Batı'da neler yazılıyor, neler yansıtılıyor?..

Batı'da neler yazılıyor, neler yansıtılıyor?..

Hasan PULUR

YABANCI hayranlığımız sadece giyimde, kuşamda, eğlencede, sanatta, kültürde değildir, "entel düzey"de asıl hayranlığımız, yabancıların Türkiye'yi kötülemelerindedir. Bir yabancı gazetede, dergide, aleyhimize bir yazı yayınlandı mı, ya da içimizden birinin Türkiye'yi yerden yere vuran lafları yabancı ülkelerin dergilerinde yayınlandı mı, televizyonlarda aleyhimize bir program oldu mu, hemen üzerlerine atlarız, bu bir huy mudur, bir aşağılık duygusu mudur, çözmek zor.
Elbette bizim Avrupalıların değer ölçüleriyle farkımız vardır, onların demokrasi, insan hakları anlayışıyla bir düzeyde değilizdir, bunu da saklamaya hiç gerek yok, mal meydanda.
* * *
AVRUPA Birliği'nin bizim adaylık beklentimizi bile kabul etmeyişi, bu saçma sapan yabancı hayranlığını bir daha ortaya çıkardı. Bazı gazetelerimize ve özel televizyonlara yansıyan haberlere bakarsanız, Batılılar neredeyse Türkiye'yi reddettikleri için bayram ediyor ve Lüksembur bildirisini alkışlıyordu...
Hem de oybirliği ve sözbirliği ile...
* * *
ALLAH Ergun Balcı'dan razı olsun, geçen gün "Batı Basınında Batı" başlığı altında, bizimkilerin pişirmeye çalıştıkları aşa soğuk su kattı, (Cumhuriyet- 25.12.1997)
Ergun Balcı'ya göre, Batı basınındaki yazılarda ortaya çıkan genel görüş "Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye haksızlık ettiği yolunda."
* * *
ERGUN Balcı'nın sıraladığı örneklerden bazıları şöyle:
"International Herald Tribune gazetesinde yazan Londra'daki Stratejik Araştırmalar Ensititüsü'nün yetkililerinden Philip Gordon şöyle diyor: Gerginliğin böylesine artmasında AB'nin de önemli payı olduğunu belirtmek gerekiyor. Türkiye'nin gerçi insan hakları ve demokrasi sorunları var. Ama yine de Türkiye'nin neden diğer 11 aday ülke ile aynı gruba konmadığını anlamak güç."
* * *
"THE Wall Street Journal gazetesi de Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker'in AB'nin işkencecilerle, birleşemeyeceği yolundaki açıklamasını patavatsızca söylenen söz olarak niteliyor. Gazete, Juncker'in Türkiye'nin yeteri kadar Avrupalı olmayı öğrenebilmesi için daha onlarca yıla ihtiyaç var, şeklindeki sözlerine de şu alaycı karşılığı veriyor. Juncker herhalde Avrupalı olmakla Sırpların yüksek standardını kastediyor."
* * *
İNGİLİZ The Economist dergisi ise Lüksemburg zirvesini Avrupa'nın tarihi bir hatası olarak niteleyerek Avrupalıların gereksiz yere Türkiye'nin gururunu incittiğini yazıyor.
Dergi Güneydoğu'daki savaş, insan hakları, demokrasi ve ordunun siyasetteki ağırlığı nedeni ile Türkiye'nin AB standartlarının altında olduğunu belirttikten sonra şöyle devam ediyor; ama Türkiye de AB'ye derhal kabul edilmek istemiyordu. Demokrasi bakımından birçok eksiklikleri olan Slovakya ya da Bulgaristan'la aynı muameleyi görmek Türkiye'nin hakkıydı.
The Economist'in yorumu şöyle bitiyor; Lüksemburg'da şaşkınlık uyandıran bir şekilde yanlış yapıldı. Bu yanlış bir an önce düzeltilmelidir..."
* * *
ERGUN Balcı, bu yorumları, şöyle değerlendiriyor:
"İzleyebildiğimiz kadarı ile Batı basınında genel olarak hava böyle.
Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları konusunda birçok eksiği olduğu vurgulanıyor. Ama Avrupa'nın da bunları bahane olarak kullandığı, aslında Türkiye'yi dışlamasının başka nedenleri bulunduğu belirtiliyor.
Oysa Türkiye'de bazı çevreler, bu görüşte değil. Onlara göre AB, Türkiye'yi dışlamakta yüzde yüz haklı. Türkiye bu insan hakları ve demokrasi sicili ile AB üyeliğine aday olamaz. Türkiye sızlanmakta haksız.
Ne düşünüyorum biliyor musunuz?
Avrupa, Türkiye'de, kraldan fazla kralcı, böylesine ateşli yandaşları ve avukatları olduğunu bilse herhalde çok mutlu olur."
* * *
VİRGÜL ve noktasına kadar katıldığımız bu yorum bize Yağmur Atsız'ın bir tesbitini hatırlattı:
"Demek istediğim Spiegel olsun, öbürleri olsun, Türk demokratlarına hoparlörlük ederler etmesine de, ancak o demokratlar, Türkiye'ye sövüp saydığı sürece ederler."


Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr