Bir savcı, F.B. ve Aziz Yıldırım...

CHP Genel Başkanı iki gün önce meydana elinde bir “tutanak”la çıktı... Elindeki tutanak 6 Ocak 2014 tarihliydi, İzmir’deki bir yolsuzluk soruşturmasıyla ilgiliydi...
Adalet Bakanlığı Müsteşarı saat 19.30’da İzmir Başsavcısı Sayın Baş’ı telefonla aradı, “ne var, ne yok, iyilik, sağlık” muhabbetinden sonra, müsteşar yürütülen bir soruşturmadan laf açtı. İzmir Savcısı kısa bir bilgi verdi. Müsteşar kısa bilgiyle yetinmedi:
“Soruşturmayı derhal durdur, savcıyı değiştir, polisleri geri çek!”
***
Sonra ne oldu?
İzmir Savcısı anlatıyor:
“Makamında beklediğini, sonucun bildirilmesini istedi. Kendisine, hukuk ve yasalara aykırı bir işlem olmadığını izah ettim. Sonra 22:31’de tekrar aradı. Hukuka aykırı durum olmadığını anlatmama rağmen ‘Bu saatte git savcıyı değiştir, tüm kararları iptal et, soruşturmayı durdur. Yapmazsanız sonuçlarına katlanırsınız’ diyerek telefonu kapattı.”
***
Bu da elli yıl öncesinden:
“CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’in 1952 yerel seçim nedeniyle Bilecik’te sürdürdüğü parti çalışmalarından DP rahatsızlık duymaktadır. Adalet Bakanı R. Nasuhioğlu Cumhuriyet Savcısı Fahrettin Oğuz’a telefonda ‘Gülek’i hemen tutuklayın ve Ankara’ya gönderin’ emrini verir. Ancak savcı aynı görüşte değildir. Telefondaki ses çizmeden yukarı çıkar:
‘Sen ne biçim savcısın’ diye Savcı Oğuz’u paylar. Erdemli ve onurlu savcı bugünlere bile örnek olacak bir davranış içinde, ‘benim görevim bitmiştir’ diye telefonu bakanın yüzüne kapatır. Olaya tanık olan yargıç adayı sonra Yargıtay Onursal Üyesi olacak Kemal Gür’e dönerek ‘evladım, benim gibi yapmaya hazırsan devam et yoksa adaleti rencide edersin’ der.”
***
Evet, dedik ya 50 yıl öncesinden:
Politikacının, yargıya aşkı hiç bitmez, şimdi de aynı minval üzere...
HSYK değişse de ne olur, değişmese ne çıkar.
Siyasetçinin kafası değişiyor mu, değişmiyor mu ona bakın!
Kafa aynı kafa oldukça...
Hamam aynı hamam, tas aynı tas, kurnalar aynı kurna, değişen ne var ki?
***
Aziz Yıldırım sevgisini yazacaktık, o ne coşkulu karşılanmaydı!
Gecenin o saatinde coşturan Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım sevgisiydi, bunu yazacaktık.
Lakin geçenlerde öyle bir yazı yayınladı ki, “Fatih Altaylı” gibi bir Galatasaraylının yazısı.
Bu yazıdan sonra, yazı yazılır mı, okuyun siz ne diyeceksiniz?
Yazının başlığı “Aziz Yıldırım’a saygı...”
“FENERBAHÇE şike yapmış mıdır, yapmamış mıdır bilemem.
Bana sorsan, Aziz Yıldırım’ın şampiyon olmuş Teknik Direktör Mustafa Denizli’yi kovarken kendisine yöneltilen ‘Şampiyon yaptı, niye kovdunuz?’ cümlesine verdiği, ‘O mu yaptı zannediyorsunuz?’ yanıtı, mahkumiyetle sonuçlanan soruşturmadaki delillerden daha ‘anlamlıdır’ derim sadece.
Aziz Yıldırım’ın bu cezayı hak edip etmediğini de bilmiyorum haliyle.
Ama şunu söylemem lazım.
Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe camiasına büyük saygı duyuyorum.
Gösterdikleri müthiş direnç, birbirlerine inanmışlıkları, birbirlerine güvenleri, birbirlerine kenetlenmeleri ve mücadele azimleri her türlü saygıyı hak ediyor.
Böylesine büyük bir azim, direnç ve dayanışma, başkana, lidere bu denli büyük güven ve bağlılık Türkiye’de sadece iki kurumda var.
Biri Fenerbahçe.
Diğerini siz tahmin edin.”
***
Bir Galatasaraylıdan, Fatih Altaylı gibi bir Galatasaraylıdan daha ne bekliyorsunuz!