz edenler oldu...
Olur olur hatta iki üç gün önce olmuş bile...
***
“Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Andaç köyünde oturan bazı kişilerin Kuzey Irak tarafına geçip kaçak mazot getirmeleriyle önceki gece başlayan gerginlik, güvenlik güçlerinin çekilmesiyle sona erdi. Salı gecesi kaçak mazot getirmek için gizlice Irak tarafına geçen kaçakçılar geri dönerken güvenlik güçlerince sınırda durduruldu. Bu arada yakınlarından haber alamadıklarını belirten yaklaşık 200 köylü de sınır hattının sıfır noktasında bulunan Habur-2 köprüsünün ilerisinden Irak tarafına geçmek istedi. Askerler ile köylüler arasında gerginlik çıktı. Köylüler askerleri taşladı. Bölgeye helikopterlerle asker sevk edildi. Önceki akşam saatlerine kadar devam eden gerginlik, Şırnak Vali yardımcısı Deniz Zeyrek, 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Ali Doğan İnce, Şırnak İl Genel Meclisi’nin BDP’li üyeleri, Rahmin Bal, Erşat Ediş, İrfan Encü’nün araya girmesiyle sona erdi. Sınırdaki köylülerin dönmesinden sonra BDP’li Meclis Üyeleri, buradaki askeri ve sivil yetkililer ile görüşmeler yaptı.
Görüşmeyle birlikte buradaki çok sayıdaki güvenlik görevlisi helikopterlerle geri çekildi. Askerlerin çekilmesinin ardından, Kuzey Irak topraklarında bulunan kaçakçılar yaklaşık 120 katır yükleriyle birlikte Türkiye topraklarına girdi. Andaç köyü çevresinde önlem alan diğer askerlerin de çekilmesiyle birlikte kaçakçılar, yükleriyle birlikte köye döndü. Köyde bekleyen yakınları, olası bir müdahaleye karşılık, her biri 65 litre yakıt alan katır sırtındaki 2’şer varili indirerek evlere götürdü.” (x)

***
Mehmet Y. Yılmaz’la bir iki yıl birlikte çalıştık, o Genel Yayın Müdürü, biz yine bu köşedeydik. Milliyet’ten ayrıldıktan sonra Hürriyet’e geçti, bu defa yönetici değil, yazardı. Son aylarda yazdıkları; yazar olmanın onuru, cesareti ve dürüstlüğün örneğiydi.
Mehmet Y. Yılmaz, geçtiğimiz cuma günü, yukarıdaki olayı yorumlarken noktasını şöyle koyuyordu:
“Dünyanın başka ülkelerinde de sınırı korumakla görevli bir ordu, kaçakçıları ‘yakalamamak’ için ricat etmek zorunda mı hiç?
Eline, kalemine sağlık Mehmet Y. Yılmaz...
—————
(X) 5 Nisan 2013, Hürriyet gazetesi