Bir aile, diziler ve magazin...

Yazıya “televizyon dizileri”yle başlayacaktık. Ama öyle konular vardır ki!
Yazsan bir türlü, yazmasan bir türlü konular...
Sayın Başbakan Araplara “Biz bir aileyiz!” demiş...
Aman bu ailenin geçmişini fazla karıştırmayalım, öyle bir aile ki, Birinci Cihan Savaşı sırasında Cemal Paşa’nın anıları orada duruyor.
Bu kadarını da söylemesek, okuduğumuz onca kitaba, anılara ihanet olacak.
* * *
Gelelim “dizilere”; televizyonlar yarışta, kimin dizisi daha iyi, kimin dizisi tutacak...
Saçma sapan adamların, eş dost torpilli jürileri yerine, bu yarış daha adil...
Seyirci, hangi diziyi tutarsa, o kazanıyor.
Sonuç her zaman adil mi?
Seçici kurulların, seçtikleri her zaman adil mi?
* * *
Hep böyle olmuştur, “entellikleri kendilerinden menkul” bazıları, geçmişteki davranışlarına uygun davranıyorlar:
“Ben dizi seyretmem!..”
Bir zamanlar “Türk filmleri” için de öyle burun kıvırırlardı.
Sonra, Türk sinemasının önünde eğilmek zorunda kaldılar.
Dizilere tavırları da öyle...
* * *
Bu dizilerde oynayanlar çok para alıyorlarmış...
Doğrudur, arz talep kuralı değil mi? Seyirci oyuncuyu tutarsa elbet alacak.
Hele hele bu paraları alıp, evini barkını, arabasını, koltuğunu, kanepesini değiştirenlerin yakınması yok mu?
“Efendim çok çalıştırıyorlar!”
Çalışma, zorla mı, sanki Zonguldak’taki maden işçisinin dedesinin çalıştırıldığı gibi...
Eğer sosyal adaletten şikâyetçiysen, emekçinin hakkını arıyorsan, setlerde yatıp kalkan işçilerin hakkını koru...
* * *
Bir dizi bu kadar uzun olamaz! 45 dakika tamam!
Biri çıksa “Hayhay!” dese:
“Dizileri kısaltalım, sizin ücretlerinizi de azaltalım!”
Kıyamet kopar!
* * *
Beğenseniz beğenmeseniz de “diziler” bir gerçektir.
Bir iletişimcinin, bir habercinin “ben dizi seyretmem” demesi uygun mudur?
Lakin Türkiye’de uygun olanla olmayan öyle birbirine karışmış, kimin şeyi kimin nesinde belli değil!
Düşünün bunu söyleyen bir haberci...
Yarın bu dizilerle ilgili bir haber gelse...
N’olacak?
Sonra okur kızacak:
“Bu gazeteciler, hep yalan yazıyorlar!”
Bilmez ki, birtakım çokbilmişlerin, aslında bir şey bilmediklerini...
* * *
Bir taktıkları da “magazin” haberleridir, bu haberler de toplumun haberleridir, hele “zenginin parası, züğürdün çenesini” yorar lafı geçerli oldukça...
Eğer yalan yazmıyorsanız, eğer insanları özel hayatlarından bezdirmiyorsanız, “magazin haberleri” hep olacaktır.
Nasıl mı olmalıdır?
“Kanal Türk”te her sabah “2. Sayfa” programı yapan Müge Dağıstanlı ile Gülşen Yüksel’e bakın.