Bir fotoğrafın hatırlattıkları...

"Çanakkale savaşlarında vatanı savunan iki Mehmetçik." (x)***GÜNLERDEN beri, bu fotoğrafa taktık, bu fotoğrafın bir de yazısı olmalı, bu "Mehmetçikler"in Kurtuluş Savaşı'ndaki halini anlatan bir yazı...Okuduk, ama nerede?İki gün önce bulduk:"Kılıç Ali"nin anılarında okumuşuz.Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın en yakınlarından biri, Gaziantep'te milis kuvvetlerini kuran, İstiklal Mahkemesi Yargıcı Kılıç Ali...***SAKARYA Savaşı sırasında, Kılıç Ali ile Topçu İhsan Bey, Ankara İstiklal Mahkemesi yargıçlarıdır. Bir sabah mahkemeye giderken, yolda bir asker kafilesine rastlarlar. Ayaklarında kirli birer iç donu, sırtlarında yırtık pırtık mintan, kiminin başında şekilsiz bir kalpak, kiminin başında rengi atmış, yağlı, püskülsüz birer fes, bellerinde iple bağlanmış kasaturalar...Kılıç Ali ile Topçu İhsan Bey gördüklerine çok üzülürler ama birbirlerini de teselli ederler:"Ne yapalım, geri kalmışız, yoksul bir milletiz, bu koşullar altında vatanımızı savunuyoruz."***BİTTİ mi?Hayır, bitmedi...Kılıç Ali ile Topçu İhsan Bey akşam mahkemeden çıkıp evlerine dönerlerken, yolda, tümen kumandanlarından Albay Hulusi Bey'in evinin önünde odun kıran bir asker görürler. Tertemiz giyinmiş, üstü başı düzgün, sağlığı yerinde olan bu asker, belli ki tümen kumandanının hizmet eridir. Böyle sağlıklı, güçlü, dinç bir asker, odun kırmak, hizmet etmek için cephe gerisinde tutuluyor, ya sabah cepheye gidenler!!! Olacak iş mi bu?İkisi de geriye döner, mahkemeyi açarlar, Merkez Kumandanı'na, Tümen Kumandanı'nın tutuklanarak mahkemeye gönderilmesi için tezkere yazarlar. Biraz sonra Merkez Kumandanı Albay Şevki Bey'den cevap gelir:"Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı Kâzım Paşa, Tümen Kumandanı'nın tutuklanmasına izin vermiyor!"Neeee!İstiklal Mahkemesi'nin kararına kim karşı çıkabilir?Kanuna göre, bu mahkemenin kararlarını yerine getirmeyen kim olursa olsun aynı mahkeme tarafından tutuklanır ve yargılanır, kanun böyle der.Bir tezkere daha gönderilir:"Milli Savunma Müsteşarı'nı da yargılanmak üzere hemen tutuklayın!"***BİRAZ sonra, Mustafa Kemal Paşa, ikisini de istasyondaki makamına çağırır; çok sinirlidir:"Tümen Kumandanı'nı, onu takiben de Müsteşar Kâzım Paşa'yı hodbehot tutuklama ve yargılama yetkisini nereden aldınız?"Kılıç Ali ile Topçu İhsan Bey çekinmezler, "Kanundan!" derler ve devam ederler:"Evinin özel işini, hizmetini ordununkinden önde tutanlara karşı, bir türlü hazır hale getirilmeyen orduyu manen ve maddeten güçlendirmeye çalışıyoruz. Karar ve hareketimizde, Meclis'in mahkememize verdiği kanuni yetkiye dayanıyoruz."Atatürk, "Getirin şu İstiklal Mahkemeleri Kanunu"nu der, kanunu inceler, Kılıç Ali ile Topçu İhsan'ın yaptıkları kanuna uygundur.Onlara bu durumun düzeleceğini vaat eder, tezkerenin bu seferlik geri alınmasını rica eder.***DERGİNİN kapağındaki iki "Mehmetçik"in fotoğrafı bakın bizi nerelere götürdü.Diyeceksiniz, demokrasilerde böyle şey olur mu?Elbette olmaz, olmaz ama vatan da böyle kurtulmuştur, Türkiye Cumhuriyeti böyle kurulmuştur, demokrasiyle değil!İyi ki değil!(x) Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk, aylık Kemalist dergisi, Mart 2006. h.pulur@milliyet.com.tr GÜNLERDİR masanın üzerinde bir dergi, kapağında pejmürde, yırtık dökük elbiseleri, tabir caizse hırpani, ayakkabıları paramparça iki genç adam. Delikanlı diyemezsiniz, ne altta var, ne üstte, perişan... Fotoğrafın altında iki satır: