Bir sarhoş ve polis...

Bir sarhoş ve polis...


       Polis; kimi coplar, kimi iter, kakar, kovalar, kimi yakalayınca, kafasına bastıra bastıra araca sokar?
       Harçları protesto eden öğrenciyi, zamları az bulan memurları, doğaya sahip çıkan çevrecileri, nükleer santrala karşı çıkanları, insan hakları, diye yürüyüş yapanları...
       Onlara hadlerini bildirir, copla da vurur, yumrukla da, tekmeyle de...
       * * *
       PEKİ, sokağın ortasında bir sarhoş trafik denetiminde yakalanmış, önüne gelene ana avrat küfrediyor, sallıyor "Ben Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in akrabasıyım" diyor, "Benim eniştem Kamer Genç'in arkadaşıdır!" diyor, "Ben filan sendikanın başkanının oğluyum!" diyor, "Daha önce yakaladılar da ne oldu, düdük?" diye polisle dalga geçiyor. "Alkollüsünüz!" diyen polise de "Yaz kardeşim yaz!" diye meydan okuyor, televizyon kameramanlarına ana avrat dümdüz gidiyor, polis seyrediyor.
       * * *
       PEKİ polis bu sarhoşa ne yapsın?
       Coplasın mı, dövsün mü, yumruk mu atsın, tekme mi sallasın?
       Hayır, hayır, sadece polisliğini yapsın, yasanın, yönetmeliğin ona verdiği yetkiyi kullansın, sarhoşu yakalayıp polis aracına soksun, yasal işleme başlasın...
       * * *
       SANIRIZ, geçen çarşamba günü "Show TV"nin haberlerinde bu görüntüleri seyredenler, bizim gibi düşünmektedirler.
       Şimdi, bazı polisler diyecekler ki:
     "Sizin kameramanlar orada olmasa bizimkiler ne yapacaklarını bilirlerdi!"
       Hiç sanmıyoruz, öğrenciler, memurlar, çevreciler itilir, kakılırken televizyon kameraları oralarda değil miydi, o görüntüleri onlar çekmediler mi?
       Onun için bu mazeretin inandırıcılığı yok!
       * * *
       BİZ; polisi döven, söven, coplayan, tekme, yumruk atan, işkence yapan güvenlik kurumu olarak görmüyoruz, istemiyoruz da..
       Ama haddini bilmeyenlere de, polis haddini bildirmeli, yasaların ona verdiği yetkiyi kullanmalı, bir sarhoş karşısında aciz kalmamalıdır.
       Polis; gücünü öğrencinin, memurun, işçinin, çevrecinin üzerinde ispatlamamalıdır.
       * * *
     GÜNGÖR Uras'ın kulakları çınları "Burası Türkiye abicim!" der...
       Evet, burası Türkiye...
       Baklava çalan çocuğu da mahkum eder, güvercin çalanı da...
       Ama devleti soyan başının tacıdır, beydir, beyefendidir, ağadır!
       * * *
       DEDİK ya "Burası Türkiye"dir, "Öğretmen istiyoruz!" diye yürüyüş yapan küçük öğrencileri yakalar, yargılar, ancak bilirkişi raporuyla beraat ettiririz.
     "Yaptıklarının suç olduğunu, bilecek yaşta değillerdir!" raporuyla...
       Neymiş işledikleri suç?
     "Öğretmen istiyoruz!" diye pankart yazıp, yürümek!
       İnsaf!
     "Yollar yürümekle aşınmaz!" diyen bir Cumhurbaşkanı'nın ülkesinde, en büyüğü 13 yaşında olan çocuklara reva gördüğümüz muameleye bakın!



Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr