Bir yangın merdiveninin düşündürdükleri

Halk ne güzel bulmuştur... Halk, deyimi ne güzel bulmuştur; birdenbire yükselen, zenginleşen, itibar sahibi olanlara “Allah’ın yürü ya kulum dediklerinden”...
* * *
Tabii bu deyim, değiştire değiştire geliştirilir.
“Allah bir kere yürü demesin!”
Uzar gider!
Çok kere de iğneli, çuvaldızlı laf haline getirilir, tabii mutlaka imalı laf dokundurarak...
* * *
Şimdi, bu nereden aklımıza geldi.
Televizyonlarda seyretmişsinizdir Rize’de altı katlı bir apartmanda yangın çıkıyor, dumanlar üst kata kadar yükseliyor, altıncı katta ilkokul çağında iki kardeş var, itfaiye yetişiyor, nafile, merdiven kısa, halk altıncı katın çatısına çıkıyor, iki kardeşi kurtarıyor, biri yolda ölüyor, diğeri yaşam mücadelesi veriyor.
* * *
Halk bir ağızdan feryat ediyor:
“Merdivenleri yoktu!”
Ya kılık kıyafetleri?
Böyle bir yangına itfaiyeciler gömlek, pantolonla mı gider?
Ne gaz maskesi var, ne de yangına dayanıklı elbise...
* * *
Bu bize neyi anımsattı?
Sayın Başbakan Erdoğan o tarihte belediye başkanlığına yeni seçilmiş, galiba Levazım Sitesi’nde bir yangın, iki çalışan kadın ölüyor.
* * *
Ertesi gün haberler:
“İtfaiyenin merdiveni yetmedi, kısa kaldı.”
Bizden de uzağı görmeden, neyin kısa olacağını, kimin ne olacağını sormadan bir eleştiri:
“İstanbul Belediyesi imar müsaadesi verirken, binanın kaç katlı olduğunu bilmiyor mu?”
* * *
Bir telefon, belediye başkanı arıyor, diyorlar, Sayın Recep Tayyip Erdoğan...
Karşılıklı tartışıyoruz, tartışma değil konuşma ama “Başbakan”ın üslubu öyle...
“Bir merdiven nasıl alınır, biliyor musun?” diyor.
Uzun uzadıya ihaleden, bürokrasiden söz ediyor...
Biz de “halkın oyu ile iktidara gelenlerin, seçim kazananların şikâyete hakkı yoktur” gibilerinden laf ediyoruz.
Sonunda telefonu karşılıklı kapatıyoruz.
Şimdi anladınız mı, Rize’deki yangından sonra aklımıza niye “yürü ya kulum” lafı gelmiş...
Bizimki de “münasebetsiz Mehmet” efendilik ya!
* * *
Dipnot: İlhan Banguoğlu ile birlikte Hilmi Yavuz’a gidip özür dilememiz gerekiyor.
Yıllarca söyledik durduk lafın mucidi İlhan Banguoğlu’ydu, yayan da biz:
“Felsefe, abuk sabuk sorulara, saçma yapan cevaplar vermektir. Bunu yapanlara da felsefeci” denir.
Şaka da olsa, meğer ne büyük hata yapmışız.
Televizyonlarda ahkam kesenleri dinledikçe...