Bir fıkradan üç olay...

Hikâye bilinir... Yeniçeri ağası, bir Yahudiye takmış: “Siz Hazreti İsa’yı da çarmıha germiştiniz!”
Yahudi ellerini açmış:
“İnsaf ağam, iki bin yıl önce olmuş!”
“Olsun, ben yeni duydum!”
Üç ayrı olayı yan yana getirince, aklımıza bu geldi:
* * *
Birincisi Başbakan Erdoğan’ın, İran’a kızması...
Sayın Başbakan, İran’a niye kızmış?
Az çok tahmin ediyoruz, Tayyip Erdoğan Amerika dönüşü Tahran’a uğrayıp Obama’nın söylediklerini herhalde Ahmedinecad’a anlatacaktı.
Son dakika:
“Ahmedinecad hasta, sizi kabul edemeyecek, yarın gelin.”
Sayın Erdoğan’ı bilenler, böyle “son dakika”lara ne kadar kızdığını da bilirler.
Üstelik, hasta denilen İran Cumhurbaşkanı, o gece iki yabancı misafir kabul etmişse...
* * *
İstanbul’a geldiğinden bir iki gün sonra gazeteci kendisine soruyor:
“Uluslararası nükleer görüşmelerinin Şam veya Bağdat’a yapılması için, İran’ın teklifi var.”
Oysa toplantının İstanbul’da yapılacağı daha önceden kararlaştırılmış...
* * *
Tâbiri âmiyane, Başbakan’ın tepesi atar, İran fazla olmaktadır; der ki:
“Bu toplantının İstanbul’da yapılıp yapılmaması hususu bize herhangi bir prestij kazandıracak bir konu değil. Böyle bir prestijin de biz peşinde değiliz. Bizimle, burada İran kazanır. Niye çünkü adil yaklaşım sergileyecek bir pozisyonu ortaya koyarız da onun için.
Şu anda ortada dolaşan teklif, toplantının Şam veya Bağdat’ta yapılması, ipe un sermektir, bu iş olmasın demektir. Çünkü karşı tarafın Şam’a, Bağdat’a gelmeyeceğini bile bile kalkıp, biz Şam’ı, Bağdat’ı da önerdik, diyecek.
Dürüst olmak lazım... Dürüst olmadığı için dünyada sürekli olarak itibar kaybına devam etmektedirler.
Bu diplomasinin dili değildir, bu başka bir dildir.
O da bana yakışmaz.”
* * *
Yahudilerin, Hazreti İsa’yı iki bin yıl önce çarmıha gerdiklerini söyleyen Yahudiye yeniçeri ağası ne demiş:
“Ben yeni duydum!”
“Başbakan da yeni mi duymuş?” demez misiniz?
* * *
Başbakan’dan sonra Cumhurbaşkanı Gül de, Harp Akademileri’ne giderek kurmay subaylara ve kurmay adaylarına bir konuşma yapmış, demiş ki:
“(...) gelişmiş bir demokrasinin, sadece seçimler sonrasında, çoğunluğun iradesinin icraata yansıması olmadığını belirtmek isterim.”
Sayın Cumhurbaşkanı’nın affına sığınırız, hani yeniçeri ağası “Ben yeni duydum!” demiş ya! Zatıaliniz de yeni mi duydunuz.
* * *
Ya Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın “siyaset, yargıyı kuşatmasın!” endişesine ne buyrulur?
Yüce mahkemenin başkanı da “siyaset yargıyı kuşattı” diyecek değil ya...
Yargıtay Onursal Üyesi Çetin Aşçıoğlu’nun “doğru ve güvenli yargı özlemi...” kitabını okumuş olsaydı...
“Kuşatmadan örnekler” görürdünüz.